istanbul tıp fakültesi hematoloji bilm dalı öğretim üyesi, canım hocam. namıdiğer "yüzcü meliha". sözlü sınavlarda puanı bol olduğu için bu isimle anılmaktadır. hızlı olmasıyla ünlüdür. hem pratikte hem teorikte çok hızlı ders anlatır. derse başladığı anda hazır olmanız lazım ki hocayı slayttan takip edebilesiniz. slaytı aramaya çalışırken dersin yarısını kaçırabilirsiniz(yaşandı). Pratiklerinde yıllardır biriktirdiği hastaların dosyaları üzerinden hematolojik tablolara yaklaşımı öğretir. Unutmadan pratikte öne oturmaya çalışın.
amerika'nın nevada eyaletine bağlı bir çöl şehri.

anlamı ispanyolca'da 'çayır'.

adı, yıllar yıllar önce ispanyol tüccarlarının o bölgede çöl ortasında vaha bulmasından geliyor.
Şu an hatta son 6-7 aylık durumum.nedendir bilemiyorum.stres ve sigara olabilir diye düşünüyorum sözlük.böyle bir güne güzel ve dinç uyanmak,Mutlu gözümü açmak istiyorum.
şu an genel olarak yanmakta olan bölge. umarım cehennemde Akdenizli indirimi diye bir şey vardır. bol bol yanıyoruk zaten.
Ülkemizde var olan durumdur. Şöyle izah edelim, devlette veya halk arasında oluşturulan organizasyonların, kurumların hiçbirinin geleneği oturtulamıyor. Sürekli bir bozulma, yok oluş, yerine başka ve ona benzemeyen değerlerin geçmesi gibi bir devridaim var.

Batı Avrupa ülkelerinde ve Japonya’da yüzlerce yıllık birtakım gelenekler ve kurumlar varlıklarını sürdürüyor. Türkiye’de de son 25-30 yıla kadar aşağı yukarı böyleydi. Sonra yavaş yavaş işler değişti, şu zamanlar eskidi diyerek çöpe atılan pek çok değer var. Bu sebeple kültürümüzü koruyamıyor ve gittikçe yozlaştırıyoruz.

Bir üniversitenin, bir okulun, uzunca süredir varlığını sürdüren ve bilgi ve tecrübe birikimi olan bir devlet kurumunun, askeri okulların, Türk ordusunun, diplomatik geleneğimizin, kültürel birikimlerimizi yansıtan tarihi binaların, Türk halk geleneklerimizin, Türk halk müziğimizin, kültürel değerlerimizin, doğal güzelliklerin ve bunun gibi kendimizi yaşama bağlayan veya bizi biz yapan şeylerin birer birer yozlaştığı, değiştirildiği, yok edilip yerine başkalaştırıldığı, bize ait olmayan köksüz değerlerin ikame edilmeye çalışıldığı bir devirdeyiz.

Sürekli kafamız karışık. Eğitim sistemini bir öyle bir böyle yapıyoruz. ulusal bir eğitim bütünlüğü yok. Yazım kurallarını sürekli değiştiriyoruz. Halk müziğinin otantikliğini koruyamıyoruz, eski sanatçılarımızı yeterince çalışmıyoruz, müziği yozlaştırıyoruz. Köklü kurumları ortadan kaldırarak birikimlerini yok ediyoruz. Saygı göstermiyoruz. Cehalet kusuyoruz.

Bunlar bir kere oldu mu o birikimi o tecrübeyi o kültürü bir daha diriltemiyorsunuz veya bunun için belki de çok çaba sarfetmeniz gerekiyor.

Toplumsal hafızayı silmiş oluyorsunuz.

Bu da bir nevi insanın kendi zihnine yaptığı kültürel soykırımdır. Sonucu ise kendine güvenmeyen, aşağılık kompleksli bireylerdir. topyekun milli zihinsel çöküştür.

Çözümü ise önce farkındalık sonra eğitimdir.
Bu adami nasil tanimlayabilirim bilmiyorum. dava adami, hoca, inandigi ugurda olecek kadar inancli, musluman vesaire.. Tek derdi bilincli, sucu sadece "dis mihraklar"da bulmayan, kendi hatalarinin ve uyusuklugunun farkinda, etrafinda ne olup ne bitiyor anlamakla kalmayip prangalarini kiran bir nesil yetistirmek icin ugrasti. Sii olmasi hicbir fark yaratmaz, imamiyet inanci vesaire gibi dusuncelerini asiri ve gereksiz buluyorum, tasvip etmiyorum. fransa'da bulundugu zaman dilimi icerisinde sosyalist fikirlerin etkisinde kalmis da olabilir, ama hayata bakisinin has bir musluman gibi oldugundan eminim.



Calismalarini iran'da surdururken, istenmeyen adam ilan edilip; surgun, hapis vb. olaylar sonucu iran istegi ingiliz destegi ile sehit edilmistir.



"..din; kitlelerin afyonudur, ancak soz konusu dinler şirk dinleri ise.." Sozuyle karl marx'a atfen aciklik getirdigi mesele ise bakisini ozetler niteliktedir.



Okumayi dusunuyorsaniz,

Dine karsi din

Anne baba biz sucluyuz

Insanin dort zindani

Kitaplarini tavsiye ederim.
Bir iş yapana söylenen iyi dilek.
Bazen yanlış zamannda ve yerde söylenmesi komik anlara neden olur.
Çocuk nefrolojisi dersinin ortasında hoca hararetli bir biçimde dersi işlemekte konudan örnekler vermektedir. O sırada kapı açılır, derse geç gelen arkadaş ne diyeceğini bilemez biraz da umursamaz bir halle ve şiveli olarak "kolay gelsin hocam kusura bakmayın"
Hoca 10 dakika boyunca "ben marangoz muyum kolay gelsin ne alaka" modunda kolay gelsin sözünün kullanıldığı yerlerden bahsetmişti. arkadaşı çiğ olarak yiyip bitirmişti. Bizler de tabii bu sinirli stresli ortamda kahkahayı koyvermemek için dudaklarımızı ısırıyorduk.