Tıbbiyeli Radyo Yayında!

iyikivarsın

bir abla edasıyla elinden geldiğince bana yardımcı olmaya çalışmıştır. çekindiğim bazı konularda önyargımı kırdığı için kendisine teşekkür ediyorum. iyikivarsın iyiki varsın*

tıptaki çaresizliğin tek kelimeyle ifadesi

donald trump

benzer yönlerine hiç alkol tüketmemiş olması da eklenebilir. lan yoksa... yok canım içmemiştir o.

ahmet aslan

'yarim derdini ver bana,
dermanın olayım senin'
dediğinde, yare söylenecek en güzel sözü söylemiş olduğu için hayıflandığım sanatçıdır.
hayıflanmayı bir kenara bırakıyor ve türkü tadında mırıldanıyorum.
yaarimm derdiini verr banaa,
dermanın oolayım seenin.

antidiüretik hormon

santral yada nefrojenik diabetes insipidusun baş karakteri olan hormondur.poliüri polidipsi noktüri gibi belirtileri vardır bu yönden de diabetes mellitustan ayırt edilmesi gerekir.

yassı kadayıf

yazarların tıp okuma nedenleri

ultrasyon diyen nontıpçı arkadaş

(bkz: ultrasound)a ultrason diyen tipci ile ayni kategoridedir. sadece basinda dr. unvani vardir swh

death note

sevgilisiz yaşayabilen insan

sevgi yaşamı katlanılır kılan bir duygu. onsuz da yaşanabilinir elbet. ama o olunca çoğu zaman daha güvende, huzurlu ve mutlu hissedebiliyorsunuz. öyle bir insanın varlığı bile mutlu ediyor. yoksa hayat çekilmez olurdu.

rachel mcadams

en en en beğendiğim kadın oyuncu.gülümserken görünce benimde yüzümde istemsizce bi tebessüm beliriyo.yaşam sevinci veriyo insana.aynı zamanda sevdiğim hatun kişisi de ona benziyo ya da rachel ona benziyo bilemedim.swh

doğan

tofaş marka arabadan başka bir çağrışıma yol açmayan kelime. bu ismin yakıştığı tek kişi ise doğan duru'dur herhalde.

oylumsuzluğumun devingen heteronormativitesi

ekspoze olmuş ekstrem bir reaktivistik konservatist tradisyonalizmin limitlerinde transfilik, homofilik ve multigender bohem aşağı kültürün antihümanofütüristik kritiğini husûle getirmeme imkân veren cognitomun veyâhût multiholistik perspektifle biyomentososyal proseslerimden müteşekkîl integratif çapraşımlarından prodükte olmuş high-level pozisyonumun perennial olmayan; lâkin decisiv bir projeksiyonudur. ayrıca mental prezentasyonlarımın formasyonunda heteroseksist üst kültürün bizâtihî kudretli tabiatını temellendirmekte yararlandığım argümantasyonların başat noktasını meydâna getirir. binâenaleyh; bahsi geçen ucûbelerin ve sevicilerinin, entelektüel açıdan emeklemeye ve ümit vermeye başlamış transhümanistik liberteryen insanlığa engel mikroorganizmaların, feminen zehir dâhil sosyolojik aksteki malign transformasyonların ve egaliteryan sol bazlı politik doğrucu virütik oluşumların konservatif gâyelerle fikren destrükte edilmesi hâlihazırda zarûret hâlini almıştır.

intörnlüğün ilk günü

bizim intörn rotasyonu dahiliyeyle başlamıştı. hemen ilk haftadan nöbet koymuşlar. servis nöbeti allahtan. neyse akşam oldu geçtim asistan odasına bekliyorum. gelen giden kimse yok. resim filan çekiyorum 'uff nöbet tutmak çok zor' havasındayım. o sırada odanın telefonu çaldı.
- alo
+ alo
- kiminle görüşüyorum?
+ ben int. dr. hiperkrat
- hah dr. bey ( bi de hoşuma gidiyo ki böyle demeleri) özel serviste 317'deki hastanın göğüs ağrısı başladı da bir baksanız?
+ tamam geliyorum
yalnız öyle bi dedim ki geliyorumu, sanırsın kardiyoloji uzmanı geliyor. sonradan kafama dank etti. 'lan özel servis neresiydi?',' ekg çekmek de lazım buna nasıl çekicez?'
hemen google amcaya danıştım baktım ektremite renklerini ezberledim. 317 nolu oda 3. kattadır diye yola koyulduk. bu sefer düz mantığım beni yanıltmadı da hastayı bulabildim.
girdim içeri. hasta iyice ajite olmuş, yakınlarında bir telaş bir telaş bende de yavaştan angina pektoris oluşmaya başladı. napıcam derken boynumdaki steteskop yetişti imdadıma. bir iki dinliyorum işte. hiçbişi duymasan da hastalar acayip tatmin oluyo bu aletten. bir profesyonel edasıyla 'ekgnizi de bir görelim' diyip getirdim makinayı. daha önceden ezberlediğim şekliyle yerleştirecem bana kalsa. ama o da ne, allahım o nasıl bir kördüğüm. aç açabilirsen...
en nihayetinde makinanın nasıl çalıştığını da o an keşfedip çektim ekgyi ama hiçbirşeye benzemiyor. aldım götürdüm kardiyolojiye. asistan şöyle bir baktı kağıda "akut bir olay görünmüyor ama sen yine de troponin gör" dedi. döndüm servise hemşireye troponin görelim dedim. ben de odama geri döndüm. ilk değer normal geldi ikincisini de istedim. sabah oldu evin yolunu tuttum.
daha sonradan nöbet imzası için o günkü nöbetçi asistanı bulduk.
- arkadaşlar gece kendi başına troponin isteyen intörn kim?
+ benim abi
- olum niye haber vermiyosun vizitte rezil oldum senin yüzünden
+ şey kardiyolojiye danıştım abi ben o hastayı troponin gör dediler
- kaç geldi troponin?
+ normaldi abi
neyse ki çok problem olmadı da imzamızı alıp çıktık. meğer nöbetçi asistanların beklediği yer başkaymış.

topuklu ayakkabı

topuğu yüksek ve dik açılı olanları çok zor giyilir. platformlu olması tercih sebebidir, ayağı fazla yormadan boy attırır.*

yazar nick'inden uzmanlık tahmini

sözlük

sözlükte entry olarak girilince paradoksa sebep olan şeydir.

konya

en çok alkol tuketilen 2. şehir

psikopathasta

başta ismine genel bakınca ingilizce bir sözcük sanıyorsunuz ama okuyunca geçiyor.

cansu canan özgen

(bkz: pelin çift)'in yerine habertürke çıktı. pelin çift trt'ye geçtiğinden beri siyasileşti, yerini alacağa benziyor.

içerik kuralları - iletişim