tıbbiyeli sözlük – Bilgi konuşturur
hayatım boyunca yurtlarda ve öğrencilerle birlikte kalan biri olarak gözlemlediğim olay.

siz onlara yapmaları gerektiğini içten içe bildikleri ama yapmadıkları bir şeyi hatırlatınca sizi de durdurmak istiyorlar.
tipfakla ilgili bu sene bazı sancılarım var dostlar.okudugum fakülte yeni açılmış bir fakukte ve bize verilen eğitimin kalitesinden çok şüpheliyim.bunlari yazıyorum diye beni manyak ders çalışan tayfadan gormeyin çok da ders çalışmam ama ortlamanin biraz ustuyum sanırım ama biraz.neyse dostlar şimdi sıkıntı su bu yeni açılan fakültede okuduğum için çoğu hocalar bence çok bktan.bilgisi olan inanılmaz hocalar var derslerini kimse kaçırmaz ama özellikle dönem 3 için bazı hocalar acayip dandik.problem burda başlıyor işte,ben bu fakülteden bir şey öğrenemiyor gibi hissediyorum ve bu beni çileden çıkartıyor.hatta bunlardan bir şey ogrenemem diye gittim tus kitaplarını okumaya başladım ama onlar da ağır gibi geliyor(bu konuda tavsiyesi varsa üst dönemlerimden aydinlatilmayi isterim).diger fakültelerin nasıl olduğunu merak ediyorum benimle aynı düşünen insanlar var mı el atsanız derdimi konuşsak minnettar olurum dostlar
zamanın kıymetini öğreten görünmez bir öğretmen. i̇nsana aslında “normal” sandığı hâlin ne büyük nimet olduğunu hatırlatır..
geçip giden zaman çok acımasız. buraya izlediği filmleri, okuduğu kitapları yazan dönem bilmemkaç öğrencisi olarak tusa çalışmak zorunda olan, acilde görev yapan benden daha 'büyüklerin' durumunu merak ederdim. sonra birden koskoca intörnlüğü bitiriverdim, doğuda bir ilçeye atandım, acilde birinci senemi dolduralı çok oldu. şimdiden üçüncü tusuma girdim bile. buraya yazmadığım için, bu profil belli başlı konularda yazan biri olarak donakalmış. geri dönüp okuduğumda kendimi de donakalmış hissettim.

oysaki değişiyoruz. ilk arrestimizi tek başımıza yönettiğimizde, 'sana serum lazım değil' dediğimiz hastanın tepkisini görmezden gelmeyi öğrendiğimizde, il sağlığın günlük hasta bekleme süresi 3 dkyı aştığında 'acil düzeninize dikkat edin???' mesajlarına, bayram yoğunluklarına, personel sorunlarına alışıyoruz. daha önce bılmediğimiz sorunları yönetebilmeyi öğreniyoruz. daha ciddi, daha profesyonel, iletişim konusunda daha başarılı ve sanırım daha mutsuz birine evriliyoruz.

arada bir kitap okuyup buraya yazsam güzel olur. arada bir sistemsel sorunlarda öfkelensem, acil anılarımı yazsam, tusu kazanıp gitsem güzel olur.

hayırlısı.
yurtdışında tr’den çok daha rahat yaptığım eylem.

bugün kütüphanede kuran dinliyordum ders çalışırken. eski kulaklık bozuldu, bu kulaklık da baya ses geçiriyor. yanımda bir hindu bir hristiyan bir tane de iranlı ne din olduğunu bilmediğim biri var.

hiç sıkılmadan, aman bunlar benim dini kimliğim üzerinden bana saldırır mı endişesi çekmeden dinleyebildim.

türkiye’de inşallah bile deyince “inşallah maşallahla olmuyor bu işler” ile başlayan “bir de utanmadan allah diyorsun” gibi giden binlerce sivri cümleye hazırlıklı olmak gerekiyor.

bunların hiçbiri ile tartışınca ya sen bir de allah kitap diyorsun, ya bir de sen kuran dinliyorsun sözde dindar olacaksın vs saçma alakasız dini kimliğim üzerinden bana saldırmaz ama kemalistler farklı tür bir faşist.
bugün uyandım dedim hadi kalkayım ama 1 saat sonra hala yataktaydım bir ara yastığımı hafifçe günaydın diye selamladım o da bana cevap vermedi belki bir gün bu yatak bana hadi kalk dünya seni bekliyor der ama bugün değil
tarayıcı geçmişimle terapiye gitsek, terapist istifa ederdi. “neden uyumadan önce ilkokul anılarım geliyor” başta olmak üzere 37 cevapsız soru.
kadın rakısı kulüp delüks rakısıdır. kendisi sosyetenin ve ünlülerin rakısı olarak da bilinir.
i̇mbiğin göbeğinden en az 3 kere damıtılarak elde edilen ve 0 yaş üzümden yapılan rakıya göbek rakısı denir. göbek rakısında en iyisi de tekirdağ göbek rakısıdır çünkü 0 yaş üzümden yapılan bildiğim kadarıyla tek göbek rakısı bu.
bir gün başa gelirsek çok sıkılaştıracağımız olay.

türkiye’de insan canının değerinin daha çok bilinmesi lazım.

burda eğer şantiyede işçiye bir şey olursa genelde şantiyeye sağlam ceza kesiliyor.

i̇şçiye eğitim ve materyal verdin de uygulamıyorsa bile yine neden yeterince denetim yapmadın diye kızıyorlar.

türkiye’de işçi hatası denip geçiyor, bunu bilen işçi de işveren de aman ne olacak deyip geçiyor ve birçok işyeri kazasına sebep oluyor.
mezunu olduğum şahane lise. konak-karataş'ta astsubay orduevinin hemen yanında konumlanmıştır. kısmen geniş bir alana yayılmış olsa da büyük oranda tepelik olmasından kaynaklı kullanılabilir alanı fazla yoktur. eğer ön kapıdan binaya girmek isterseniz 80-90 civarı, bahçeden binaya girmek için 10-15 civarı, ilk kattan ikinci kata çıkmak için de 15-20 civarı merdiven çıkarsınız. bina baya taştan yapılmıştır o yüzden içi soğuktur. lisenin tarihi aslında bilinmezlik içinde değildir, başından beri eğitim-öğretim maksatlı kurulmuş bir bina olsa da biz öğrenciler arasında "eskiden hastaneydi hatta burada sedyeler varmış. ameliyathane odaları olmasından ötürü odaların tavanları çok yüksek ve sınıflar genişmiş (alaka seviyesini bilmiyorum)" minvalinde söylentiler dolaşır. deniz manzarası kısıtlı olsa da vardır hatta ilk kurulduğunda tamamen denizi görürmüş. zamanla önüne binalar dikilerek görüş tamamen kapatılmış. bir iddiaya göre de merdivenlerin oradaki büyük aynanın arkasında i̇zmir atatürk lisesi'ne (i̇al) çıkan gizli bir tünel varmış. bize söylenene göre i̇zmir'e vals kültürünü getiren ilk okul i̇zmir kız lisesiymiş ki vals gösterileriyle bilinen i̇al'e valsler bizden 5-10 yıl sonra gelmiş. konak'ta olmamızdan ötürü i̇al ile kardeş lise gibi bir şeyiz. bizim öğretmenlerimiz sürekli onlara gider, onlardan da bize öğretmen gelir.
öğretmen kalitesi olarak fena değildir ancak beklentiyi yüksek tutmamak gerekir. aslında çok çok süper bir liseye gitmediğiniz sürece hep geçerli olan bir durumdur. çok süper hocalar da vardır, berbat hocalar da fakat not verme-not alma gibi konularda büyük sıkıntılar yaşamazsınız. ha sınavı boru gibi yaparlar çakılırız, orası ayrı. mesela 11-12'de say ve ea'lara aynı türkçe sınavını yaparlar, biz say'ları güzelce tokatlarlar. sonra sınavı çok basitti nasıl yapamadınız ya derler. hçç gibi bir kabus da gelip geçmiştir liseden. biyolojici hçç lisemizde var olduğu dönemde sınavları ve karmaşık anlatımıyla hepimizin kafasını allak bullak etmiştir ne yazık ki. yine de tatlı ve sevecen bir öğretmendir, öğrencisine acımaz sınavlarda ama haricinde sever.
kazık fiyatlara öğrenciyi tokatlayan kantinci murat vardır. helal etmiyorum kendisine hakkımı. eğer öteki dünya varsa iki elim yakanda olacak murat.
gibi gibi... konuşulacak çok şey var, aklıma geldikçe düzenlerim yazımı. fotoğraf koyacağım ama her fotoğrafta başka birisinin yüzü var. bir sonraki gidişimde sırf burası için bir foto çekip koyarım.
bugün arkadaşlar mangal yaptığımda ilk defa bir şey öğrendim.
köfte hızlı piştiği için önce köfte ve sonra etler pişirilirmiş.
tavuk kanat filan varsa onlar da en son pişirilirmiş.
uzun zamandır sözlüğe girmemiştim, neler oldu bitti bi bakayım dedim ve son entrylere baktım. bu arkadaşın entrylerini gördüm.

şu siteye robot olmadığımızı kanıtlayarak girdiğimiz günleri özledik be tıbbiyeli..

son entrylerin hepsi reklam içeriği, site tanıtımları vs. seo yönetimi böyle olmuyor sanki ama siz bilirsiniz yine de.

özetle bu tipler oldukça maalesef bu site böyle böyle biter, bitmese de eski kullanıcılar küser bkz. ben
Part 1 içimi döküyorum
Ben memet olağanüstü hayat kaygısı ile yetiştim 18 yaşına kadar oldukça kötü bir hayatım vardı sürekli sorunları olan ihtiyaç dahilinde istediğim bir şeyi dahi alamazdım yok yani bir ablamla tek büyüdüm pek de iyi bir hayat standartım yoktu babam fabrikada bazen çift vardiya çalışırdı yani yetmiyordu çok kişi bilir bu durumu olacak gibi de değildi düşün düşün çıkamadım işin içinden babam o kadar emek karşılığını istiyor ben veremiyorum derken olmuyordu.

Part 2 Gelen Yurtdışı İsteği
18 yaşında babam artık git bir şeyler yap diye diye beni yurt dışı için sevketti yani bütçe kısıtlı bir şeyler arıyorum ama cidden yok 6 arkadaşız o sıra yani çalışıyoruz fp verimli bir yer 4 arkadaşımız vazgeçti ve kalmaya karar verdiler tahsinle ben kaldım yani süreçten bahsedemiyorum bile internet sayfalarını gezmekten bıkkınlık geldi ya o kadar firma vardı ki en son pes etmeyi düşündük.

Part 3 Yemekte Gelen İngilizce
Sonrasında Mehmet diye ortak arkadaşımız vardı tabii aradan 9 ay geçti mehmetle bir yemekteyiz yanımda Tahsin ben Mehmet derken konuşurken Mehmet abisinin arkadaşı olduğunu iletti ingilizce ve eğitim sürecinde bize yardımcı olabileceği öyle yemek arasında geçti Ömer Özek ismini hiç unutmam öğretmenler gününde de öğretmenler gününü çok içten kutluyorum burda hayat serüvenim başladı işte.

Part 4 değişen hayatlar
Tahsinle biz Ömer abinin ofisine gittik konuştuk gerekli bilgilendirmeyi aldık babama anlatıyorum ama nasıl seviniyoruz cidden anlatmaya sığmaz sonrasında kit academia üye olduk Ömer abinin yeri eğitimlerimizde Tahsin ve ben hem Almanca hem İngilizce gördüm.

Part 5 Dolarlı maaşlar
Tahsinle artık Almanya'da çalışıyoruz Ömer özek abi ve kit academia katkısı çok büyüktür bizde abi yeni telefon aldım ve cidden numaran gitti bir gün bu mesajı görürsen veya entryyi umarım seni mutlu eder abi.
sonuna kadar katıldığım cümle.

bu aralar birçok kişi baya tatlı kurabiye kek vs hediye aldı. biraz çok yedim. aşırı iradesiz tembel zevk düşkünü hissediyorum. hiç hoş değil. saatlerce tiktok’ta scrollayan biri değildik biz.
tamamı yaş üzümden yapılan tek göbek rakısı olma özelliğine sahip olduğunu bu gece içtiğim mekanda öğrendim. sağ olsun garson tekirdağ göbek rakısı ve diğer tüm rakıların hikayesini anlattı bize bu gece. tek faydası gerçekten çok güzel bir rakı ile tanışmış olduk biraz kafamızı şişirsede.
one of the many proposals of the historical memory law is to eliminate the symbols of francoism and facism from buildings and public spaces, and it gave spanish citizenship to veterans of the international brigades and to the children and grandchildren of all of those who were exiled.

diktatör franco’nun kültürel mirasını bitirmeye yarayan ve parlementodan geçen ispanyol kanunu. en son kalan heykel 2021’de kaldırılmış. darısı başımıza inşallah.
egede ve kürt illerinde bir referandum yapılsa hangi tarafta daha fazla ayrılıkçı çıkar merak ettiğim.
her girdiğimde yaya geçidinde yayaya yol vermeyen öküzlere denk geldiğim mahalle. abi göçmen mahallesi hariç hiçbir yerde daha hiçbir hollandalının yayaya yol vermediği bir olay görmedim ama bir türk ya da faslı mahallesine gireyim başlıyorum sövmeye.

çok tatliş kolay kolay hiç kızmayan bir arkadaşım var. çocuk trafikte çok gerginleşmiş nedenini onun arabayla kuryecilik yaptığı mahallelerde araba sürünce anlıyorum. ben de diyordum bu çocuk nasıl bu kadar agresif olabiliyor diye.