2001: a space odyssey

bir uzay destanı. `stanley kubrick` dehasını kanıtlıyor bu filmde. sessiz ve yerçekimsiz uzay ortamını başarıyla anlatıyor. dekor olarak kullanılan eşyalar, görüntülü konuşma şeysi de günümüzde gerçek olduğuna göre hayranlıkla izlenecek bir film.
1968 yapımı bilim kurgu filmi.çok meraklısı değilseniz izlemenizi tavsiye etmem çünkü anlaşılması zor bir film, sıkıcı gelebilir.
yapıldığı zamana göre değerlendirilirse mükemmeldir. ama günümüzde izliyorsanız aşırı sıkılmaktan ölebilirsiniz
1968'de çekilmiş ama kullanılan araçlarla ve görüntü kalitesiyle zamanının çok ötesinde insanoğlunun tarihini evrimsel bir biçimde anlatan stanley kubrick şaheseri. bundan sonrası filmle ilgili spoiler icerebilir! filmin başında sessizlik ve karanlık mevcut ki bu evren oncesini anlatır. 25 dk süren maymun sahnesi ile homo habilisin bir leşin kemiğini alet olarak kullanmayi öğrenerek diger maymunlara karşı üstünlük sağlamasi anlatilir ki bu ilk aletle birlikte insana evrimin de baslangicidir. maymunun havaya fırlattığı kemik havada sanatsal bir gecisle uzay gemisine dönüşür ki bu aletin evrimini gösterir ve sonraki sahneler de bu şekilde simgesellikle devam eder. tabi esas kısım ise monolith denilen siyah cisim. kubrick bunun neyi simgeledigini aciklamamis. kimisine gore tanrıyı kimisine göre "uzayli zeki diger varliklari" temsil eder. birsey anlamasaniz bile yonetmenin size anlamaya değer şeyler anlattığını anlayabiliyorsunuz :) belki de kült film olmasinin sebebi budur.
"şöyle bir uzay filmi izleyeyim de keyfim yerine gelsin" diye izlerseniz vakit kaybıdır. zira o zamanın şartlarında hayal edip çekimini yaptıkları şeyler şu an gerçek. o yüzden ilgi çekiciliği kalmıyor. biz zaten o uzay aletlerini, dokunmatik ekranları, yapay zekayı şu an görüyor biliyoruz. hiçbir manası yok izlemenin. ama bundan 60 sene önceki insanların bu filmi izlerken başka şeyler hissedeceği muhakkak.
hayret verici olan bir şey ise yapay zekanın insanın aleyhinde sorunlar çıkaracağı öngörüsü. bu açıdan başarılı sayılabilir.
filmin vermek istediği mesajı saçma buldum.

bana kattığı tek şey 1960-1970'li yıllarda insanların geleceğe dair hayallerini ve bakış açısını gözlemlek oldu. illa izleyeceğim diyorsanız hızlandırın ya da yavaş sahneleri geçin. çünkü "aha şimdi bir şey olacak kaçırmayayım" diyorsunuz ama hiçbir şey olmuyor, bir kağnıyı izlemiş gibi bir şey hissediyorsunuz, o kadar.
2010 2061 ve 3001 ile devam eden arthur c. clarke'ın uzay serisinin ilk kitabı.
aynı zamanda bu kitap benim e okuyucuda bitirdiğim ilk kitaptır. sınav dönemine yakın bir zaman başladığım ve metroda, dinlenirken falan kafa dağıtma amaçlı okuduğum bir kitaptı. uzun zamandır roman ve bilimkurgu okumadığımdan olsa gerek sonlara doğru kimi yerlerde bitsin diye okumak için direndiğim oldu ama haksızlık etmemek gerekir genel itibariyle heyecanlı bir kitap. kitabı çok da güzel bir zamanda okumadığımdan olsa gerek devam serisi de elimin altında olmasına rağmen yakın zamanda başlamayı düşünmüyorum.
kitabı okurken aldığım notları düzenleyip entrye eklemek isterdim ama notları yanlışlıkla sildim, e tabi ilk kitap tecrübesizim bir kazaya gitti. kitaba dair aklımda kalan en güzel yerler uzay gemisindeki yapay zeka ile ilgili yerlerdi. "2001 bir uzay destanından çıkarılacak dersler" diye ders çıkarmak için uğraşılabilir ancak çıkarılan dersler neredeyse tamamen yorumdan ibaret olur çünkü çok da ders çıkarılacak bir kitap değil.
kitabın filminin olduğunu kitabı bitirmeye yakın öğrendim sonrasında da muhabbeti epey geçti ama henüz izleyemedim.



kitabı tanımama vesile olan satır arası'nın şu incelemesini de şuraya bırakayım:


içerik kuralları - iletişim