3.sınıf hasta görmemiş tıpçının 4.sınıfa geçiş dönemi

her dönem 3 ün merak ettiği konudur,teorik bilgilerin çat pat hatırlanmaya çalışıldığı,ilk hasta ile karşılaşma anının hayali ile geçirilen bir yaz döneminin olduğu,acaba hastalar beni sevecek mi korkusunun yaşandığı,yaklaşık 200 tl verilip alınan steteskopun ilk defa kullanılacak olmasının verdiği sesleri duyabilecek miyim endişesinin yaşandığı dönemdir.
patofizyoloji okuması kesin önerilir, ve dört ve beşten öğreneceği en önemli şey muayene yapmaktır. tavsiyem internlerden öğrenin belki yüzde yüz her muayeneyi öğrenmezsiniz ama oldukça işinize yarar. ve siz de artık doktor olarak değerlendirilsiniz alışın ve ona göre tavır kazanın derim.
sevinç, heyecan, endişe ve merak duygularının karışımıyla geçen bir dönemdir. sonradan hatırlandığında dudaklarda tatlı bir gülümseme bırakır :)
şu an okuduğum basitleştirilmiş klinik patofizyoloji kitabını kesinlikle öneririm, hele benim gibi kalın kitapları okuyamayanlar için 180 sayfa bir kitap ama çok iyi bir tarzı var, basit gibi dursa da her şey yeterli oranda tekrar ediliyor,her dönem okuyabilir, hatta mezun olup hafif bir tekrar düşünen için de oldukça yeterli.
hastalarla sanki mahallenizdeki teyze amcaymış gibi konuşulmaması gereklidir. önce bunu fark edin. tabiki 20 yıldır bu işi yapıyormuş gibi sahte tavırlarınız olmasın ama "bu hastalıktan dayımda da var" kıvamında olmayın lütfen.

ezcümle mesafe korumayı öğrenin, bu sadece hasta-doktor ilişkisi için değil tüm hayat için geçerlidir.
hastanın onları sevip sevmemesi yeni dönem arkadaşların pek de takmaması gereken konudur. zira 500 kişilik dönemin içerisinde bir pratik grubuna en iyi ihtimalle 30 kişi düşeceği, istatistiksel olarak 10 kişilik grupta bir tane olan her muayeneyi ben yapayım mantığındaki cevahir arkadaşlardan bu gruplarda en az 3-4 tane bulunacağı, pratik saatlerinin yetersizliği ve hocanın durumu sallamamasından ötürü pek çok hasta başı pratiği arkalardan izleyip çıktıktan sonra yanındaki arkadaşa "olum hasan eve gidek de birbirimizi muayene edek!" diyeceğiniz durumdur. bence esas endişe etmeniz gereken 5. sınıftan intörnlüğe geçerken "şimdi ne halt edecez" psikolojisidir. daha da beteri 6. sınıf bitip de mezun olurken sadece "on numara dosya hazırlar sonuç işlerim abi" diyebileceğinizdir. be diyeyim geçmiş olsun paşam. biz gene bir şekilde hoca yüzü görerek mezun olabildik fakülteden
entegre sistemlilerin bilmediği bir dönem.
sağ elin 3. parmağını 90 derece açıyla sol elin 3. parmağının orta falanksına sert bi şekilde vuruyorsunuz. bu yaz karpuzlar üzerinde denemeye başlayabilirsiniz.
(bkz:perküsyon)
ilk stajı dahiliye ise anamnez almayı öğrenirken baya terleyecek öğrenci. 5n 1k soruları binbir türlü kombinasyonda falan filan...

içerik kuralları - iletişim