aileden ayrı eve çıkmayı istemek – Tıbbiyeli Sözlük
Şu sıralar yoğun hissettiğim bir istektir. Her ne kadar ailem bu şehre ben rahat edeyim diye gelseler de, lisede yurtta kalırken üniversitede aileyle yaşamak bana bir türlü uymadı be sözlük. Evet yemek, çamaşır, ütü temizlik derdi yok, evi otel gibi kullanıyorsun, Araba altında ama kendimi birey olmaktan uzaklaşmış gibi hissediyorum. Kendime ait bir odadan çok kendime ait bir evim, düzenim olsun istiyorum. Sınav haftası gelen düşüncesiz akrabaları, ahbapları istemiyorum. Kahvaltıyı 12de akşam yemeğini 9da yemek istemiyorum. Gece uyumak için ev ahalisinin uyumasını beklemek istemiyorum. Sessizlik istiyorum, düzen, disiplin istiyorum. Çok mu şey istiyorum?
Yalan yok bazen benim de aklımdan geçirdiğim şeydir. Ailemle çok rahatım asla da çıkmayacağım ayrı eve ama gençlik ateşi midir nedir ufacık sorularına bile “beniğğğ neden sorguluyoğrlar ufff” diye iç tepkiler verdiğim için arada aklıma gelir. Ayrıca ayrı yaşamak bana hayatı öğretecekti muhtemelen ama ben trenle bi saat mesafeyi bile göze alamayıp evimden 827382 saat uzaktaki ama “aynı şehirdeki” yere gitmeyi tercih ettim bilemiyorum trenle en azından aktarmasız olurdu ya yanlış yaptık herhalde????
mezun olmama altı ay kaldı, artık içimden taşan istektir. kendi kendime geri sayım yapıyorum.

lisede yatılı okudum, biraz da kısıtlı imkanlarla okudum ama ne koşulda olursa olsun lisede tek başınıza takılmaya alışıp üniversitede tekrar aile yanına dönünce olmuyor. şu 5,5 senede "oluyor galiba yaa" demedim hiç. ol mu yor..



ben lisede ilerde kendime ait bir laboratuvarım olsun, orada deneyler yapayım. sonra işleri ilerletip bilim merkezi ya da bir okul kurayım diye hayaller kurardım. tanımadığım safiye teyzemin eltisinin gelinin yaptıkları(!) beni o kadar boğdu ki artık en büyük hayalim kendime ait bir evde kendi mutfağımda çay içip kimsenin "ne anlıyorsun bu müzikten yaa?!" demediği müzikler dinlemek.



ders çalışma ya da kitap okuma planlarım gidip hoşgeldin demezsem çok bozulacak olan kadir amca ve eşi safiye teyze tarafından baltalanmasın istiyorum. çocukları hüseyincan a bu misafirlik boyunca bakıcılık yapmak da istemiyorum.



adını ilk defa duyduğum babamın arkadaşları ile telefonda konuşup "nöroşirurjide bu hocalar var, nefrolojide şu hocalar var" diye zaten okulun sitesinde yazan şeyleri birilerine anlatarak vakit kaybetmek istemiyorum.



ben biraz fazla bunaldım sanırım.
Bütün zorunlu eğitim hayatımdan sonra nihayet üniversitede hayata geçirebildiğim istektir.

Bu istek asla ailemi sevmediğim, ya da az sevdiğim, özlemediğim anlamına gelmez. İnsan bu yaşlarda daha özerk olmak istiyor, sadece kendi kendine verdiği kararların sonuçlarını kendisi görmeyi hayal ediyor. Bir başkasına dayanmadan yaşayabilecek olduğunu anlamak, bir tabirimizle kendi ayakları üzerinde durabildiğine inanmak ve bunun husule gelmiş olması insanı mutlu daha doğrusu tatmin ediyor. Sonuçta bu hayatı yaşamayı öğrenmek zorundayız. Sonsuza kadar var olmayacak şu dünyada onlar da hep yanımızda olamayacaklar. Ayrılık diye acı bir yüzü var dünyanın.

Yine de bu gençliğin getirdiği aile kararlarına zıtlık, kontrol edilebilmeli. Benim şu an verdiğim kararların ekseriyeti ailemin de tasvip edeceği şeyler ama bunu benim verebiliyor olmam beni inanılmaz huzurlu hissettiriyor. Onlara zıt olmak değil mesele, zira onlar hep senin için iyi olanı istediler. İyi düşünmek lazım.