allah'ı neden göremeyiz

siyah bir nokta beyaz bir zemin üzerinde görülebilir. beyaz bir nokta da siyah bir zemin üzerinde görülebilir. beyaz bir nokta görülmek için siyah bir zemine ihtiyaç duyar. varlık yokluğa muhtaçtır, yokluk varlığa muhtaçtır. yokluk olmadan varlıktan bahsedilemez, varlık olmadan yokluktan bahsedilemez. mahluklar böyledir. mahlukların yani yaratılanların var olduklarının farkına varabilmeniz için yokluğun olması gereklidir. mahluk diyebilmemiz için öncesinin yokluk olması gerekir. görünen varlıklar için yani yaratılanlar için durum böyledir. belki de allah'ı bu yüzden göremiyoruz. mahluk olmadığı, öncesinin sonrasının olmadığı için. zıtlıkla birlikte varolmadığı için. sonradan varolmadığı için, yani yokluktan gelmediği için. ezelden beri vardır ve varlığı hiçbir koşula ihtiyaç duymaz, yani varlığı mümkün değildir. varlığı mümkün olanlar yani varlığı imkan dahilinde olanlar yaratılanlardır. allah'ın varlığı mümkün değildir yani imkan dahilinde değildir. çünkü sonradan ortaya çıkmamıştır, ezelden beri vardır, imkana ihtiyacı yoktur hiçbir şeye ihtiyacı olmadığı gibi. bundan mütevellit varlığı görülemez. mutlak olduğu için farkedilemez. ancak kendisi bize farkettirebilir varlığını. (ibn-i sina'dan etkilendiğim doğrudur.)
bir şeyleri tasnif etmeye ne kadar meraklıyız. "bu şöyle dedi, şunu yapmıyor, kesin şucudur." "bucu değilse kesin burcudur." bunun hakkında bir şeyler yazmıştım:
tecrübeleriniz ve tefekkürleriniz sonucu ulaştığınız veya elde ettiğiniz bazı düşüncelerle okuduğunuz kitaplarda karşılaşmanız güzel olduğu kadar tuhaf da bir his. edward w. said'le yapılan röportajların bir derlemesi olan "iktidar, kültür ve siyaset" kitabının ön sözünde -ki kitabı derleyen kişinin said hakkında düşüncelerini aktardığı, onun düşüncelerini yorumladığı bir önsözdür- rastgeldim bir düşünceme. fotoğraftaki sayfada yazıyor ama ben buraya da yazayım: "o, enteresan şekilde sistematikleştirilmiş düşünüşün, keşif ve bilgiye yönelik yaratıcı açıklık yerine, insanın perspektifini daralttığı ve aşırılıklar ürettiği şeklindeki kanaatini sonuna kadar götürmek için estetik hazzı tahrik eder."

benim burada said'le aynı düşündüğümü düşündüğüm noktayı kitabın kenarına yazdığım notta belirttim: "sistematiğin asıl olmadığı , asla ulaşmak için bir araç olduğu fakat​ onun asılmış gibi algılanmasının yol açtığı sıkışma. aynı şey bilimdeki tasnif için de geçerlidir."

biz daha rahat anlamak için bilgileri, bulguları tasnif ederiz yani sınıflandırırız. bu daha kolay ve daha doğru anlamak için bir yöntemdir lakin asıl değildir. yani tasnif ettiğimiz şeyler bizim tasnifimize her şeyiyle uymak zorunda değildir. belki onlar bizim tasniflerimize uymazlar ama biz tasniflemenin yani yöntemimizin asıl olduğu yanılgısına kapılarak onları buna tabi olmak için zorlarız ve uymadıklarındaysa onları istisna veya paradoks olarak kabul ederiz. örneğin biyolojide bir mikroorganizmayı belli bir sınıf içine almışsınızdır ama sonradan keşfedersiniz ki bu canlı sizin o sınıfın özellikleri olarak addettiğiniz kurallara uymuyor. bu sefer başka bir sınıfa dahil edilir o canlı. belki de bizim adını koyduğumuz hiçbir sınıfa dahil değildir ama biz onu ille de bir sınıfa dahil etmeye kalkarız, çünkü sistemimizin, anlayış yöntemimizin mutlak hareket noktası olduğunu düşünürüz o sistemi gerçekleri bulmak için kullandığımızı unutarak. bu yanlışı biyolojide de diğer bilimlerde de hatta insanlarla ilişkilerimizde de yaparız.

şunu unutmayalım ki anlamak için, aslolana ulaşmak için kullandığımız yöntemler mutlak doğru veya asıl olan değildir, gerçeğe tabi oldukça değişmelidir. (aslolana yakın olabilirler ama asıl değillerdir.) kafamızda çizdiğimiz sınırlar da doğru olmayabilir. bir insanı tam olarak tanımadan bazı özelliklerine bakarak "bu kesin şucudur, kesin bucudur." vs. şekillerde düşünürsek eğer, o insana haksızlık etmiş oluruz. lütfen irtibatlarımız, tartışmalarımız birlikte bir doğruya ulaşacak şekilde olsun. sadece tartışmak için tartışmak bizi bir yere vardırmaz veya vardırdığı yer aşağı bir yer olur. meselemiz birbirimizi anlamak olmalıdır. ha siz anlamaya çalıştınız ama karşıdaki nuh diyor peygamber demiyorsa allah'ın dediğini yapın: cahillerle karşılaştığınızda selam deyip geçin.
bu soru sorulduğunda aklıma hep
-aklını görebiliyor musun?
-yoo
-bu aklının olmadığını mı gösterir?
-yoo

diye devam eden ilk okul diyaloğu gelir.

vesselam inançlara saygımız sonsuz efenim

içerik kuralları - iletişim