on üç koloninin acımasızca vergi isteyen büyük britanyaya, boston da başlayacak şekilde isyan etmesi ile kurulmuş bir cumhuriyettir.. bu isyan, dünyada ilk defa bir savaşta yivli silahların kullanıldığı bir savaştır.

amerika birleşik devletleri çoğu toprağını, diğer ülkelerden satın alarak elde etmiştir..



kuruluş döneminde yeni dünyadaki bir devletken, kısa dönemde bir süper güç olmayı başarmıştır.

abd dünya tarihindeki katıldığı bir çok savaşta farklı bir kıtada olmanın avantajını yaşamış bir devlettir.. birinci ve ikinci dünya savaşına katılmasına rağmen, kıta amerikasında tek bir bomba patlamamıştır.

ancak amerikayı derinden etkileyen en önemli savaş amerikan iç savaşıdır.. gerçekten çok büyük ve kanlı olmuş bir savaş yaşamışlar tarihlerinde..



adb, çelik üretmine, endüstriye önem veren bir devlet olmuştur. bu nedenle otomotiv sanayi ve inşaat alanında çok büyük gelişmeler yaşamışlardır.. örneğin bundan bir yüz yıl kadar önce empire state binasının inşa edilmiş olması bu ülkenin inşaat alanında ne denli ilerde olduğunun göstergesidir..

bilim alanında bir çok buluşa imza atan ülke, günümüzdeki teknolojik aletlerin var olmasını sağlamıştır.. günümüzde hastanede, evde, arabada... her yerde kullandığımız aletler birer amerikan buluşudur.





günümüzde ekonomik anlamda gerçekten ağır bir güce sahip olan ülke(hegamonya) bir çok ülke ekonomisini ekilemektedir.. uluslararası ticrette kullanılan temel para birimi dolardır örneğin..



askeri alanda dünyada savunma sanayine en çok bütçe ayıran bu ülke bir çok otorite tarafından dünyanın en büyük askeri gücü olarak kabul edilmektedir.. dünyanın en güçlü askeri oluşum olan nato nun bel kemiği amerika birleşik devletleridir..



birinci dünya savaşı, ikinci dünya savaşı gibi dünya tarihini derinden etkileyn savaşlar amerika sayesinde müttefikler tarafından kazanılmıştır.. gerek stratejik konumunun çok iyi olması, gerekse askeri teknolojileri çok iyi geliştirip kullanmaları bunu sağlamıştır.





amerika birleşik devletleri dünyada yaşayan bir çok insan tarafından her ne kadar sevilmese de yüzyıllardır var olan bir süper güçtür... eğitim, spor, sanat, askeri, hizmet sektörü.... gibi bir çok alanda karşımızda örnek bir devlet bulunmaktadır...

adamlar günümüz ekonomik sistemini yönetme yollarını kendileri bulmak zorunda kaldılar.. bizim ise hazır örneğimiz karşımızda....
kapitalizmin hakim olduğu ülkedir.

sene 2011, bendeniz gabapentin 1.sınıftan 2.sınıfa geçilen yaz tatilinin ağustos-eylül aylarında gitmiştim abd'ye. neresine derseniz; amerikanın en meşhur üniversiteleri harvard ve massachusets institute of technology''nin bulunduğu boston'a - tabi oradan orlando'nun uzağında melbourne adlı bir şehire ve boston'a trenle 1 saat uzakta olan providence şehirlerine.

peki ne gördüm?
1. boston düz ayak bir yer - zaten deniz kenarı. bu nedenle millet ya yürüyor ya da bisiklete biniyor genelde. şehrin nüfusu 750.000 (yani bizim ordu kadar) ve toplamda 5 tane metro-tramvay-troleybüs hattı var.

görsel


2. bostonda trafik, korna yok. siz yayasınız, karşıya geçeceksiniz, istediğiniz yerden geçin ama o araba mutlaka durmalı. durmazsa rektal taraflarından ven alıyorlar - ya da öyle yetiştirilmişler bilmiyorum.

3. yemek konusuna gelincee.... amerikanın açıkça söyleyim, kendine has bir kültürü yok. gerçekten yok. ya subway, ya mcdonalds gibi yerlerde yiyorsunuz, ya da hazır pişmiş yiyecekleri mikrodalgaya atıyorsunuz ısıtıyorsunuz. hah ama şunu demeden pas geçmicem: mesela dışarıda yemek yediniz, doydunuz ve yemeği yarıda bıraktınız. rica etmeniz halinde yemek yeri, size bir kap veriyor ve yemeği eve götürüp mikrodalgada ısıtabiliyorsunuz. böylece israftan kaçınmış oluyorsunuz - aslında bizim ülkemizde de var ama çoğu insanımızın gözü doymadığı veya bilinci oluşmadığı için yemekler yine atılıyor...

4. arabalar konusuna gelince. arabalar kaliteli, yakıt tüketimi hayvan gibi - bu nedenle zaten amerika hayvan gibi petrol arayışı içerisinde ortadoğuyu mahvediyor. toyota'nın o zamanki hibrid motorlu aracı prius bizim ülkemizin tofaş şahin ve türevleri gibiydi - her tarafta vardı.

5. peki gaba, yha çok güzel şeyler anlatıyon da neden kapitalizmin ülkesi dedin?
hah şimdi ona başlayım,
bir kere kendi kültürleri diye bir şey yok, bu nedenle "bizim paramız var, bu kültürü satın alırız" diyor. sonra bu satın aldıklarını küçük bir makyajlayıp bizim gibi ülkelere satıyorlar.
teknolojik gelişme ve sanayileşmeye önem veriyorlar. biliyorsunuz şu anda kullandığımız sistemler microsoft ve apple kökenli. facebook gibi şeyleri saymıyorum bile. bunlardan da para kazanıyorlar.
-ya sen para kazanıyorlar diyosun gaba nerede kapitalizm?
sağlık hizmetleri... diyelim ki hasta oldunuz, kanserle savaşacaksınız. bilmem ne molekülü 2000 dolar - türkiyede sgk karşılıyor. muayene ücreti 10000 dolar. soy babam soy.
-sigorta vardır belki?
yav ne sigortası kardeşim. özel sigortalar var, onlar da ıncığına cıncığına kadar bakıyor. sen ölmeye yakınsan anca paranı karşılıyor ama onun haricinde diyelim ki üst solunum yolu enfeksiyonu ile gittin hadi canım bayıl 100 doları, bir de ilaç ücreti 20 doları. total: 120 dolar.

tüket, uy, öl (consume, obey, die) diye bir söylem vardır ya hani. gerçekte de var. tamam 3.maddede israf yapmıyorlar diyordum, doğru. ama amerikanın sağlıksız beslenmeden dolayı 3 kişinin 1'inin de obez olduğunu söylememe gerek yok heralde. tüket, tüket ve tüket....

arabalar hayvan gibi yakıt tüketiyor demiştim hani. o gerçekten var. mesela ford f250 modelini ele alalım - bu da peynir ekmek gibi satanlardan. 6.2 6 silindirli motor - oo hayvanmış baya - 18.6L/100 km yakıyor. bizim parayı boşverin amerikan için şöyle yapmamız lazım. 18.6 yı yuvarlarsan 5 galon eder. 1 galon benzin de 5 dolar nerdeyse. yani 25 dolar/100km. bu adam zaten dolarla maaş alıyor. her km'de 0.25 dolar yakıyor. bizim açımızdan düşünmeniz için şöyle diyim; 25 kuruş yakan bir arabanız olmalı. türkiye'de yok değil ama f250 kadar hayvani bir model değil.

bahse konu geçen araç:
görsel


kiralık ev tutacaksın: 1800 dolara anca 1+1 özensiz bir evde kalıyorsun. gerisini dememe gerek yok heralde....

yemek her öğünde ortalama 10 dolar. fena değil gibi.

maaş? her meslek grubunun kendince yüksek veya düşük maaşı olsa da benim o zaman moleküler biyolojide doktora yapmakta olan kuzenim 3000 dolar alıyordu. geçinmek? eh....

peki biraz değişik yemek yiyim, hafif şeyler yiyim? vegan mekanı bulursan belki ama çoğunlukla yemekler yağlı ve adeta midene oturuyor. hani nerede bizim türk yemekleri? yha, deme öyle şeyler... yok öyle kararlı şeyler...

bu consume, obey, die kuralını filmler, programlar vb yoluyla diğer ülkelere de aktarmayı beceriyorlar. özellikle de arap ülkelerine. onu da ayrıca anlatırım bir gün.

diyelim ki ben türk olarak gidicem turistik geziye. bunları x4 ile türk lirası yapmayı unutmayın...

ha boston demiştim ama unutmayım diğer gittiğim şehirlerde bir yerden bir yere bostondaki gibi ulaşamıyorsunuz, kendi arabanız olmadıkça. sırf bu nedenle ortalıkta kaldığımı bilirim...

sonuçta,
bir eylül akşamında istanbul'a dönerken şunu dedim kendime,

"eğer türkiye arap zihniyetinden vazgeçip, batı zihniyetini kendiyle harmanlasa; abd ve ab önümüzde düğmelerini ilikler. ama ne yazık ki insanımız tembelleştiriliyor, uyuşturuluyor... özellikle de çalışmayı emreden islam dinimizin kisvesi altında..."

"türkiyemiz güzel, cennet gibi tatil yerlerimiz var, neredeyse her şehrin kendine has yemeği var, insanımız samimi - bu sıralar biraz şüpheliyim bu konuda - ama zihniyetimiz kötülenmiş..."