anayurt oteli

kitap yarım bırakmaktan nefret ederim. bir kitaba ve yazarına yapılabilecek en büyük saygısızlıktır bence. bununla beraber, anayurt oteli benim bu konudaki hassas sabrımı oldukça zorladı doğrusu. yusuf atılgan (allah rahmet eylesin) kendince yazmış, etmiş, hayaller kurmuş, farklı farklı hayatları bir otele, bir otelin işletmecisinin yaşamına şöyle bi dokundurmuş. ama bunu yaparken, muallakta bırakmış çoğu cümleyi, kafa karışıklığı yaratmış olayları bağlarken. başı belli değil, sonu hiç belli değil bu örgünün. bağlantı yok bi kere. kahraman silik bi karakter, hayatın bi köşesinde yalnız/karamsar psikolojisine yakıştırılmış bi biçare, ama nedense bu garip zebercet'in insan ilişkileri, nadiren gün yüzüne çıktığı vakitlerde çok iyi,kolayca adapte olabiliyo çevreye, şaşırtıcı..konuşma düzgün, dışardaki hayatı normal. otelde caniye dönüşüyo birden, kedileri tavayla öldürmesi, kendisine her anlamda hizmet eden ortalıkçı kadını boğması vs.gereksiz uzatmalar almış başını yürümüş, tipleme dediğim gibi aşırıya kaçmış. zebercet, ister istemez geceleri kılık değiştiren korku filmlerindeki kurt adamlarını düşündürüyo insana. herşeye rağmen azmettim, bitirdim.
aylak adamla beraber 'yok abi ben bu adamın derdini çekemem' diyerek başka herhangi bir eserini okumaktan vazgeçtiğim yusuf atılgan kitabı. okuyan bize de anlatsın ortamlarda satarız bari, hehe.
okurken haz alamayanlar için filmi de mevcut olan kitap.başrolünde macit koper (zebercet) bulunuyor.
aylak adama aşık olduktan sonra koşa koşa gidip anayurt otelini aldım ve hayatımda ilk defa bir kitabı yarım bıraktım. gram pişman değilim, hatırladıkça midem bulanıyor.
sıkılarak ve bunalarak okuduğum top 5 kitaptan biridir.

diğerleri için: (bkz: bulantı/sartre) , (bkz: eylül/mehmet rauf) , (bkz:kar/orhan pamuk)

içerik kuralları - iletişim