aniden gelen sarılma ihtiyacı

sizde olur mi bilmem ama genelde cok stresliyken basima gelen durum. boyle icimden bir sey yukselir gibi olur ve onu susturmak icin bazen cevremde gordugum herhangi birine sarilmak isterim, sadece sarilmak. bazen bu pek sevmedigim biri bazen annem bazen kardesim olabilir. sarildigim zaman rahatlarim, belki hic sebebi yoktur ama kucuk bi an huzurla dolarim. ancak karsi taraf 'ya bana bi sarilir misin' dediginizde sizi yadirgayabilir. sonra hemencik gecer ve herkes hayatina doner.

edit: eksileyen arkadas sen sarilmayi sevmiyorsun galiba.
bunun bir seviye üstü başını yana ve aşağı eğerek birinin göğsüne yaslayarak sarılmaktır. güven hissi, huzur, şevkat duyguları hissettirir insana
oturup geçmesini beklediklerimden.
ruhsal/bedensel/zihinsel huzursuz veya rahatsız hissettiğimizde daha çok yaşadığımız durumdur. hafızamıza kaydettiğimiz 'güvendeyim' sembolü sarılmaktır.

bu kayıt epey geriye, ilk evimiz, uterusumuzda kaldığımız döneme dayanıyor. sessiz, sıcak, karanlık ve sıkışık. sanki sürekli birileri* bize sarılıyor. hepimizin ilk huzur duygusu muhtemelen burada oluştu. hatta bir daha böylesini bulmakta zorlandık, hiç çıkmayacaktık oradan değil mi.

sarılmak ve sarılınmak, ikisi de pek güzel. canlı, cansız fark etmez. köpeğe, kediye sarıl, sarsın seni. yastığa, battaniyeye sarıl, sarsın seni. eşe, dosta sarıl, sarsın seni.
dünyaya, evrene sarıl, kimse dışarıda kalmasın. *

dünya sarılma günü varmış: 21 ocak. biz yine de her gün kutlayalım bunu.
sevdiğin bir insanın vücut sıcaklığını, tenini, kalbinin atışını kısacası vital belirtilerini hissedip dinginleşme; omzuna yüzünü dayayıp her şeyi unutma, kokusunu içine çekip mutlu olma ve birkaç dakika da olsa güçsüzlüğünü kabul edip kendini güvenli kollara bırakma isteği.

ve öyle ki ilaç ki sarılmak, piyasada herhangi bir muadili yok. sarılamadığın için derin bir boşluk hissedersin tam göğsünde. sadece geçmesini beklersin öylece.

sevmenin, sevilmenin en ilkel, en masum yansımasıdır sarılmak.*
birgün sarılma ihtiyacı duydum. karşımda duvarlardan başka bir şey yoktu. neden böyle olduğunu sorguladım. kendimi bir şey sanmak değildi bu. yalnızlığı ben mi seçtim, yoksa böyle mi bırakıldım. dedim ya kendimi bir şey sanmak değil ama, adaletsiz ve imkansız geldi bana, benim gibi birinin böylesine yalnız bırakılmış olması... bilmem. belki de hiçbir numaram yoktur?
allahım yalnız değilmişim! gelin sarılalım.
nedenini anlayamadığım bir şekilde çok fazla kez hissettiğim ve genelde karşılayamadığım ihtiyaç.
sadece üzgünken değil mutluyken de istiyorum, yorgunken de. mutsuz olduğumda daha baskın oluyor gerçi. mutsuzluğumun dağılıp gittiğini hissediyorum. terapi gibi.
karşımdaki insanla kalp atışımın birbirine karışması, kalp sesinin bana mı yoksa ona mı ait olduğunu anlayamamak bile paha biçilemez.
dış güçlerin oyunudur.

içerik kuralları - iletişim