ankara'da aşık olmak

zuhal olcay'ın hatırlayınca biraz hüzün, biraz keder biraz da iyiki de olan oldu tadı veren güzel bir şarkısı.



sonu aşti'de kötü biten hikayelerin şerefine.
rezalet bir durumdur.
biz ilk bunu dedik
(bkz:#40379)
"boş yere ağlama,
kalbini bağlama,
ankara kızlarına.
her gören ağladı,
kalbini bağladı,
dalgalı saçlarına."
(bkz: ankara rüzgarı)
bence yaşanacaksa ankara'da yaşanmalıdır aşk . mesela kızılay denilince , güvenparkta sevgiliye sarılmak gelir aklıma , balgatta ciğerci apoda ciğerleri gömerken sevgilinin sen ne güzelsin deyişi gelir aklıma , hırsızlar pazarında korktuğum için sarıldığım kolu gelir aklıma , sonbaharda kurtuluş parkında yürümek gelir , daha uygun olsun diye gittiğimiz maltepe pazarı gelir , gelir de gelir . bence ankara'da aşık olanlar iki kere şanslıdır vesselam .
zordur, ellerin dona dona onun ellerini tutarsın, bırakamazsın, uzun süre dışarıda kalamazsın, vakit geçiremezsin, tüm mekanlar erkenden kapanır. güzeldir, yapabileceğiniz o kadar zevkli şey vardır ki: tiyatrodan tiyatroya gider, sezonun tüm oyunlarını bitirirsiniz, müze müze gezer yüz kez gittiğin resim heykel müzesine tekrar gidersin. asıl güzellik bahar gelince başlar, o kuş cıvıltıları ve yeni uyanan doğu eşliğinde bahçeli gezerken mükemmel bir gün yaşarsın, yaşadığını hissedersin.

içerik kuralları - iletişim