aşk

evet şimdik size bir aşk hikayesi. kız ve oğlan aşık olurlar lisede, sonra evlenmeye karar verirler. kız oğlanı bekler, askerliğini bekler, ailesinin durumu da pek iyi değildır bir sürü acı çeker. ama en sonunda evlenirler, hep mutlu olacaklarını düşünürler. kadın ev hanımıdır, adam zamanla iyi bir iş kurar ve zengin olur bu sırada boy boy çocukları olur ta ki birkaç ay önceye kadar. bir yıldır kadın bir şeylerden şüphelenmektedir, ama ilk ve son aşkı olan bu adamın "tam 3 yıldır" kendisini aldattığını öğrenir. üstelik yaklaşık 3 yaşlarında da çocuğu vardır. kadın boşanmayı düşünür, özellikle kızı için vazgeçer. nörolojik ve psikiyatrik hastalıklar geçirir bu sırada. (bugün kendisi bizzat kocasıyla evimize geldi, süslenmiş, makyaj yapmış ve tarzını değiştirmiş spora başlamış, saçlarını boyatmış. bize hastanede yattığı günleri anlattı sonra, bir de sınava hazırlanan kızı için ne kadar üzüldüğünü. bunları duymak ve görmek inanın çok acı vericiydi) ne boka yaradı şimdi bu aşk? etrafımda kaçarak evlenen, birbirlerinin çocukluk aşkları olan insanları görüyorum mutsuzlar. hatta aşık olup kaçanlar ve eşinden şiddet gören insanlar tanıyorum. bu aşk kör edici bir şey. yaşımız itibariyle deneyimledik tabi, karşılıklı veya karşılıksız. ne bileyim hormonlar sayesinde kalbin çarpıyor, elin ayağın titriyor, midende kelebekler uçuşuyor falan güzel hoş da ya bunların hayal kırıklıklarına dair hiçbir güvencesi yok.
öte yandan bu türkülerı düşünüyorum,
"evvelim sen oldun, ahirim sensin."
ne bileyim o satırlar öyle herhangi bir ruh haliyle yazılamaz. aşk yok diyemeyeceğim kadar gerçek bir ruh hali. her şey iyi güzel de işte uzunluğunun garantisi yok. burada devreye sevgi giriyor artık, sadakat giriyor, saygı giriyor.demem o ki
saygı, sadakat ve sevgi bunlar aşktan çok daha büyük şeyler. bunlar yoksa aşk yalnızca gelip geçici bir hormonlar kıpırtısı. bu kadar net.
''aşk bencil ve kusurludur. herkes ve hiç kimse içindir.'' demişti biri.
açık, şevgilisupangleşukulekelebek, korkusuz
neşe ve keder arasındaki ince çizgi olan kavram.
tanımlamayı ancak bir gün gerçekten aşık olabilecek insanların yapabileceğini düşündüğümüz, herkesin tanımının farklı olduğu, aşkın ve sevginin binbir halini kabul ettiğimiz bir gerçek.

bir yerde okumuştum "insan aşık olunca mahalledeki bakkala bile selam veresi geliyor."
insanlara çiftleşmek için gerekli motivasyonu sağlayan ilkel duygu.
karşı cinsin yatağına yatmak için edilen ahlaki teklif.
örneğin
"sana aşık oldum" demenin türkçesi "ben seninle çiftleşmek istiyorum"dur
aslında hikaye şöyle;
her şey sevgi ile ilgili..insan sevdiğini arar her zaman.yollarda,sokaklarda,evlerde ,her yerde...
kalben-sadece
doğanın kudretli ellerine kalbini bırakmaktır.
romantikler için uğruna ölünecek bir gül, materyalistler için varlık değeri yok, pragmatistler için araç, nevrotikler için tetikleyici, deliler için neşedir aşk.

yalnızlar içinse yalnızlığın mutlak değeridir aşk. negatiflerini pozitifleştirip seni nötrleyecek olan. yine de sıfır noktasından ne kadar dipteysen, hep onun 2 katı kadar sana uzak olandır.
damarlarda akan duygunun en yoğunlaşmış haline ''aşk'' denir.
otoimmün bir rahatsızlıktır.
  • /
  • 5

içerik kuralları - iletişim