aşk

  • /
  • 6
aşkı teomanın şu sözü çok güzel anlatıyor bence, "beni üzdüğü zamanlarda bile yokluğunu hissetmek beni korkuturdu."
ingilizcede "aşk" ile "inanmak" anlamındaki "love" ve "believe" sözlerinin kökü aynıdır: "leubh"¹

"leubh" sözü "umursamak, arzu etmek" gibi anlamlara gelir. aynı zamanda "leman (metres)², libido, leave (ayrılmak)" sözleri de "leubh" köküne aittir.
______
¹hint-avrupa
²ingilizce
aşkta denlilik de vardır densizlik de. aşkta kanun yoktur.
hormonlara uydurulmuş kılıftır.
uzaktan seviyorum yine her zamanki gibi. tanımadan seviyorum. bu benim kaderim.
sevmek kelimesini böyle hoyratça kullandığım için bütün acımasızlıklar karşısında yıllarını heba etmiş ve sonunda belki aradığını bulmuş belki sevgi kavramını dil hafızasından silmiş belki hala bir umuda tutunmuş tüm inancıyla yeni yollarda olan tecrübeli insanlar beni eleştirebilir, uzaktan sevmek mi olur uzaktan eğitim mi len bu diye aşağılayabilirler. biliyorum, olmaz. uzaktan olmaz:
"bak dostum hoşlanma, aşk ve sevgi farklı şeylerdir..."
buna benzer nutukların arasına ekleyebileceğim bir şey olsaydı bu şüphesiz fizyoloji hocamın hiç okumadığım hormon slaytı olurdu:
"hormonal ve sinirsel ileti farklı şeylerdir..."
tıp dünyası için yeni bir bilgi değil. yüzyıllarca araştırılmış ve bilimsel olarak dibine kadar şeceresi çıkarılmış olan bu iki kavram bile aşk doktorlarının aşk, sevgi, hoşlanma üçgeni tanımı kadar kesin değil.

o yüzden seviyorum hiç tanımadan, bütün etkileşimlerim hüsranla sonuçlanmışken sevgi ve aşk tanımlamalarımı kendim yapayım en azından böyle bir hakkım olsun, bunu çok görmeyin bana. eğer senden hoşlandıysam sadece hoşlanmışımdır, bu kadar. güzel bir kızsın tıpkı sokaktaki her üç kızdan biri gibi. bu yüzden uzaktan hoşlanmak değil kavramımız. uzaktan aşık olmak ve sevmek. eğer aşk diye bir şey varsa bugün ve daha önceleri hissettiğimdir, yoksa reddediyorum aşk kavramını. daha yoğun bir his yaşayamazdım çünkü ve bundan fazlasını yaşamadım hayatımda.

aşık olmak sevgiyi de getiriyor tanımıyorsanız eğer kişiyi. işte burada kopuyor film. insanı eritiyor günden güne. hoşlanıp güzel kız allah sahibine bağışlasın derken aşık olup allah bana bağışlasın demeye başlıyorsun. dediğim gibi tanımayınca seviyorsun üstüne, bu da yanında geliyor. çünkü bütün güzel özellikler onda mevcut oluyor birden. ses tonu senfoni, yüzü her zaman sahne ışıklarıyla parlarken karakteri bir melek gibi uysal ve masum, ettiğiniz kavgalar tek sonucu sevişmek olan bir heyecana dönüşürken hayallerinizde, sen gecenin en çıkmaz noktasında kafanda şehrin sapsarı ışıkları canlanırken melatonine yenik düşüp yönetiyorsun aşık olduğun lobunu bir orkestra şefi edasıyla. burada bir yıldırım düşüyor beynine. kendine aşık olduğunu, kendi fikirlerine, hayallerine aşık olduğunu hissetmeye başladıkça gözleri geliyor gözünün önüne olamaz diyorsun gözleri gerçekten etkileyiciydi ama; olabildiğine yüzeysel, bir kelimesini bile hatırlamadığın muhabbetleriniz geliyor aklına, yer yer utangaç yer yer girişken tavırları karıştırıyor aklını... acaba bana aşık olma ihtimaline mi aşığım gözümde kutsallaştırdığım bu varlığın? bütün bu düşünceleri yoğurup fırına koymak isterken bir yanık kokusu geliyor burnuna, acaba diyorsun birisi var mı hayatında? başa dönüyor kaset. ben neden bu kızı seviyorum? daha hayatında birisi olup olmadığını bilecek, nasıl güldüğünü özümseyecek, bazen soğuk bazen cana yakın tavırlarının kökenine inecek kadar bile yakın değilken ona.

keşke yakınlaşsaydın, kendini hep geri çekmeseydin. geçmişteki hatalarını bir kenara bırakıp kafandaki soruların cevabını kaynağından öğrenseydin bir gece yarısı sözlükte aramak yerine devasını.

aşk denen illet, zihnin bir oyunu mu yoksa gerçekten tanımadığın birisini mi seviyorsun? sanırım ikisinden de birazcık. koca bir millet gözler kalbin aynasıdır demiş, kaybolurken kilometrelerce uzaklık.

-karantina etkisi-
beğendiğiniz bedenlere, hayalinizdeki ruhları koyup, bunu aşk sanıyorsunuz

(william shakespeare)
“insanları sevdiğinizi söylüyorsunuz! ama daha derine indiğinizde sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz. siz bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz.." demiş nietzsche o kadar doğru ki.hele bir de gerçekten tanımamışsan.. kafanda oluşturduğun kişinin o olduğunu düşünüp aşık olduğunu zanneder durursun. tabi içindeyken asla fark etmezsin bunu.aptal aşık derler ya işte tam da o durum..
  • /
  • 6

içerik kuralları - iletişim