Grigory petrov tarafından yazılmış olup finlerin nasıl aydınlanma ve bağımsızlık mücadelesi verdiğini anlatan kitaptır. Sıpoylır vermeyeceğim bence okuyun size yeni bir şeyler katacağını düşünüyorum.
Bugün Finlandiya'nın bataklıktan çıkıp modernliğe uzanan yolumu anlatan bir kitaptır.

Benim kitaplığımda da bulunmaktadır. Üzerinde aynen şunlar yazmaktadır.



"Atatürk'ün okulların müfredatına konulmasını istediği kitap"
Güzel bir kitaptır, bir ulus yaratma fikrini içerir. bu oluşum sırasında da aydına,topluma, köylüye ayrı ayrı düşen rolleri anlatır. okuyana çok şey katan bir kitaptır kütüphanede olup arada okunasıdır.
Kitabı okuduktan sonra içimde oralara gidip o insanların günlük hayatını gözlemleme isteğini uyandırmıştır. Unarım Bi fırsatını bulup giderim
Grigory petrov un seyahatlerindeki notlardan oluşan, aydınlar tarafından finlandiya nın koşullarının nasıl iyililestirildigini anlatan kitaptır.
-herkese ücretsiz eşit eğitim
fin egitim sisteminin guclu yönlerinden biri de ekonomik veya sosyal geçmişi ne olursa olsun herkese aynı eğitim fırsatları sunabilmesidir

-eğitim küçük bir ülkenin güvencesidir
-..halka guven olmadığı için bilet satılırsa, kondüktörü denetlemek için kontroler konulursa,Peki o zaman kontrolörü kim denetlesin. Biz,kontrolöre değil halka,insanlara inanırız..
Güzel kitap okunması tavsiye edilir.
ilk defa ortaokulda -daha sonra ara ara lise ve üniversitede- okuduğum bu kitabı okumamı tavsiye edecek vizyonda bir öğretmenim olduğu için kendimi şanslı sayıyorum. okuyanın ufkunu açacak, azimle dolduracak ve gelecek için umut aşılayacak bir şaheserdir. mutlaka okumanız tavsiye edilir.

vatan için yaşamak, vatanın ilerlemesi ve yükselmesi için çalışmak da, vatan için ölmek kadar şereflidir.
Finlandiya kendi halkının dilinde 'bataklık arazi' diye geçiyormuş: Suomi. Grigory Petrov ise gayet temiz bir şekilde beyaz zambaklara yakıştırmış onları. Yıllarca başka halkların gölgesinde durmuş, geride kalmış bir halkın adım adım aydınlanma süreci.

Kitap da aydınlıktı benim uzun zamandır içinde bulunduğum ruh haline göre, hatta okurken artık idealist olmayı bir tür çocukluk saydığımı, küçümsediğimi fark ettim.Sanki düzelemezmişiz, düzelemezmişim gibi. Karamsar olmakta bir tür kibirlenecek malzeme buluyor da olabilirim. Finlandiya'daki insanlar ise yaşadıkları şartlarda henüz etraflarını parlatacak ateşi bulamamış mum gibiler, bir aydın topluluğu özveriyle çalışıyor, ateşi getiriyor ve bu insanlardan karşılığını fazlaca alıyor.

Birkaç alıntı:
• "Kahraman, halkı heyecanlandırır ve alevlendirir, ancak, onu ulusundan aldığı ateş ve heyecanla yakar."

•"Her ulus, yönetim mekanizmasının başına ya akıllı ve güçlü ya da önemsiz ve sönük adamları geçirir. Bunlardan birinin iş başına gelmesi halkın manevi seviyesi ve durumuna bağlıdır."

•"Talihsiz ulus, taliHsiz insanlar! Hem soyulurlar, hem de birbirlerini soyarlar. Tanrı sevgisi için kocaman tapınaklar yapıyorlar. Sonra bu tapınağın önündeki meydanlıkta binlerce insanı diri diri yakıyorlar." -Karokep

•"Ulusun en kalabalık ve asıl parçasının kültürden yoksun bırakılması bir cinayettir; devletin kendi kendini yıkması, yağma etmesi demektir." -Snelman
''beyaz zambaklar ülkesinde'' kitabını okurken aldığım notlar:



1)İnsanoğlu, yeryüzünün en değerli varlığıdır sf6



2)Doktor, sağlıklı olanlardan çok, hastalar için gereklidir” düşüncesiyle, zorluklar ve sıkıntılar içinde kıvranan yoksullara, eğitimsiz kalmışlara, işçilere özel vaazlar vererek, onları aydınlatmaya çalışıyordu.



3)Finlandiya’da ilk öğrenim zorunlu ve parasızdır. Kız ve erkek tüm Fin çocukları ana dillerinde okuma ve yazmayı bilirler. sf22



4)Finlandiya’da kitabevleri de en iyi iş yapan müesseselerdir. sf23



5)Finlandiya’da hiç kimse içki içmez. 1907 yılında çıkarılan bir yasayla insana sarhoşluk veren her türlü içkinin satılması yasaklanmıştır. sf23



6)Meşhur bir atasözü vardır: “Yeni toplumlar, kendileriyle birlikte yeni şarkılar üretirler.” sf26



7)Birçok ülkede ise devlet adamları, halk yönetiminin ve toplum eğitiminin aşama aşama düzenlenmesi gerekliliğini kavramıyorlar veya anlamak istemiyorlar. sf26



8)Yöneticiler iyi veya kötü olsunlar, kahraman veya zalim olsunlar, onlar kendi milletlerinin birer yansımasıdırlar. sf29



9)Bir millet nasılsa, devlet adamları da onlar gibidir. İşte bu nedenledir ki eskiden beri “Her millet, layık olduğu idareye ve devlet adamlarına sahip olur.” denilmiştir. sf29



10)Ne zaman bulut kümesi elektrik oluşturursa yıldırım da kendiliğinden oluşur. Eğer bulutlar elektrikle yüklü değilse, hiçbir zaman şimşek veya yıldırım oluşmaz, yalnızca bulut nemli bir buhar hâlinde kalır.

Milletler de böyledir. Eğer bir millet büyüklük ve kahramanlık özelliklerini taşıyorsa ondan yıldırımlar doğar, kahramanlar çıkar. Eğer halk kitlesi nemli bir buhar yığınından ibaretse, hiçbir güç ondan yıldırım çıkartamaz.” sf31



11)Snelman, dönemin büyük bir bilim adamı, derin bir filozofu ve ünlü bir siyasetçisiydi. Ancak Snelman’ın en büyük ünü, Fin kültürünü yaratan halk öğretmeni olmasındadır. sf38



12)Finlandiya her zaman Rusya ve İsveç tarafından işgal edilme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Güçlü ve emperyalist komşularına karşı direnebilmesi için kültür ve uygarlık yönünden onlardan yüksek olması gerekmektedir. sf38



13)Unutmayınız ki, halkın cehaleti, kabalığı, alkol düşkünlüğü, hastalıklı oluşu, sefaleti, kötü ahlâklı oluşu, bütün bunların hepsi sizin kendi utancınız ve suçunuzdur. sf40



14)Bütün ülkeyi sulamak için birkaç dere yeterli gelmez. En ücra yerler bile, göl, pınar veya dere gibi su kaynağına muhtaçtır. Milletin manevi susuzluğu da buna benzer, her yerde milletin kana kana içebileceği taze pınarlar bulunmalıdır. sf41



15)Snelman, yaz tatilinde çevredeki öğretmenleri bir merkezde toplayarak iki-üç haftalık kurslar düzenliyordu. sf41



16)“Madem devlet adamları vurgun peşinde, biz neden fırsatları değerlendirmeyelim ki?” denilerek milli servet talan ediliyordu. sf46



17)Ülkede kültürle uğraşan sanatçılar yoktu. Toplum düşüncesi uykuda; cehalet ise zirvedeydi. sf62



18)Kelimenin tam anlamıyla herkes birer kültür misyoneriydi. sf75



19)“Milletimiz ne kadar büyük olduğunu sabır ve tahammülle göstermiştir. Aç kalır, soğuktan donar, pislik ve yokluk içinde yaşar; ama asla şikâyet etmez, bunlara katlanmasını bilir.” sf109



20)Devlet denilen şey, üst katları geniş pencereli, yüksek tavanlı, sütunlu, bol ve temiz havalı ve aydınlık; alt ve bodrum katlarıysa karanlık, rutubetli, dar ve penceresiz bir şato değildir. sf111



21)Gençliğin büyük ülküleri, öncüleri yoktu. Düşünceden yoksun ve ilkesiz olarak yetişiyorlardı. sf114



Umarım okurken yeni fikirler edindiniz veya mevcut fikirlerinizi bugün yaşadıklarımız ile daha da olgunlaştırdınız.

İzlemeyenler için bu aydınlanma meşalesinin Türkiye tarihi:

video
atatürk ün mutlaka okunması gereken kitaplarda tavsiye ettiği eserdir. fin halkının küllerinden doğuşunu anlatır.