bir delinin haykırışı

kulak vermeli bu deliye. akıllılara yeterince kulak vermedik mi? bizi insanlığımızdan akıllılar (!) uzaklaştırmadı mı?
"deli bir adam kendinizden utanmanızı söylüyorsa, ne biçim bir dünyadır burası?!"
müzik... ve deli kendini yakıyor... herkes donmuş, sadece bir köpek ve başka bir deli hareket halinde... herkes donmuş çünkü onlar sağlıklılar... çünkü onlar akıllılar... "zoe, zoe!" haykırdı deli. müzik durdu. aslında başladı. herkes dondu. aslında olması gereken oldu yani batın zahir oldu. oldukları gibi göründüler. deli onlara delirmenin bedeli olan bir ders vermişti. lakin onlar sağlıklı ve akıllıydılar. bu yüzden anlayamazlardı. buralarda geçer akçe değildi bu. yandı deli. dondu akıllılar. delinin yanmasına ancak başka bir deli üzüldü. sadece bir köpek ona "dur, yapma!" diye haykırırcasına havladı. merdivenlerde süs olmuşlardı akıllılar. heykellerden farksızdılar. kulak vermeyi bilmiyorlardı rüzgara. göremiyorlardı. hiçbir gözlük veya lens veya ameliyat onları bir kelebeği görür hale getiremiyordu. çünkü körlüğe çözüm üreten akıllılar görmenin ne olduğunu bilmiyorlardı ki insanları o hale getirsinler. haykırıyordu dünya. ama duyamıyordu insanlar. çok gürültü yapıyorlardı çünkü. dünyanın gürültüsü bile anlamlıydı: gök gürültüsü. gök gürleyince yağmur yağacağını anlardık. bereketin yağacağını, yeni bereketlere yol açacağını. rüzgar fısıldıyordu. bu fısıltıyı işiten yapraklar hışırdıyordu. "anne! başının etrafında dolaşan ve sen güldükçe berraklaşan o hafif şey havaymış." deli bu sözü söyledi. hava. annesinin başının etrafında dolaşan ve o güldükçe berraklaşan hafif şey. yanmasını da o hafif şey sağladı. kuşlar anladı bunu. onu yani havayı kullanarak kendilerince haykırdılar. anlayamadı bunu da insanlar. kuş sesi değil mi neticede? bir kuş size ne öğretebilir ki? bir kuş ne ise odur. insan ne ise o değildir. çok meraklıdır olmadığı gibi olmaya. ne öğrenecek ki kuştan? onlar bilimden anlarlar mı? onlar matematikten, fenden, ekonomiden anlarlar mı? hem de nasıl anlarlar. onlar bizim matematiği, feni, ekonomiyi vs. kullanma amacımıza ulaşmışlardır. gerek yoktur ki. pişmiş yemeği olanın ateş yakmasına ne gerek! ve göçtü gitti deli. güzel bir tablonun asılı olduğu çivi gibi, söküldü. ama izi kaldı.
birisi piramitleri yapacağımızı haykırmalı. yapmamamızın bir önemi yok. o isteği beslemeliyiz ve ruhun köşelerini esnetmeliyiz tıpkı bir çarşaf gibi.
birisi bana deli oldugumu neden soylemediniz diye haykirmisti hastanenin ortasinda. e soylesek nolcak ben deli degilim diye de haykiriyon?!?

içerik kuralları - iletişim