cemaat

denince akla son zamanlarda malum p. i. ç. (paralel ihanet çetesi) geliyor. bu şebeke tarafından kavram kirletilmeye çalışılıyor. cem sözcüğünden köken alır. kabaca topluluk manasına gelir. kafirler de pek tabii cemaat olabilirler. islami cemaat denince (hadislerde bahsedilen) tüm müslümanları içine alan kavramdır. yani ben herhangi bir arkadaşımla bir araya gelince cemaat olmuş olurum ve bu şekilde namaz kılarım. zındıklar herzamanki gibi(yukarda görüldüğü üzere) bunu da değerlerimize bok atmak için kullanacaklardır
laik devletlerde yeri olmayan durumdur.
dini anlamda sadece islamiyette olduğu düşünülen yanlış bilgi.
her dinde olabilen dini fanatikler topluluğuna cemaat denir.

normalde topluluk demektir.
cemaat kavramı belirtildiği üzere kısaca topluluk demektir
cemiyet ,cem olma,cami,cuma vs vs gibi kelimelerle akrabadır

dini terim olarak günümüz manasında kullanımını laiklikten sonra almış ve bu anlamda laikliğin bir mahsulü olarak toplum hayatımıza girmiştir
şöyle ki tarikat tekke zaviye şu bu ..bunlar kapatılınca yerine cemaatler bitmiştir.
bu bağlamda kısaca tanımlamak gerekirse "laik islami tarikatlere cemaat denir"
bunlar için para,kişi sayısı,reklam,güç her şeyden önemli olup tam bir entegrasyon ile sisteme hizmet edip nemalanmak ve çıkar sağlamak yegane değerdir

(bkz: nur cemaati)
(bkz: ismailağa cemaati)
(bkz: menzil cemaati)
topluluk, grup manasına gelen; dini literatürde imam arkasında imama uyarak namaz kılan insanları ifade ettiği gibi, tasavvuf ya da diğer dini öğretilere bağlı gelişen islami örgütlenmeleri de betimleyen sosyolojik kavram.

mesele uzun aslında ve ben sosyolog ya da etimolojik fikirler üreten bir dilbilimci değilim. ancak yorumları okuyunca birkaç şey yazma ihtiyacı duydum. çünkü yukarıdaki yorumlara baktıkça meselenin biraz yanlış anlaşıldığını düşünüyorum. yukarıdaki arkadaşların fikirlerine tamamen karşı olduğum iddiası değil bu, ancak mesele göründüğü kadar basit değil.

cemaat kavramı, "dini" açıdan tahlili bir kenara bırakılırsa açık ya da kapalı bir örgütlenmedir. bu; açık bir örgütlenme (egzoterik) ise, sosyolojik karşılığı "sosyete"dir. kapalı bir örgüt (ezoterik) ise karşılığı "komün"dür. açık bir cemaat (dini anlamdan bağımsız) bir manada sivil toplum örgütleri, dernekler, vakıflar vs... olabilir. kapalı bir cemaate ise gizli mason teşkilatları örnek verilebilir.

şimdi, yine dini anlamdan bağımsız bakılacak olursa, her grup bir manada cemaattir. "komünizm" geniş bir cemaattir. partiler birer cemaattir. burada bir sıkıntı yok.

açmaz şurada başlıyor: bu kelimeyi dini bir öğreti temelinde kullandığınızda, kavram bir yerde laik (fransa tipi) ülkelerde sinir uçlarına dokunuyor. eğer iki tür laiklikten (amerika ve fransa) fransa tipi bir laiklik anlayışı baskın ise, dini örgütlenme belli istisnalar haricinde pek sıcak görülmüyor. fransa'nın 20. yy başından bu yana tarihsel gelişimine ve günümüzde le pen gibi muhalif siyasetçilere bakacak olursanız dini herhangi bir örgütlenmeye karşı tutumu anlamanız da daha kolay olacaktır. amerika ya da almanya'da ise daha ılımlı bir yaklaşımın sözkonusu olduğu söylenebilir. (aslında amerika ve almanya'dan bahsederken "laisizm"den ziyade "sekülerizm" kavramını kullanmak daha yerinde olabilir) ülkemizde ise laiklik kavramı üzerinden yüzyıl geçtikten sonra bile eksenine tam oturmuş bir kavram değildir. kaldı ki laisizimin nerede başlayıp nerede bittiği de halen tartışılan bir konudur.


bu sosyolojik girizgahı yaptıktan sonra şunları söylemek istiyorum: fikirler, ideolojiler, manifestolar ya da eylemler...(ister cemaat, ister grup/hizip/parti, ister bireye ait olsun) devlet ya da kanun aleyhinde olup suç teşkil edebilir(kanunun "suç nedir?" sorusuna dair şeffaflığı/anlaşılır olup olmaması ayrı bir tartışma konusudur), bu tehlike ve potansiyel risk her zaman mevcuttur. ayrıca grup halinde harekete geçen suç/terör vb. kötülüklere karşı önlem almak ise, devlet için bireysel suçlara göre daha fazla zorluk barındırır. ancak burada, potansiyel halde bulunan kötülük, kinetiğe geçmediği ya da delillendirilemediği takdirde devlet için suçu önlemek adına önünde iki tür yol vardır: a) despot bir rejimle her türlü oluşumun (ister dini, ister devlet aleyhine çalıştığı düşünülen herhangi bir dernek, vakıf vs.) üzerine gidip; isnad edilecek bir delil aramaksızın ve "suçun şahsiliği" ilkesinden taviz verebileceğini kabul ederek bu tarz hiçbir birlikteliğe müsaade etmemek, oluşumu kökünden bitirmek. b) daha demokratik bir tavır sergileyip (belirli riskler gözönünde bulundurularak) kolluk kuvvetlerinin ve istihbaratın olabildiğince güçlü (ancak nizam altında ve sınırları muayyen) ve diri tutulması; adalet ve hukukun üstünlüğünü sağlayabilmek adına bağımsız mahkemelerin tüm varlığıyla olağanüstü çaba göstermesi. "suçun şahsiliği" ilkesi üzerinden olaya yaklaşım.


burada, " 'dini bir örgütlenme' a şıkkıyla yargılanmalı; diğer bütün kötü oluşumlar b şıkkıyla halledilebilir" demek, tek kelimeyle "faşizm"dir. cemaatler (dini ya da ideolojik) bir amaç doğrultusunda oluşan birlikteliklerdir. bunu okurken, "suçun şahsiliği"nden "kanıtlanmış bir emir-komuta terörizminden" ya da "toplu bir suçtan" bahsedemiyor iken (burada "bahsetmekten" kasıt hukuk nezdinde olan bahistir, yani "suç isnad edilebilecek kanıt"tır. yoksa sizin ya da benim vicdanımızda birçok grup, hizip ya da birey müebbet yemiş olabilir, bu devletin adaletini ilgilendirmez, ilgilendirmemelidir) kökten sorun çözmek istiyaki ancak faşist bir tutum olarak adlandırılabilir.


çocuk tecavüzcüsü olan bir birey bir cemaate mensup ise o cemaate karşı soğuyabilir, çocuğunuzu ya da başka çocukları oradan korumak için elinizden geleni yaparsınız. bu en doğal hakkınızdır, güvenmemekle haklı da olabilirsiniz. o bireyin, (devlet kademesinde ya da insan hakları kuruluşları nezdinde çalışanlar olarak) alacağı en yüksek cezayı alması için kamuoyu oluşturup, eylemler düzenleyip bu ve benzeri olayların/davaların takipçisi olursunuz, olmalısınız da. ancak o cemaat içerisinde bu lanetli eylemi "yapın" diye bir emir verilmemiş, bu eylem o insanlar tarafından ekseriyetle yapılmamış ise o eylemi yapan ile yapmayan herkesi aynı kefeye koyup toptan yargılayıp infaz edemezsiniz. bu sapıklığı işleyen herhangi bir siyasi partinin üyesi de olabilir ve en ağır cezayı almalıdır. ancak bu lanetli olay nedeniyle (suç bireysel kaldığı takdirde) o siyasi parti kapatılmalı mıdır?



meselenin özü, temel ahlaki/insani değerler erozyonuna uğramamış ve "mankurt" zihniyetine teslim olmamış bireylerin toplumda çoğalmasıdır. topluluklar içinde "birey" olabilmektir. mankurt zihniyeti ile yetişmiş bir insan herhangi bir dini cemaat içinde ise sözüm ona bir 'hikmet"e binaen binlerce insan öldürebilir ve bunu helal görebilir; ya da marjinal fikirli, fanatik bir anarşist devlet nizamının birey özgürlüğünü sınırladığına inanarak kendi sözde "büyük ideal"ini gerçekleştirebilmek adına bir katliama öncülük edebilir. bunu önlemek demokratik toplumların önündeki en büyük açmazlardan biridir. bu açmaz, en başta eğitim, sonra ekonomik refah, toplumsal hoşgörü ve demokrasi kültürünün olabildiğince yerleşmesi ile çözülebilir görünmektedir.

içerik kuralları - iletişim