çevre bilinci

türkiye'de ve dünyada maalesef yeterince bulunmayandır.

kaldırımlar, piknik alanları, sahiller, otoyol kenarları, tarihi yapılar, ormanlar... ve sayamadığım daha birçok yerde çöp yığınları görmekten gerçekten bıktım. gönüllü temizlik etkinlikleri yapılıyor fakat genel bir farkındalık oluşmadığı sürece denizi kaşıkla boşaltmaya çalışmaktan öte gidemiyor.

mesele sadece çöp de değil. kaynakların bilinçsiz kullanımı, yenilenebilir enerji kaynakları yerine fosil yakıtları tercih etmek, zararlı maddelerin doğaya salınması (deodorantından fabrika atıklarına kadar) gibi pek çok unsur var.

pek sanmıyorum ama, insanların daha duyarlı olup çevreye zarar vermedikleri bir dünya umut ediyorum. bunun için de en hızlı etki edebilecek çözüm önerisi, caydırıcı cezalar gibi geliyor. çünkü ne kadar sosyal sorumluluk projesi yapılırsa yapılsın, insanların tümüne erişemiyor veya erişse bile bazı "insan"lara maalesef etki etmiyor. en temelden başlayarak, çevre bilincinin ilköğretime entegre edilmesi de mantıklı fakat mevcut eğitim sistemi göz önünde bulundurulduğunda ne derece etkili olabileceği tartışılır.
bir ülkenin medeni gururunu (civic pride) oluşturan ana etmenlerden biri ve en önemlisi.
türkiye'de bu bilinç pek yoktur. yani yollarda inşaat artıkları, kırık kaldırım taşları, açık, çöp ve ekmek vs. atılan yabani otların büyüdüğü geniş ve pis alanlar; çöpleri dağıtan, insanlara havlayan-bazen de ısıran- 20-30'lu gruplar halinde gezen başıboş sokak köpekleri; birbirine asla benzemeyen boyut ve renklerde aykırı ve yamuk yumuk beton apartmanlar, ön cephesi camdan oluşan kararmış gri plazalar; evlerin altında yine aykırı işyeri tabelaları, ışıklandırılarak çirkinlikten de öte geceleri trafikte yanıltıcı, tehlike saçan yanıp sönen neon tabelalar, sürekli daralıp genişleyen ve bir şeridi park etme yeri (trafiği felç etme şeridi) olarak kullanılan tabelasız, trafik ışıksız, çizgisiz cadde ve sokaklar; daha sayayım mı; saymayayım çünkü tüm bu görüntülerden sıkılıyorum. sıkılmayana da hayret ediyorum.
geçenlerde almanya'dan çöp ithal ettiğimizi öğrendik. kendi çöpümüzü ayrıştırmıyorken sadece bir kısmını geri dönüştüreceğimiz atığı bu ülkeden getirtiyormuşuz. bir de bizi kıskanıyorlardı, yeni havalimanını görüp "ah wuh wah uh" diyorlardı öyle mi?*

içerik kuralları - iletişim