çocukken yapılan saçmalıklar

ve aynı şekilde yine internet cafeden oyun kısayollarını kopyalama saçmalığı yapılmıştır tarafımca.
kardeşe 'sen üvey evlatsın' demek suretiyle evde kaos çıkartmak
ben erkeğim ama çocukken başıma eşarp geçirilmiş,önüme menekşe saksıları konulmuş fotom var. bir de halimden gayet memnun şekilde gülümsemişim
4 yaşlarımda dudağıma kırmızı ruj,tırnaklarıma oje sürerek ortalıkta gezmem,tarhanayla mercimeği karıştırmam,almanya'dan sünnet düğünü için gelen kuzenlerimin sünnet kıyafetini giyip üstüne fotoğraf çektirmem (ama hoşuma gitmişti napayım)
bütün mahalleyi dolaşıp herkese "abim sürekli gaz çıkarıyor. hem de gürültülü." diye abiyi afişe etmek.
(bkz: yıl başında etrafa çorap asmak)

yabancı filmlerde yıl başında yapılan evde çorap asma etkinliğini tarafımca fazla benimsemiş olmalıyım ki 4 saat boyunca üşenmeyip evdeki bütün çorapları asmayı kafama koymuştum. önce eve boydan boya bir ip germiş, sonra bu ipin üstüne elime gelen bütün çorapları tek tek dizmiştim. annemin tül çoraplarından tutun babamın, kardeşimin çoraplarına kadar herkesin çoraplarını gerdiğim ipe asıyordum. hatta bir iki kez ağırlığa dayanamayıp kopan ipe takviyeler yapıp yoluma devam etmiştim. sonuç? eve gelen annenin karşısında gördüğü manzara sonrası geçirdiği kısa süreli bir şok ve ardından bende bir aydınlanma bir ışık... şaka lan yok öyle değil. bir iki fırça yedikten sonra sadece etrafı toplama cezası almıştım o kadar. bir seferinde de çekmecemdeki bütün çorapları ayağıma giymeye çalışmıştım ama tabi o bir başka entry konusu.
sandalyeleri ve battaniyeyi kullanarak çadır yapıp içinde oturmak, eşyaların paketinden çıkan köpükleri küçük küçük bölerek balkondan kar yağdırmak, keman dinlerken kesme tahtası ve oklava kullanarak kendin çalıyormuş gibi yapmak, arkadaşınla boyundan epey büyük bir duvarı macera duvarı olarak belleyip tırmanıp durmak, bitki odun karışımı şeyleri (tarif edemeyeceğim neyse onlar işte) kızılderili kalemliği yapıp boyamak...
daha 5 yaşındayken anneye beni okula gönder diye yalvarmak. bu yalvarmalara dayanamayan anne yüreği ikinci dönem biricik evladını kreşe yazdırır. yahu ben ne bileyim okula bir kere başlayınca asla bitmediğini, o gün bu gündür okuyoruz işte.
çığlık serisinin ilk filminin yeni çıktığı dönemler benneyaptimya 5-6yaşlarında daha.
annem,babam düğüne gitmişler. ablamlar da oturma odasına geçmiş dedikodu yaptıklarından mütevellit beni odaya almamışlar. ne yap ne yap diye düşündüm bütün aksam sonra televizyondaki korku filmini keşfettim. dedim ben bunu izleyeyim vakit geçer. hayır normal çocuklar gibi neden oyun falan oynamıyorum bilmiyorum.
neyse efendim açtım filmi aldım kolamı tam oturucam tv karşısına yine bi deli dürttü beni ışıkları da kapatayım dedim. neyse ışıklar kapalı oturdum koltuğa aldım battaniyeyi tam filmin ilk sahnesi başlayacak şamdandaki iki uzun ince kırmızı mum gözüme ilişti. dedim ben bunları da yakayım ortam otantik olsun. o yaşta otantikliği sen ne yapacaksın yavrum demedi tabi kimse. velhasıl aldım elime iki upuzun ince kırmızı mumları koydum televizyon sehpasına yaktım mumları da. (bi de televizyonunun yanına koyuyorum hele otantikliğe bak )
ne mi oldu? ablaaaa diyerek kapı yumruklarken buldum kendimi. ben arkamı döner dönmez sen git mum televizyona doğru eğil, yan plastiğini kendine benzet ısınla erit. o zamanlar televizyonlar tüplü tabi. neyse ablamlar söndürdü bir kaç kova su ile çıkmak üzere olan yangını.
hala durur o televizyon bana ders olsun diye baba evimdeki odamda. hala çalışıyor ayrıca.
(bkz: buda böyle bir anımdır ) (bkz: mum ışığında korku filmi izlemek )
pazardan pazara vardı hatırlar mısınız bilmem. oradaki parkurları evde sandalyelerden yapmaya çalışırdık. hey gidi.
  • /
  • 4

içerik kuralları - iletişim