çocukluğa dair özlenen şeyler

elbette ki bir sürü var ancak aklıma şu anda gelen bir tanesini paylaşayım. "televizyona dik olan ve gizlenmek için ideal olan koltuk!"

annem her akşam, çocuklar erkenden uyur diyerek bizi yatırırdı. dizi yarıda kalırdı yahu! onlarla dizi izlemeye devam etmeyi de haliyle çok isterdim. anneme uyumuş numarası çeker, gitmesini beklerdim. sonra da sinsice oturma odasına girerdim. kapıya yakın taraf koltuk televizyona dikineydi ve onun yan tarafında yere oturunca içeriden görünmüyordum. birileri hareket edene kadar izler, sonra biri kalkınca sinsice odama dönerdim.
bir tane daha paylaşacağım, "evin karşısındaki sokak lambası."

bu lamba, tam ikinci kattaki evimizin karşısındaydı. odamın içerisini tamamen aydınlatacak yerdeydi. ben o sıralar harry potter ile yeni tanışmıştım. yine annemlerce erkenden uyutulmaya çalıştığım sıralarda o lamba hayatımı kurtarmıştır. neden mi? annesi ışığı kapatıp gittikten sonra, perdeyi biraz açarak, dört kitabı da bitiren on yaşında bir feste hayal edin. hayatımın en mutlu zamanlarıymış galiba. sonra "voldemort" diye bağırarak kabus görmüşüm ve harryciğim bana uzunca bir süre yasaklanmış... mutsuz son.
-okul çıkışında öğretmen geç bırakınca servis kaçacak korkusuyla dk.da 100km hızla koşmak.swh
- koltuk minderlerini çıkarıp kendime kutu gibi ev yapıp içine girmek.
-oyuncaklarım.
-pazar banyosu, tırnak kesme merasimi.
-akşam ezanıyla gelen annemin yemeğe çağırma sesi.
-eve gelen misafir çocuğuna başta ısınamayıp gitmelerine yakın oyuna dalmamız.
-sınıfımda öğretmenin arkasında duran içi tıka basa kitap dolu kitaplık.
-sınıf öğretmeni beden derslerinde matematik işlemeyeceğini, beden dersi yapacağımızı söyleyince oluşan mutluluk
-satranç kursum.
-kağıtları buruşturarak top yapıp yakantop oynamak.
-okulda sabah andımız okunacağında sıranın en önü için kapışmamız.
-karne gününden önceki gün acaba formayla mı gitsem serbest kıyafetle mi telaşı
sanırım direk çocukluğumu özlemişim.
çocukluktaki o saflık ve dunya derdinin olmaması. hayata hep güzel bakabilmek. ufacık şeylerden mutlu olabilmek
-simit, yerden yuksek, saklambaç, taso oyunlari
-eve okuldan döner dönmez star da izlediğim jackie chan ve mumya çizgi filmleri
-çok nadiren alabildigimiz kinder supriz
-en tatlıiii sabahlar cokokremle baslaaar. cokokreeemm...
-alamadigim nike total 90
-ilk aldığım 5 liralık owundy's marka hali saha ile köye gidene kadar havalara uçmam
-her gün okuldan döndüğümde pastaneden aldığım ayçorekleri, tahinli çörekler.
-simcity3000, sims, tomb raider, hitman, gta2, fifa 99, max payne, age of empires, midtown madness, need for speed 2..
-32 mb ram bilgisayarımin 64 mb ram gerektiren spider man oyununu açmaması. aile dostlarının evindeki bilgisayar 64 mb ram olduğundan oyunu oynayabiliyor olmaları ve benim "ne güzel ya" diye hayran hayran dusunmem
-1 mb lik disketler. yandaki açıp kapanan aparatlari ve "olm bu üsttekini çekip birakirsan içindekiler siliniyormus" geyiği
- internete kablolu modem ile bağlanırken çıkan fiiiusssssss.....diriiiiiidiriii....drrrrrnnn drnnnnn....frrrrrooooo şeklindeki sesler.
-showtvnet.com/showgames
-sol tibiam kırıldığı zaman ailemin eve atari getirmesi ve sabah akşam atari oynamam.
-köyde anne ve baba tarafları ile sulalecek aynı evleri paylaşmak
-ölen civcivim
-koy harmanliginda inek boklari ile kale kurup mac yapmak. kalede kız kuzenler, ilerde biz.
-bayramda toplanan harçlık
-sokakta yapilan turnuvalar, mahalle maçları, gazoz kapağına transferler, bitişik adimlar atarak karşılıklı takım kurmak. 3 korner 1 penalti. 9 aylık, 12 aylıklar.
-1 tl lik, içinde ne idüğü belirsiz boya olan meybuzlar
-aksam ezanını muteakip yükselen "nerdesin çabuk eve gel" sesleri
-o zamanlar bizim için bir zara, sarar konumunda olan lc waikiki maymunu ve mest olunan okul çantaları
-kardeşimin bebekliği ve çocukluğu
-babamın erikson marka mor renkli t10 telefonu
-kurtlar vadisi vadi olduğu zamanlar (aslan değil cakaaaal bu esaaaaatt!!!)
-ilk bisikletim
-ikizimle yaptığım bilgisayar sırası ve markete kim gitmeyecek temalı kavgalar
-looney tunes cartoons karakterleri (yanlış mı yazdım bilmiyorum)
-vhs marka koca kasetler
-geleceğe dönüş, evde tek başına

-rahmetli anaannem...

not: başlığı açan arkadaşa teşekkür ediyorum.uyuyamadigim bir nöbet gecesi beni duygulandırdı, çocukluğumu hatırlayarak mutlu oldum. sağolsun.

liste çok uzar ama aklıma gelen simdilik bunlar.

90 lar iyiydi be sözlük.
tasolarım, 5 cm boyundaki yüzlerce arabam, 21 aylık, yatarken içtiğim ballı sıcak süt, annemin çantaya koyduğu ve 3 gün boyunca yemeyip küflendirdiğim tost (rekorum 5 ay), dünya haritası şeklinde topum.

ulan bir de şimdiki çağa bakıyorum, çocuklar elinde teknolojik alet olmadan yemek bile yemiyor. iyi ki sokakta büyüyen nesle son anda da olsa yetişmişim.
her sabah okula gitmeden önce yediğim sütlü,peynirli,ekmek içli karışım ve muhakkak 1 rafadan yumurta.geceleriyse yatmadan önce yediğim muhallebi.10 yaşına kadar böyle devam edince ortaya çıkan gürbüz kız çocuğu..hugo ve tolga abi,fox kids ve sonrasında jetix.yazları sabahtan akşam ezanına kadar dışarıda oynamalar,mahalle maçlarında amigoluk yapmalar,yaşlılardan gürültü yaptığımız için azar işitmeler,senaryo yazıp barbie bebeklerimi oynatmalarım,bir sunucu edasıyla yemek setimle yemek programları sunmam! ,teletextte yine spikercilik oynamam ve daha bir sürü şey..büyüdük de ne oldu sanki.
gece vakti evlerin camlarına lazer tutmak.
-sabahtan akşama kadar çizgifilm izlemek( foxkidste akşamkiler sabahkilerin tekrarı olmasına rağmen tekrar izlemek)
- okulda güneş varken yağmur yağmasına şaşırıp arkadaşlarımla dışarıda dans edebilmek
-annemin öğrencilerinin topladığı nergisler
-arkadaşlarımla çimlerde yuvarlanabilmek
-yakartopun verdiği inanılmaz keyif
-akşama kadar dışarıda bisiklet sürüp oyun oynayabilmek
-bir iki sandalye ve battaniye ile kendi evimi kurmak
- çok küçük şeylerle çok kolay mutlu olabilmek
  • /
  • 3

içerik kuralları - iletişim