dahiliye anıları

dahiliye stajını cerrahiden sonra almak gibi bir talihsizliğimiz oldu hocalar ezmek için her defasında ellerine geçen bu fırsatı kullandılar. ilk gün hoca sabah vizitte hastayla konuştuktan sonra arkadaşlar biz türkler tarif özürlü bir milletiz yer sorsanız bakkal, okul, cami olmadan tarif edemeyiz şimdi nasıl tarif özürlü olduğumuzu ali arkadaşınız bize gösterecek, ali hastanın skarını bir tarif et oğlum. ali: batın sağ alt kadranda apendektomi.. hoca devam etmesine izin vermedi: demiştim, bakkal memete sorsam o da böyle cevap verir. oğlum siz cerrahi almadınız mı? skar böyle mi tarif edilir? boyutları ne? parmağın kaç santim? bilmiyor musun? buradan atlasan ölmezsin git kuleye 41.kata çık oradan atla. bu stajda herkes parmak boyutunu bilecek veya cebinde mezura ile gezecek, skar sorduk mu boyutlarını bilin, parmağınızla mı ölçersiniz mezurayla mı bilmem. ilk gün bir şey demiyorum bunlar bilinecek. bir de cerrahi almışsınız kaldınız mı niye bilmiyorsunuz...
(daha eklemeler yaparım)
(bkz: anısı bol staj)
bir gün acil dahiliyede internlere yardım edeyim diye kalıyorum. neyse oturuyoruz, acil dahiliye ile de acil nöroloji yan yana bizim hastanede. birisi dahiliyenin kapısından bir an içeri girdi "nöroda bir behçet hastası varmış!" dedi ve ortadan kayboldu, deyim yerindeyse ortalığı velveyele verdi gitti. neyse 5 intern ve ben soluğu bir anda koridorun sonundaki dahiliyede aldık. ben ilk defa behçet vakası göreceğim için heyecanlı olsam da bir intern abim benden daha heyecanlanmış olacak ki, noröya girdiği gibi rap yapar edasıyla etrafa şu cümleleri söylemeye başladı: "hani nerde? behçet hastası nerde? (ayaktaki hastaya) sen misin behçet?!" 20li yaşlarda görme bulanıklığı şikayetiyle gelen genç de afallamış olarak "abi ben ali rıza, kısaca arıza, ama behçet olacağını sanmıyorum" dedi. bu kelimeleri duyduğumuz andan itibaren acilin içi asistan intern hepsi kahkahaya boğuldu bir an için fakat sonra toparladık kendimizi tabi.
neyse daha sonra olayın aslını araştırdılar, normalde bir behçet hastası gelecekmiş ama o an o hasta yokmuş orada yani. keşke tamamen kolpa olsaydı desek de yarısı doğru çıktı haberin maalesef.
yine sıradan bir günde olan sıradan olmayan olaydan bahsedeyim. hasta gelir, anamnez alınır ve sırtı dinlenir, giyinirken de muhabbete başlar 70lik dede.
dede: sen öğrenci misin bakim?
artize: evet amca, henüz öğrenciyim.
d: iyi iyi evladım okuyun, ülkenin sizin gibilere ihtiyacı var
a: eyvallah amca, sağ olasın
d: bu arada, ben de operatörüm evlat
a: yaa?! hoca mısınız burada yoksa?
d: yok evladım, kepçe operatörüyüm ehehe
daha çok entry girilmesini beklediğim başlık. böyle şeyler okumaya bayılıyorum. benim yaş tutmuyor abilerim ablalarım sizler yazınız.
seneee.. sanırım 2014.. 27 yıldır düzenlı takipte olan romatoloji hastası bir amcamız, işleyişe aşina olduğu için diğer hastalara göre daha anlayışlı ve güzel güzel anamnez verir. son 3-4 yıldır dizinde sıvı biriktiğini ve onu aldırmak için geldiğini söyler. amcayı çok sevmişimdir ve muhabbet sohbet gırla gider. o keyifle anamnez de tam hocanın istediği gibi tüm 27 yılı kapsayacak şekilde 4 tam sayfa hazırlanmış, fm de elden geldiğince yapılıp eklenmiş ve gönüller rahattır.. bu sefer hocadan azar yenilmeyecektir.

evet beklenen olmuş ve hoca anamnezden çok memnun kalmıştır. bu sebepten gruptan benim hastamı seçer ve benimle birlikte interaktif bir eğitim hevesiyle amcanın yanına gideriz.

anamnez arkadaşlara özet geçildikten sonra hoca hastanın durumunu bildiği için bana direkt evet miso haydi bize boyun muayenesini göster der.. ben tabi işin içinde bir bit yeniği olduğunu seziyorum ama kaçış yok.

-evet x amca şöyle bir otur lütfen. şimdi sağa doğru kafanı çevirir misin?

amca duymuyor sanılır. bagirmak ve parmakla göstermek suretiyle;

-amcaa kafanı şu tarafa doğru çevirr.

amca hala karşıya bakmaktadır. ılık terler sırtımdan süzülürken amca sessiz konuşarak durumu kurtarmaya çalışır.

-evladım dönmüyor..

neyse o odada yaşananların devamını hayal gücünüze bırakıyorum..


işin aslı amcanın ankilozan spondiliti belinde değil boyunda başlamış. o da bana bundan bahsetmeyi unutmuş. tabi ben de böyle olunca boyun muayenesini geçiştirmiştim.. meğerse amcanın boynunda %90+ hareket kısıtlılığı varmış. ve 4 sayfa anamnez ve stajyere göre detaylı sayılacak bir fm'ye rağmen ben bunu zor yoldan öğrenmiştim.. tecrübe işte..

lakin o anki duygumu unutamıyorum.. sanırım bu meslek adına sonunda kendime gelecek gibi olan özgüvenimin, en ciddi kırıldığı noktalardan biri olmuştu..

içerik kuralları - iletişim