darwinci tıp

bir diğer tanımıyla evrimsel tıp olarak adlandırılır. gelişen ve dönüşen bilimsel etkinliklerimiz içerisin de, bilim tarihi boyunca en çok ilgi çeken konu kültürel, siyasi, sosyal ve politik açıdan evrimdir. düşünsel kökleri, antik yunan ve hatta daha asırlarca öncelerine dayanmaktadır. ancak modern bilimsel kimliğini, son yüzyılda kazanmış diyebileceğimiz evrim, biyolojinin tüm yaşam/doğa bilimleri içerisinde, birleştirici bir dinamik bir alandır.

moleküler/atomik düzeyden, toplumsal düzeye dek değişim/dönüşüm halinde olan insanın, bedenini ve davranışlarını anlamdırabilmek, canlılığın dinamizmine getirilmiş en başarılı açıklama olan evrim biyolojisi ve psikolojisi dışında başka ne olabilir?

insan popülasyonları arasında, diğer canlılarda gözlediğimiz gibi genetik farklılıklar söz konusudur. o nedenledir ki insanların aynı fiziksel koşullara oluşturdukları yanıtlar da farklılıklar gösterir. örneğin tüm insanlar aynı hastalığı aynı şiddette geçirmeyebilir, bazı toplumlarda belirli hastalıkların frekansı oldukça yüksek iken bir diğer popülasyonda ilgili hastalığın ismi dâhi bilinmeyebilir. bunun temel sebebi, varyasyondur. varyasyon, evrim geçirmenin hammaddesi gibi düşünülebilir.

tıbbî perspektif, bilimsel tarihi boyunca hastalıklara bakışta etiyoloji adını verdiğimiz, hastalığın yakın nedenini anlamaya ve hastalıklardan doğan problemleri çözmeye odaklanmıştır. yine bu perspektiften, insanlar tıpta hasta ya da sağlıklı olarak değerlendirilir. oysaki evrimsel yorumlamalara göre, gerek sağlık ve hastalık gerekse normallik ya da anormallik tümüyle çevresel koşullara göre tanımlanmalıdır. evrimsel tıbbın perspektifine göre neyin hastalıklı neyin sağlıklı olduğu tümüyle ilgili çevre ve birey arasındaki adaptif ilişkiye göre şekillenir. dolayısıyla hastalık durumu, evrensellikten çıkarak bir göreli hâl alır. basitçe herhangi bir davranış belirli coğrafyalarda normal kabul edilebilirken farklı bir ortamda tümüyle anormal olarak değerlendirilebilir. böylesi farklılıkları anlamak ve anlamlandırmada evrimsel yorumlamalara şiddetle gereksinim duyulmaktadır. yine evrimsel bakış açısına göre hastalık, organizmanın uyum sınırının zorlanması ve nihayetinde aşılması durumunda ortaya çıkan koşulları tanımlamakta kullanılan bir terimdir. bu durumda canlı zorlayan şartlara karşı artık normal fizyolojik yanıtlar geliştirememektedir.

tıp öğreniminde, ilgili ders kitaplarında kolaylıkla rastlanabileceği üzere hastalıkların dolaysız yolaklarına, yani yakınsak nedenlerine atıf yapılır. örneğin, klâsik tıbba göre basitçe hipertansiyonun nedeni periferik damarların direncindeki değişimler veya böbrek sorunlarıdır. orak hücre anemisi, hemoglobin genindeki bir mutasyon sonucu, apandisit ise bağırsaktaki inflamasyon nedeniyle oluşur. tedaviler, genellikle bu yakınsak nedenler üzerinden yapılır. ilaçlar, ilgili patolojiyi düzeltmek üzere verilir. şüphesiz ki hastalıklara yakınsak yaklaşım değerli bir konumdadır; ancak hastalıkları kavramada en az yakınsak neden kadar önemli bir başka perspektif de, ıraksak yaklaşımdır. yakınsak yaklaşımlar, hastalıkların “nasıl” oluştuğuna dair mekanizmaları ortaya koyar ve bu yaklaşım, klâsik tıp literatürünün büyük bir kısmını oluşturur. ıraksak yaklaşım ise, hastalıkların kökenine dair “neden” sorusunu sorarak kronolojiyi çok daha eskilere çeker. bir x hastalığında y semptomunun nasıl ortaya çıktığı tıpta rutin bir şekilde incelenirken, evrimsel tıp adını verdiğimiz yeni perspektifte y semptomunun nasılından çok neden o şekilde ortaya çıkıp neden var olduğu sorgulanır. bu tip sorgulama/soruşturma süreci araştırmacıları doğrudan modern insanların kökenine, insan evrimine, evrimsel biyolojiye ve evrimsel tıp araştırmalarına götürür. apandis iltihaplanmasında inflamasyonun nasılını öğrendikten sonra, apandisin insanlarda neden var olduğunu sorgulamak, evrimsel bir soruşturmadır. modern insanlarda apandisin atasal fonksiyonu geçmiş atalarına bakılırsa körelmiştir. apandis, evrimsel atalarımızın büyük ölçüde otla beslendiği dönemde önemini koruyan; fakat beslenme biçimimizin değişimine paralel olarak atasal işlevlerini azaltan bir organdır.
tıp, gelecek yıllarda evrimsel bilimlerin omuzlarında yükselecektir.


1.gluckman, p. d., beedle, a., buklijas, t., low, f., & hanson, m. a. (2016).principles of evolutionary medicine. oxford, united kingdom: oxford university press.
2.nesse, r. m., & williams, g. c. (1994).why we get sick: the new science of darwinian medicine. new york: times books.
3.futuyma, d. j. (2005).evolution. sunderland, ma: sinauer associates.
tıbbın insan evrimini engellemesinin farkına vardırabilecek tıbbi bakış açısı. kanıtım olmasa da, hatta kanıt için insanlığın imkanı olmasa da tıbbın insan evrimini durdurduğu aklıma geldi. insan vücudunun fizyolojik sınırları içinde kalması için uğraşılır tıpta kabaca. değişimler farkedilemeyebilir, farkedilince de patolojik kabul edilebilir. evrim uzun bir sürece dayalı olduğundan ve elimizde insanlığa dair birkaç yüzyıllık bile tıp verisi zar zor bulunurken bunu kanıtlamak çok zor olsa gerek. belki yeterli teknoloji ile milyarlarca yıl önceki evrenin durumunu tahmin edebildiğimiz gibi insanın da durumunu bilebilecek düzeye gelebiliriz ve evrimi izleyebiliriz.
kah darwinci tıp kah evrimsel tıp söylemleri bana biraz uyduruk geliyor. tıp disiplini evrimi reddetmiyor ki evrimsel tıp diye ayrı bir antite olsun.

evrim biyoloji biliminin bir konusu. tıp gerekirse evrimden de faydalanır. zaman zaman faydalanıyor da.

kanaatimce darwinci veya evrimsel tıp diye bir grup olması bir anlam ifade etmiyor.
onun ismi darwinci değil ‘’evrimsel tıp’’tır...

ayrıca tıp bilimi insanı zolayan sağlık durumların üstesinden gelmeyinhedefler ve bunu gücü ölçüsünde başarır

doğa yada yaşam koşullları canlıları zorlar biz ise onu farklı bilim dalları ile yenmeye çalışırız...

içerik kuralları - iletişim