depresyon

uykusuzluk
dikkati toplayamama
ılgisizlik
kiloda degisim
sucluluk duygusu
ınsan içine çıkmama istegi
sinirlilik
herkeste farkli sekilde gösterebilir tabi etkisini.kimisi gece uyuyamayip gunduz yatakta debelenir bugunlerdeki ben gibi,kimi gider cami kirar filan.en ilginc gelen bana sucluluk duygusu,bişey yapmiyosun ama sanki sucluymussun gibi hissediyosun,ilginc
ssri ilaclaridir ,(bkz: serotonin)
ilaçla tedavi olamayan hastalık.
arkadaşımın bu akşam "yanımda olsan seninle bile konusmam, o kadar içim sıkılıyor" diye tabir ettiği ama bana gecenin köründe konuşmak arzusuyla mesaj attığı rahatsızlıktır. somatik ve vegetatif bir belirtisi yoktu anamnezinde. tek tanımladığı içinin sıkılması ve sonucunda bana mesaj atması. yemedim ama depresyona başka bir bakış açısı getirdi bence.
depresyon etiyolojisi diğer birçok hastalık gibi biyo-psiko-sosyaldir.
biyolojik temelinde genel olarak serotonin ve dopaminin azalışı vardır.

psikolojik olarak etkilenilen bir durum bu hormonların azalışına sebep olur.
sosyal bir durumda aynı şekilde bu hormonları azaltır.
azalan hormonlar biyolojik altyapıyı sağlar.
oluşan depresif durum psikolojik ve sosyal yönü daha da aşağı çeker.
bu durumda biyolojik temel daha derinleşir.
yani dopamin-serotonin üretimi iyice azalır.
bir bakıma kısır döngü içerisine girer insan.

işte tıp burada devreye girer.
bu kısır döngüyü bir yerinden kırmak gerekiyor.

bu bilgileri verdikten sonra değerli yazarların şunu fark etmesi gerekiyor.
depresyon bir hastalıktır. detaylı bir biyolojik temeli vardır.
ki psikiyatri stajı aldığınızda fark edeceğiniz üzere, tüm psikiyatrik hastalıkların biyolojik bir temeli var.
ve bu biyolojik temeli olan hastalıklar için de ilaçlar üretilmiş.

dopamin, serotonini, nonepinefrini vs vs. arttıran ilaçlar.
bunları birlikte arttıran kombine halleri de var.
tabi bu ilaçlara antidepresan adı verildiğini biliyoruz.

antidepresanlar bağımlılık yapmaz.
etkileri en erken 2 haftada başlar.
işe yarayıp yaramadığını anlamak için 6 hafta kadar düzenli kullanmak gerekir.

tabi bir günlük depresif duygu duruma ilaç verilmez.
en az 2 haftalık bir epizod gerekiyor tanı için.
ve dsm-v 'e göre de 9 kriterden 5'i ile tanı konuyor.

peki ben bu kadar şeyi niye anlattım?
şunun için.
depresyondaki bir insana "neden bu kadar karamsarsın, baksana dışarıda mükemmel bir hayat var" demek, nefes darlığı çeken bir insana "neden bu kadar zorlanıyorsun ki, baksana etrafındaki her yer hava" demek gibidir.

depresyon bir hastalıktır.
tedavi edilmektedir.
bir önceki entryde anlatıldığı üzere dopamin ve serotonin gibi nörotransmitterler sinaptik aralıkta azaldığı için depresif durum ortaya çıkar.ben biraz tedavisini açıklayayım;azalan nörotransmitterleri sinaptik aralıkta arttırmak için 1)presinaptik inhibisyon 2)reuptake inhibisyonu 3)monoaminoksidaz inhibisyonu mekanizmaları kullanılır. presinaptik inhibisyonla nörotransmitterlerin presinaptik reseptörlere bağlanması engellenir(not:presinaptik reseptörler daima inhibitör özelliktedir),reuptake inhibisyonuyla sinaptik aralıktan nörotransmitterlerin presinaptik yapıya geri alımı engellenir,monoaminoksidaz ise bahsedilen nörotransmitterleri yıkan enzimdir. bu enzimin inhibisyonuyla da daha az nörotransmitter yıkımı gerçekleşir.
bir bilgi yarışmasında sorulmuştu. dünyada en çok görülen hastalık mış.
tedavisi ilaçtan öte terapidir bence. herkesin bir eşiği vardır bir kırılma noktası ve o da geçilirse hepimizin başına gelebilecek hastalıktır.
yaklaşık 1.5 yıldır yaşadığım ama bir türlü depresyona girdiğimi kabullenmediğim ya da akıl edemediğim hastalık. bir şeylerin yanlış gittiğini biliyordum fakat bunların hepsini 'galiba bende b12 eksikliği var' diyip geçiştiriyordum. ve sürekli yorgunluk, halsizlik, hiçbirşey yapmama isteği, odaklanma sorunları, bazı zmanlar çok uyuyup bazı zamanlar ise uykusuzluk çekmek, bu 1.5 yılda 20 kilo almak, bu 1,5 yılda toplasan 3 kişiyle ya tanıştım ya tanışmadım. kaybettiğim insanlar ise daha fazla. kendimin mal olduğumu düşünmem ve tıp fakültesini haketmediğimi düşünmem vs. vs. ve işin ilginç tarafı bu durumlar beni daha çok içime kapattı ve daha evcil, asosyal bir yaratık haline getirdi ve de bnm bu başta küçük minik depresyonum her defasında katlanarak büyüdü. belkide sınıf tekrarı yapmama büyük etkisi oldu. ve sınıf tekrarı yapmam da bu depresyonu dahada çıkılmaz hale soktu.
peki ne zaman bende jeton düştü? 2 gece önce aniden uykudan uyanıp sebepsizce hıçkıra hıçkıra ağladığımda kafamda bütün taşlar yerine oturmustu. geçen hafta tecavüz edilen yavru kedi haberinede hüngür hüngür ağlamıştım. (1.5 senede teşhis koydum. bence en büyük depresyon belirtim bu. 1,5 sene)
burns depresyon ölçeğini çözdüğümde ise sonuç vahim... ağır depresyon... hangi ara bu hale geldim?... bilmiyorum..

tek sevindiğim durum 'ben malım galiba. bnm bu fakültede ne işim var' gibi düşüncelerimin depresyondan kaynaklanabiliyor olabilmesi. umarım öyledir. umarım depresyondur.
(ebkz: #40547) burns ölçeği neymiş diyerek merakımdan bulup çözdüm. arkadaş bende de orta-ağır depresyon belirtileri çıktı ki alakam yok. bana göre başarısız bir test. zaten teşhis yerine geçmeyeceği de belirtilmiş. teşhis konmuş hastalara klinik psikologların iş olsun diye uyguladığı bir ölçeğe benziyor.
  • /
  • 3

içerik kuralları - iletişim