dinlerin mükemmel olamayacağı gerçeği

hali hazırda pratik olarak gözlenebilecek bir durum olmasıyla beraber teorikte de kanıtlanabilecek bir durumdur.

tanrının yarattığı her şeyin eksik olduğu aşikardır.
tanrının en çok üzerinde durup titrediği insan dahi mükemmel değildir.
hastalık açlık yokluk ahlaksızlık cehalet kölelik cariyelik ırkçılık vs vs
hali hazırda doğanın işleyişinde dahi eksiklikler görülebilecektir

ancak tanrının kendisi mükemmel iken yarattıklarının da mükemmel olması gerektiğini kim söyledi ki?
mükemmel bir tanrının mükemmel bir şey yaratması yarattığı mükemmel şeyi tanrı seviyesine çıkarmaz mı?

bu bağlamda
`mükemmel olan islamdır müslümanlar değil` demek allah'a muhalefet olacaktır
oysa doğrusu
`mükemmel olan allahtır islam değil` olmalıdır

ancak mükemmel olmadığını bildiğiniz bir dini allah yolladı diye inanmak ve bunu gerektiği gibi yaşamak size düşer
çünkü siz de mükemmel değilsiniz
dinler eski insanlarin uydurmasi bu cok net.
bulunduğumuz evrende insanlar olarak ancak 3 boyutlu bir uzayi gözlemleyebilmekle birlikte, görelilik kuramı ve uzay-zaman denklemi ile biliyoruz ki uzayda en az bir boyut daha mevcut: zaman.

zaman bazı yerlerde durağan, bazı yerlerde ise ışık hızında. siz bu yazıyı okurken milyonlarca yıl öteden gelen, belki de artik ölmüş ve karadelige dönüşmüş bir galaksi yıldızının ışığının henüz ulaşamadığı bir dünya üzerinde ise; gün 24 saat, yıl 365 gün.

voyager, nasa tarafından uzaya atılıp 40 yılı aşkın suredir gözlem yapan bir uzay aracı. daha 2013 yılında güneş sistemini terk edip interstellar bölgeye ulaşabildi. güneş samanyolu galaksisi içindeki bilinen 200 milyar yıldızdan ise sadece biri.

voyager bizi terkedeli beklediğimiz 40 yıl icinde hayat izine cok küçük kanıtlar haricinde hic rastlamadık.

oysaki carl sagan in tabiriyle "mavi soluk nokta" içinde binlerce yildir hayat mevcuttu hep.

---

ben bir doktorum ve yıllardır insan vücudunu okuyorum. okuduğum şeyleri 10 kez okusam da unuttuğum çoktur. ancak şunları hatırlıyorum:

"akciğerler oksijen kullanılmayan ve kollabe olup ölü boşluk oluşturan alveolokapiller yataktaki kapilleri vazokonstriksiyona uğratarak, pulmoner sant mekanizmasi ile ventilasyonu diğer sağlam alveolar alanlara yöneltir."

"hipovolemik şokta barsak, deri ve splanknik yatak gibi alanlarda alfa 1 aktivasyonu ile vazokonstriksiyon sağlanarak sistemik vasküler direnç artırılır ve kan hayati fonksiyon gösteren kalp ve beyin gibi organlara yönlendirilir."

"fetüsün kan dolaşımını sağlayan ductus arteriosus, doğumdan sonra sistemik ve pulmoner sirkülasyonun karismamasi boylece hipoksi ve siyanoz gelişmemesi için kapanır."

"t lenfositlerin otoimmunite kazanmamasi için klonal delesyon ve anerji ile vücut hücrelerine karşı tolerans gelişir."

bunları ben unutsam da unutulmadı. ayni nefes alırken farkında olmadığım, yürürken hangi bacağımı önce atacağımı hiç düşünmek zorunda kalmadıgim gibi.

evrende bu kadar geniş mekan ve zaman varken kendi küçük dünyamız içerisinde küçük vücudumun, küçücük milyonlarca hayat içermesi. neden?

neden koruma telâşında kendini, neden hiç aksamıyor yıllardır? bunu görmeyip bir kez aksadı diye mükemmel değil demek biraz danışıklı dövüşmek gibi durmuyor mu sayın meslektaşım?


mükemmel olan allah'tir doğru.
insan mükemmel değildir, bu da doğru. haklisiniz.
eğer mükemmelden anlaşılacak şey yalnizca yaratıcılık ve kusur bulunmamaksa.
ancak yanlıs olan şey, yaratılanın mükemmel yaratılmadığı düşüncesidir.sistemi eğer bir yaratıcı kurduğuna inanıyorsanız ve bu sistemde milyonlarca canlı sağlam şekilde doğuyor büyüyor ve ölüyorsa, sistemi kurabilen istediği şekilde buna karar veriyorsa, kusuru yaratıcı da aramak yanlıştır. ancak burada, yaratıcının neden böyle bir tercihte bulunup hastalıkların savaşların ve kötülüklerin doğmasına fırsat verdiğini sorgulamak gerekir. bu ise bambaşka bir konudur. yeri gelirse onu da konuşabiliriz.

diğer yanlış olan şey ise mükemmel bir yaratıcının kendisi gibi birşey yaratabilme sorusuna cevap aramaktır. yaratıcının herhangi bir yaratıcıya ihtiyaç duymaması gerektiği gibi, yarattığı şeylerin de kendisine benzemesi düşünülemez. kullandığımız sıfatlar, büyüklük ölçütleri, tasavvur ettiğimiz şekiller hatta metafizik herhangi bir "şey" yaratıcıyı tasvir ve tarif edemez. x ve y düzleminde hayat süren birisine, insan fizyoloji ve sistemlerini anlatabilmek ne kadar manasız ise o kadar anlamsızdır.

belirtmek gerekir ki din adı üzerinde imani bir olaydır. bilmek ayrı şey, inanmak ayrı şeydir. bilmek inanmak için çok mühim olsa da kesin bir şart değildir.bununla birlikte soru sormak, sorgulamak insanın yaşadığı evrene karşı ilgisinin, yaşadığı hayatı idrak etmek arzusunun bir gereğidir. soru sormaktan korkmayalım fakat unutmayalım ki cevabını bulamadığımız her soru cevapsızdır manasına gelmez.

içerik kuralları - iletişim