diş teli

insanın hayatını zehir eden, yemek yedirmeyen, her dişçi ziyaretinden sonra kısa bir süre hayata küstüren lanet olası bir yaratıktır. kendisi ilk başlarda bir ortaçağ işkencesi olarak ortaya çıkmıştır. önceden insanları kafesteki diş teliyle karşılaştırarak korkuturlarmış. bu korku uzunca bir süre işe yaramış. hatta koca bir imparatorluk devirmiş. ancak cadı avı başladığında ilk olarak kendisini yakmışlar. bakmışlar ki yanmıyor bu meret! aman yarabbi deyip kendilerini ateşe... (ne diyorum yahu?)

soracaksınız ki feste bunu neden yazdı? canım yanıyor be sözlük, dişçi randevum bugündü. azıcık trollüğü bana çok görmeyin. ayrıca diş telinin de allah belasını versin!
bazılarına çok yakışandır. tellerine renkli lastik taktıran ortaokullularda yanağını sıkma güdüsü veren şeydir. dudak yapısını bozar genelde. ayrıca biraz fazla para verirseniz seramik yaptırısınız ve kimse dişinizde tel olduğunu bile anlamaz.
bir de öperken karşıdakinin diş teline dudağınız takılır, paramparça olur; aman dikkat derim.
aa herkes de takmış. tabiki ben de taktım 2 yıl filan ama sadece ilk ay geceleri sızlıyodu bi de bu lastiktir damaklı teldir özel fırçasıdır bunlarla ugrasmak zordu. onun dışında bi esprisi yok işi zaten tel kendisi hallediyor. ama gerçekten çoğu insana yakışıyor erkeklere ayrı bi yakışıyor ;)
bozuk ya da çarpık dişleri inci gibi yapandır. sayesinde telli turna lakabı takılmıştı bana*. tam 2,5 sene ağzımda o aparatlarla yaşadım, acı çektim, yemek yiyemedim, ağzımın içi parçalandı ama değdi mi? sonuna kadar değdi. yemekleri küçük lokmalar halinde ve yavaş yavaş yemekten erkenden doygunluğa ulaşıp fazla yemenin önüne geçince bir deri bir kemik kalmıştım*. bir de tellerle bi uyum içerisindeydim herkes çok yakıştırınca ben daha da bağlandım. çıkartılacağı zaman zor koptum kendisinden..

dip not: teller çıktıktan sonra damaklığınızı takmayı ihmal etmeyin. ben ettim siz etmeyin.

içerik kuralları - iletişim