Marco Polo'nun (bkz:marco polo) uzun yıllar boyunca kaldığı kubilay han krallığını ve seyahat ettiği yollarda gördüğü kentleri,köyleri, krallıkları anlattığı kitabı. Esir düştükleri dönemde anlatılarını koğuş arkadaşı Pisalı Rustichello kaleme alır. Zamanında çok ünlenir, pek çok baskısı yapılır. Hatta kolomb'un hint adaları ve japon adası hevesleri de marco polo'dan gelir.
Kitapta haritalara ve yol güzergahına da yer verilmiş, bir yandan okurken bir yandan da takip edebiliyorsunuz. Ayrıca cengiz han'dan itibaren soykütüğü tablosu da var, kim kimin yeğeni ya da amcası anlayabiliyorsunuz. Bu da önemli çünkü bize anlatılan toprakların çoğu bu aile tarafından yönetiliyor.
Büyük ihtimalle küresel dünyada batı görüşüne göre yetiştirildiğimiz için batıda beni çeken şeyler pek yok. Tuhafıma giden şeyler yok demeliyim, tanıdık her şey. Bu yüzden dünyanın doğu tarafı, oradaki insanlar ve yaşamları, gelenekleri, biriktirip geldikleri daha çok ilgimi çekiyor. Marco polo da güzel yazmış, yer yer hristiyanlığı üstün çıkarma olayına girse de ya da sadece duyduklarından yola çıkarak anlatmış olsa da yazdıklarının pek çoğu tarihi kayıtlarla uyuşuyormuş, dipnotlarda okudum bunu. Böylece vay anasını deyip şehirleri güzelce hayal edebiliyorsunuz, içinize kurt düşmeden.
Çok güzel âdetler var, birbirinden çok da farklılar. İşte bu yüzden coğrafya, doğduğumuz ev, ait olduğumuz aile bizim kaderimiz.
•Kıyıda bir krallık korsanlıkla geçinirken onun yanındaki krallık çok dürüst bir şekilde tüccarlık yapabiliyor. Korsanlıkla geçinen krallıklardan biri Melibar, Marco polo'dan:
"Gemiyi ele geçirince gemiyle birlikte malları da alırlar, ancak insanlara dokunmazlar;onları üstlerinde başka bir şey bırakmadan karaya çıkarıp şöyle derler:
-Yurdunuza geri dönün de başka mallar kazanın. Ola ki onları da bize verirsiniz."
•Şiddetli soğuk yüzünden yer altında yapılmış evlerde oturulan bir yöre varken bir yerde sıcak rüzgarlardan ölmemek için aylarca başka yerlerde yaşayanlar var.
•Bir yerde kızlar bekaretleri fazla zarar görmesin diye adımlarını birbirleri üstüne atarak yürürken bir yörede ne kadar çok yabancıyla yatıp 'hediye' toplarlarsa o kadar kıymet kazanıyorlar. Hatta bekarete takmış yörede kızlara güzel başlıklar takarlarmış öyle ki kızlar yürürken başlarını yukarı kaldıramazmış. Diğer yöre için ise şöyle demiş marco polo:
" anlatması hoş bir şey! On altıyla yirmi dört yaş arası soylu gençlerimizin bu yörelere bir uğraması iyi olmaz mı? İstedikleri kadar kız bulurlar, hatta kızları hiçbir şey ödemeden almaları istenir onlardan!"
•Lar eyaletindeki bütün braamanların (brahman) adetleri:
"Ne masada yemek yiyorlar, ne kaseden. Cennet elması ağacı yaprağının ya da başka çeşit bir yaprağın içinden yiyorlar yemeklerini. Ancak, yaprak yeşilken değil, kuruyken. Çünkü yeşillerin, dediklerine göre, bir ruhu varmış, zaten tüm yaratılmışların ruhu var ya, o zaman günah olurmuş."
"-çıplak dolaşıyoruz, çünkü bu dünyadan hiçbir şey istemiyoruz, çünkü bu dünyaya sırtımızda, hiçbir şey olmadan çıplak geldik; edep yerimizi göstermekten utanmıyoruz, çünkü onunla hiçbir günah işlemiyoruz. İşte bu nedenledir ki nasıl siz hiç günah işlemeyen ellerinizi, yüzünüzü ya da kolunuzu, bacağınızı göstermekten utanmıyorsanız biz de oramızı göstermekten utanmıyoruz."
Yeşil olan ya da canlı olan hiçbir şeyleri yemez, tuvaletlerini yaptıktan sonra iyice dağıtıp kurtlanmayacak hale getiriler ki kurtlandıklarında ve sonra o kurtlar aç kalıp öldüklerinde günaha girmek istemez, rahiplerini kızlar tarafından uyarılmayanlarından seçer, ölüleri de aynı şekilde kurtlanıp kurtların vebaline girmesin diye yakarlarmış.
Başka bir yörede ise cesedi hiçbir şey kalmayana kadar yiyorlarmış, kemikteki iliğe kadar,sırf bu yüzden. En azından braamanlar yemiyor.
•Bir yerde tanrılar ve putlar siyah yapılırken şeytanlar kar beyazı yapılırmış. Oradaki insanlar siyahi çünkü, anlayışları o yönde gelişmiş.
•Bir bölüm tamamiyle kubilay han için, onun saraylarına, fethettiği yerlere ve yönetimine ayrılmış. İnce düşünülmüş pek çok güzel şey var yönetimde ayrıca çinliler bugün olduğu gibi o zamanlar da aşırı kalabalık. Bazı şeyler değişmiyor.
Bazı şeyler ise çok fazla değişiyor. Marco polo şimdi gezseydi, ki bazı şehirleri bulamayacak bölgesel krallıklardan ise hiç bahsedemeyecekti, ne kadar farklılık bulurdu? Bence muhteşem bir hayat yaşamış dönemine göre. Muhteşem bir kültür ve birikim.
Kitapta haritalara ve yol güzergahına da yer verilmiş, bir yandan okurken bir yandan da takip edebiliyorsunuz. Ayrıca cengiz han'dan itibaren soykütüğü tablosu da var, kim kimin yeğeni ya da amcası anlayabiliyorsunuz. Bu da önemli çünkü bize anlatılan toprakların çoğu bu aile tarafından yönetiliyor.
Büyük ihtimalle küresel dünyada batı görüşüne göre yetiştirildiğimiz için batıda beni çeken şeyler pek yok. Tuhafıma giden şeyler yok demeliyim, tanıdık her şey. Bu yüzden dünyanın doğu tarafı, oradaki insanlar ve yaşamları, gelenekleri, biriktirip geldikleri daha çok ilgimi çekiyor. Marco polo da güzel yazmış, yer yer hristiyanlığı üstün çıkarma olayına girse de ya da sadece duyduklarından yola çıkarak anlatmış olsa da yazdıklarının pek çoğu tarihi kayıtlarla uyuşuyormuş, dipnotlarda okudum bunu. Böylece vay anasını deyip şehirleri güzelce hayal edebiliyorsunuz, içinize kurt düşmeden.
Çok güzel âdetler var, birbirinden çok da farklılar. İşte bu yüzden coğrafya, doğduğumuz ev, ait olduğumuz aile bizim kaderimiz.
•Kıyıda bir krallık korsanlıkla geçinirken onun yanındaki krallık çok dürüst bir şekilde tüccarlık yapabiliyor. Korsanlıkla geçinen krallıklardan biri Melibar, Marco polo'dan:
"Gemiyi ele geçirince gemiyle birlikte malları da alırlar, ancak insanlara dokunmazlar;onları üstlerinde başka bir şey bırakmadan karaya çıkarıp şöyle derler:
-Yurdunuza geri dönün de başka mallar kazanın. Ola ki onları da bize verirsiniz."
•Şiddetli soğuk yüzünden yer altında yapılmış evlerde oturulan bir yöre varken bir yerde sıcak rüzgarlardan ölmemek için aylarca başka yerlerde yaşayanlar var.
•Bir yerde kızlar bekaretleri fazla zarar görmesin diye adımlarını birbirleri üstüne atarak yürürken bir yörede ne kadar çok yabancıyla yatıp 'hediye' toplarlarsa o kadar kıymet kazanıyorlar. Hatta bekarete takmış yörede kızlara güzel başlıklar takarlarmış öyle ki kızlar yürürken başlarını yukarı kaldıramazmış. Diğer yöre için ise şöyle demiş marco polo:
" anlatması hoş bir şey! On altıyla yirmi dört yaş arası soylu gençlerimizin bu yörelere bir uğraması iyi olmaz mı? İstedikleri kadar kız bulurlar, hatta kızları hiçbir şey ödemeden almaları istenir onlardan!"
•Lar eyaletindeki bütün braamanların (brahman) adetleri:
"Ne masada yemek yiyorlar, ne kaseden. Cennet elması ağacı yaprağının ya da başka çeşit bir yaprağın içinden yiyorlar yemeklerini. Ancak, yaprak yeşilken değil, kuruyken. Çünkü yeşillerin, dediklerine göre, bir ruhu varmış, zaten tüm yaratılmışların ruhu var ya, o zaman günah olurmuş."
"-çıplak dolaşıyoruz, çünkü bu dünyadan hiçbir şey istemiyoruz, çünkü bu dünyaya sırtımızda, hiçbir şey olmadan çıplak geldik; edep yerimizi göstermekten utanmıyoruz, çünkü onunla hiçbir günah işlemiyoruz. İşte bu nedenledir ki nasıl siz hiç günah işlemeyen ellerinizi, yüzünüzü ya da kolunuzu, bacağınızı göstermekten utanmıyorsanız biz de oramızı göstermekten utanmıyoruz."
Yeşil olan ya da canlı olan hiçbir şeyleri yemez, tuvaletlerini yaptıktan sonra iyice dağıtıp kurtlanmayacak hale getiriler ki kurtlandıklarında ve sonra o kurtlar aç kalıp öldüklerinde günaha girmek istemez, rahiplerini kızlar tarafından uyarılmayanlarından seçer, ölüleri de aynı şekilde kurtlanıp kurtların vebaline girmesin diye yakarlarmış.
Başka bir yörede ise cesedi hiçbir şey kalmayana kadar yiyorlarmış, kemikteki iliğe kadar,sırf bu yüzden. En azından braamanlar yemiyor.
•Bir yerde tanrılar ve putlar siyah yapılırken şeytanlar kar beyazı yapılırmış. Oradaki insanlar siyahi çünkü, anlayışları o yönde gelişmiş.
•Bir bölüm tamamiyle kubilay han için, onun saraylarına, fethettiği yerlere ve yönetimine ayrılmış. İnce düşünülmüş pek çok güzel şey var yönetimde ayrıca çinliler bugün olduğu gibi o zamanlar da aşırı kalabalık. Bazı şeyler değişmiyor.
Bazı şeyler ise çok fazla değişiyor. Marco polo şimdi gezseydi, ki bazı şehirleri bulamayacak bölgesel krallıklardan ise hiç bahsedemeyecekti, ne kadar farklılık bulurdu? Bence muhteşem bir hayat yaşamış dönemine göre. Muhteşem bir kültür ve birikim.