Küçükken çok kitap okuyan bireylerin daha iyi yapabildiği bir "yetenek" olduğu kanıtlanmıştır. ülkemizde empati yoksunluğundan meydana gelen durum bence bununla alakalıdır.
Empati sadece bize yapılmasını istemediğimiz şeyleri başkasına yapmamak değildir.
Empati kendine başkasının gözünden bakabilmek hem de başkasını gördüğün çerçeveyi objektifçe değerlendirebilmektir.
Sadece kendinle ilgili durumlarda empati yapmak da insanı edilgen bencilliğe iter. Çevredekilerin huzurunu kendi huzurunuz için istemeye başlarsınız. Bu yüzden içinde olmadığınız durumları, yani başkalarının gözünden başkalarını da değerlendirerek hareket etmelisiniz.

Empati aslında bir yetenek değil vasıftır bunu dert edinenlerce edinilen. Erken yaşlarda empati yapmayı öğrenemeyenler hayatlarında benmerkezcilik, agresifite, depresyon, kararsızlık ve kafa karışıklığı tecrübe ederler sosyal çevrelerine etkileriyle birlikte.
sâhip olmadığım, olmayacağım ve olmamaktan ötürü hiçbir eksiklik hissetmediğim; bir çeşit kolektivist zırvası. sosyal interaksiyonlarımızda, yüksek liberter-ahlâkî ilkelerimizin dışında hiçbir şeye gereksinimimiz yoktur. liberter ve individüalistik prensiplerden yoksun empati, sosyal interaksiyonlarda başarıyı değil; suçu hoşgörme, toplumculuk, kolektivizm, kötüye göz yumma gibi gayriahlâkî prosesleri tetikler. bizim ahlâkî prensiplerimizde empati, insanlara hoşgörü gösterme, suçluya/alçağa merhamet etme, gülümseme, vicdan, egaliteryanizm tabanlı sosyal adâletçilik, politik doğruculuk gibi bireye maladaptif yönelimler yoktur. gereken neyse, o uygulanır ve bunun için empati gibi primitif/aşağılık bir hissîyâta zerre başvurulmaz. empatiden yoksun, yüksek matematiksel ilkeleri olan liberteryenizm, toplum ahlâkı için tek yoldur.
Kendisine sahip olduğumu düşündüğüm şey. Anlatıyorum efendim, daha yeni kliniğe gecmisim ilk aldigim staj kadın dogum. Birkac gun olmus jinekoloji poliklinigindeyiz, daha once poliklinikte veya serviste gormemisim hasta her neyse. Efendim bir hasta geldi, kendisine yapilan islemin ne olduğunu tam hatırlamıyorum ama saniyorum biyopsi alinacakti. Bir köşede olayi izlemeye calisan beni Hastamiz fark etti ve dedi ki elinizi tutabilir miyim, elbette dedim.hastamiz bagirmaya, çığlıklar atmaya başladı, cok aci çekiyordu. Normalde oyle kan tutması, veya girisimsel seylerden etkilenme gibi bir huyum yoktur, onceki yillarda arada bir asindirdigim ameliyathane kapilarindan alışkınım aslında ama çığlık atan ve cok acı ceken hastaya aliskin degilmisim demek ki.(*) Iyi ki elimi tutmus çünkü hasta bagirdikca benim basim donmeye, gozlerim kararmaya basladi. elimden biri tutuyor olmasaydi orada yere dusebilirdim. (*) buna aslinda daha çok özdeşim deniliyor, hastanin yerine orada acı çektim. Neymis empatinin de özdeşimin de fazlasi zararmis demek ki. bayilsam bir de benimle ugrasacaklardi (*)
Her insanda olması gereken duygu.

Hukuk okuyan birinin ödev olarak en az bir hafta cezaevinde kalması

Polis olacak birinin evine baskın yapılması

Doktorun hasta yatağına yatması vb.

Örnekler çoğaltılabilir eşitliği savunmuyorum ama karşıdakinin ne acılar çektiğini de insanın bilmesi lazım bence.

Artık hayatı boyunca acı çekmemiş insanlarla doluyor ortalık.

Sokakta yediğim dayaklara bile şükür ediyorum iyi ki yemişim iyi ki ağzım burnum kan dolmuş. İyi ki yenilgi hissini en sonuna kadar hissetmişim. Şükür ki dışlanmışım. Bunların hepsi empati yeteneğimi geliştirdi.