farsça

dünya üzerindeki kadim milletlerden -ki bunların ekserisi yunan haricinde doğu merkezlidir; hint, çin, pers, türk vs.- kalan en eski dillerden biridir. dil ailesi bakımından "ındo-european" ailesine bağlı olması hasebiyle pek çok dilin anası değilse de teyzesi hükmündedir. farsça demek edebiyat demektir, şiir demektir. firdovsi, mevlana, hafız, sadi, günümüzden örnek verilecek olursa sohrab sepehri, furug ferruhzad, samed behrengi, sadık hidayet demektir. kelime tınıları o kadar ahenklidir, melodisi o kadar dramatiktir ki normal bir çocuk hikayesinde duygulanır ve ağlayabilirsiniz.

iran deyince akla gelen bir diğer konu olan iran sineması ile birlikte değerlendirilince, bu dil ve yetiştiği coğrafyanın birlikte ne kadar güzel ürünleri bizlere sunduğu bilgisi ansızın gözü önünde beliriverir insanın.

not:üç aydır farsça çalışan birisi olarak; farsça bilen iranlı, afgan veya tacik arkadaşlar varsa kaynak، yöntem, dizi-film, dergi, kitap vs. onerebilirlerse çok mutlu olurum.

ez komek e şoma teşekkor mikonem. khoda khafez becceha.
melodik bir aksanı olan hint-avrupa dil ailesinin hindo-aryan veya hindo-irani tabir edilen koluna mensup bir dildir. bu dile en yakın akraba diller arasında tacikçe ve osetçe gibi başka modern ve toharca ve soğdca gibi antik lisanlar da mevcuttur. kuzey hint aryan dilleri de bir dereceye kadar farsçaya yakındır. (fakat dravid dilleri hint avrupa dilleri dahi değillerdir ve farsçayla alakası yoktur,)
yazılı tarihi en eski olarak klasik çağdaki ahameniş devrine kadar uzanır. daha sonra orta çağda pehlev farsçası kullanılmıştır.
farsça, islam’dan sonra ortaçağın edebiyat dillerinden birisidir. batı avrupa için fransızca’nın oynadığı rolü ortadoğu ve batı asya’da farsça oynamıştır. yani sanatta kullanılmış bir dildir. bununla birlikte her dilin sanatsal özelliği bulunmasına rağmen farsça’nın özel olarak seçilmiş olması belki de farsların, ortaçağ islam devrinin araplar’dan sonra nüfusça ikinci büyük halkı olması ile de ilişkilidir.
farsça’da alıntı kelimeler büyük oranda arapça ve türkçe’dir, hatta ben anlamına gelen “men” de pek muhtemelen türkçe’den geçmedir. çünkü gerçek orta persçe’de “az” ben demektir. bununla birlikte ters yönde farsça’dan da türkçe’ye geçmiş ve türkçeleşmiş kelimeler de mevcuttur. padişah, şah, beraber gibi. bir de türkçe’de öz-türkçe sözcüklere farsça ekler kullanılarak yapılan ilginç kelimeler de vardır: günbegün gibi. iki dil de birbirlerini etkilemiş.

içerik kuralları - iletişim