feminizm

kadın sorununda erkeklerin dahil edilmeden çözüme kavuşacağını sanmak (?) ya da sorunun çözülmesinden ziyade sorundan çıkar sağlamak. sonuca ulaştırmayacak eylemler silsilesi, kadını cinsiyet objesi yapmak=feminizm. bu sorun kadınların olduğu kadar erkeklerin de sorunudur.
bazen kanımda oluk oluk aktığını hissettiğim.

5 kişilik whatsapp grubumuz var, 4'ü erkek bir de ben. ve grubun adı "y kromozumu hastalığı". grubun adını böyle yapınca tek bir tepki almadım, gülmek dışında. sad bad true, dediler o kadar.*
5 kadından fazlasının aynı yerde bulunduğu ortamda normalde birbirinin kuyusunu kazma işleri döner,şirretlik döner. feminizm'de milyonlarca kadın fikir birliği edip birbirini satmıyor bu açıdan destekliyorum.* ama stand önünden geçen erkekleri tutup döven üniversite grupları vardı onları bir türlü anlayamadım. onlara çay yok!
feminizm ilk olarak 18. yüzyılda ingiltere’deortaya çıkmıştır. aydınlanma dönemi sonrası giderek etkileri artmıştır. 19. yüzyılın ortalarından itibaren kadınların erkeklerle eşit statü, eşit haklar, özgürlükler için verdikleri mücadelelere feminizm denir. latince’ de kadın manasına gelen ‘femine’ kelimesinden türemiştir. feminizm, temelde cinsiyet ayrımcılığına karşı tavır alan, kamu ve özel bütün alanlarda kadınların maruz kaldığı baskıların ve denetimlerin ortadan kaldırılmasının gerekliliğini savunarak, ataerkil yapılanmaların önüne geçerek kadınların meşru haklarına ulaşmada mücadele eder. feminizmin üç dalgaya ayrılmaktadır.
ı. feminist dalga: 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başlarında belirginleşmiştir. kadınların talepleri; kadınların oy kullanması, eğitimde fırsat eşitliği kadınların mülkiyet haklarını içeren hakları kapsamaktaydı. bu talepler dönemin şartlarına göre temel haklar niteliği taşımaktaydı. özellikle, , insan hakları bildirgesi, amerikan bağımsızlık bildirisi, doğal haklar doktrini geliştiren teorisyenlerin eserlerinde kadınlara ve kadın haklarına yeterince değinilmediğini düşünen feminist gruplar sosyal, siyasal alanlarda bir dizi taleplerde bulunmuştur. birinci dalga kadın hareketi eşitlikçi temeller üzerinden gelişen bir kadın hareketidir. bu hareketin gelişme nedeni de büyük ölçüde modern dünyanın/ modernitenin gelişimiyle bağlantılıdır. çünkü modernite belirgin bir şekilde kadın alanıyla erkek alanını birbirinden ayırmıştır.
ıı. feminist dalga: 1960’lı yıllarda batı’da gerçekleşen gelişmeler kadınları da etkilemiştir. bu dönem kadınların güvenli doğum yapmalarını sağlayan teknolojik gelişmelerin ortaya çıktığı bir dönemdi. kadınlar bu teknolojiye veya üretilen ilaçlara ulaşmada, kullanmada zorluklar yaşamaktaydı. kadın grupları bu imkanların bütün kadınlara sunulmasını ve birçok ülkede mevcut baskıcı yasaların ortadan kaldırılması için mücadele ettiler. kadınlar her ne kadar erkelerle eşitliğini yasalarla teminat altına almış olsa da, yaşamsal olarak erkeklerden farklılıkları vardı. bunun nedenini, toplumun mevcut normların uygulanış durumunun cinsiyete göre olmadığını, tamamen ataerkil bir sistemin normları olduğunu ileri sürdüler. ikinci dalga kadın hareketinin esas söylemi erkek gibi kadın olmaktan ziyade kadın kimliğidir. esasen erkekten bağımsız kadın kimliği hedef alınmıştır.
ııı. feminist dalga: bu dalga dünyada 1990’ların başlarında türkiye’de ise 90’ların sonunda başlamıştır. ıı. dalga feminizmin pratikleri ile algılardaki yanlışlıklara karşı bir tepki olarak doğmuştur. feminizmin sadece üst, orta sınıf beyaz kadınlara indirgeyen bakış açısına tepki olarak doğan bu yaklaşım, kadın hareketlerinin geniş kitlelere yayılmasını sağlamıştır. ııı. dalga feministler daha çok kadına şiddet, kadının güçlendirilmesi, cinsellik gibi işlere odaklanmışlardır. bu dalga tamamen farklılıkların dile getirilmesini istiyordu. önce bu farklılıkları görmek ve ortak noktalar üzerinden siyaset yapmak gerekiyordu. nolursa olsun bu kimliklerin kabulü gerekiyordu. bu istekler 2. dalga’nın toplumsal cinsiyet rollerini yıkma talebi ile çelişiyordu. kadın olmak hem bir cinsiyet rolü, hem bir kimlikti. erkek kimliği eril iktidara sahip olduğu için doğal olarak ezen oluyordu, ancak kadın kimliğinin böyle bir ezme misyonu yoktu ve bu yüzden rahatlıkla yaşatılabilineceğini düşünmüşlerdir.

bu yazıyı çeşitli makaleler ve internet sitelerinden yararlanarak oluşturdum.*
kadın-erkek eşitliği ideali ile yola çıkıp yozlaşarak,endonezyadaki kadınların karın tokluğuna femen tişörtleri üretmesiyle bir markaya,satış aracına dönüşmüş ideolojimsi.
feministlik ya da feminazi, erkek düşmanlığıdır.

feministlik, erkeklerle eşit haklara sahip olunması gerektiğini savunan lakin erkeklerle eşit sorumluluk almama isteğidir.

feministlik, evliyken "senin parana mı kaldık?" derken boşanınca nafaka altında bizim paramıza köle olmayı istemeleri ile erkeklerin kadınlardan üstün ırk olduğunu kabul etmeleridir.

feministlik, sokrates'in dediği gibi " kadınlar yarım yaratıktır." sözünün tam karşılığıdır.

iki emekçi laflarına da doyduk artık...

emekçi kadın dediğin şey; ailesini şenlendiren, çocuklarıyla ilgilenen, kocasıyla özgürlüklerini keşfeden (sex'de olsun, sosyal yaşamda olsun, maddi olsun vs) ve bunun yanında mesleğinde üretim yapan kadınlara denir. üretimden kastım tez yazmakta olur, dikiş dikmekte, resim sergisi açmakta, müzik çalmakta, tarımla uğraşmakta...

yani makyaj videosu izleyen, gratisten çıkmayan, tek derdi zengin koca bulmak isteyen kadınlar "emekçi" değil bilakis aşiftedir.

emekçi kadınlarla evlenin. onlar tüm insanlara mutluluk ve huzur verir.

ama bu feministlerden uzak durun. 2 dakikalık sex için hayatınızı bunların ellerinde karartmayın. sex markette her şeye alternatif var; şişme kadınlar var, sex robotları var vs. gerekirse evlenmeyin emekçi kadın yoksa çevrenizde... feministliklerle 2 dakikalık sex için tüm akrabalarının yükünü yüklenmeyin, süresiz nafaka ödemeyin. feministliklerle hayatınızı karartmayın.

özetle türkiye'de feministlik;

• eşit haklara evet, eşit sorumluğa hayır
• eşcinsel ilişki ve zengin koca parasına evet, aile kavramına hayır
• gratis ve makyaj videolarına evet, emekçi olmaya hayır

(bkz: en iyi feminist ölü feministtir)
(bkz: emekçi kadınlara selam olsun)
mevcûd pop kültürde ekserîyetle başarılı, güçlü, yakışıklı, manipülatif erkeklerle girdikleri interaksiyonlarda ezilip kakılan, bir kenara sümüklü mendil gibi atılan dişilerin; gördükleri "erkek zulmüne" karşı kullanmaya çalıştıkları popüler masallar dizisidir. destekçi dişilerin yine önemli bir kısmı ya fiziksel ya mental açıdan, sosyal interaksiyonlara uyumlu değildir. bunlar ya çirkin, kilolu, kısa saçlı, kıllı ve bakımsızdır ya da zihinsel açıdan retardedir/problemleri vardır. büyük bir kısmı sigara içer. erkeklere karşı geliştirilen hate speech'e ve lezbiyen edebîyâtına rağmen, pek çoğu, ekserîyâ hâlâ heteronemfomanyaktır. erkek bulduklarında yatakta birer monstera dönüşürler. çoğunun geçmişinde en az bir güçlü erkek tarafından hor görülme, becerilip terk edilme, hakâret yeme, kenara fırlatılma hikâyesi vardır.
  • /
  • 2

içerik kuralları - iletişim