Tıbbiyeli Radyo Yayında!

gecenin şiiri

  • /
  • 8
" kardeşim,biriciğim
bazı yaralar yararlıdır buna inan,
bazı yaraların ortasında küçücük bir el,
sanki geçmişine çiçek uzatır,
bazı yaralardan sızan kanla,
tüm geleceğin yıkanır.
bazı yaralar...
sayıyorum, sayıyorum
hiç bitmiyor güller
sensiz hiç bitmiyor zaman.
belki saymayı mutsuzlar bulmuştur.
mutsuzlar hep sayar.
bizler mihsabıyız hayatın,
tam on gün oldu,
gamzelerinden su içmiyor kuşlar.
kardeşim,biriciğim
hadi çık o karanlık odadan. "

(bkz:didem madak)
(bkz:karınca kumu)
'' ...yaz başıydı gittiğinde.
bir aşkın ilk günleriydi daha.
aşk mıydı,
değil miydi?
bunu o günler kim bilebilirdi?
"eylül'de aynı yerde ve
aynı insan olmamı isteyen" notunu buldum kapımda.
altına saat: 16.00
diye yazmıştın,
ve saat 16.04'tü onu bulduğumda.

daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını
takvim tutmazlığını
aramızda bir düşman gibi duran
zaman'ı
daha o gün anlamalıydım
benim sana erken
senin bana geç kaldığını...''

(bkz: murathan mungan )
(bkz: yalnız bir opera)
bu vapuru kaçırırsam beni belki de cinnet basar
belki kanser olurum bu yıl sınıfta kalırsam
nöbette uyursam eğer kitaplarımı yakarlar
etimde şirpençe çıkar bu kızı alamazsam
bu işi bitiremezsem şehirden beni kovarlar
izin kağıdım yanar konuşacak olursam
bu senet bankalar kapanmadan
ruhumun rengini kapatmayacak olursa
ölür kuyuya düşen çocuk
çocuğun mercan saati çatlar mutlaka
koşup haber vermeliyim
yetkili memura
bahar geliyor, ilerliyor yeminler
alnımı kapıp getirmeliyim
denizi karşılamaya
kırlangıcın kanadındaki kezzap
leylakta sıkışan buhar için
nabzımı bulmalıyım nerede bulacaksam
nabzımı çünkü ben kasadan fiş alarak
yağmuru, selvileri zor durumda bıraktım
benim yongalarımdan yapıldı bu çelenkler
....
jazz- i. özel
tanım: ilk başta anlaşılmayan, fakat özümsenince şairin yaygın anksiyete bozukluğu yaşadığını düşündüren şiir.
ben şiir yazamam
sıra sıra mısralar dizip
sonlarına da süslü süslü kelimeler
bilmem, koyamam

şair dediğin şiiri kalemle yazar
önünde müsvetteleri vardır
aklında binbir kelimeleri
ben
iki kelimeyi bir araya giteremezken
şiir mi? sadece gülerim

ama ben şiir yaşarım
ilk gördüğüm günden yaşarım şiiri
simsiyah gözleri vardır
şiiri şairinden değil şairi şiirinden kıskandıran

ben şiir sayarım
kirpiklerini saymaya çalıştığım günden beri
137 tane kirpiğe
ben nasıl şiir yazayım

ben şiir dinlerim
yok öyle cemal süreyya falan da değil
sesi çaldığı vakit kulaklarıma
şiir olur cemal süreyya’dan ileri.

ben şiir yazmayı beceremem
ama
şiir sevmeyi becermeye çalışırım
şiir olur her sözü
bu sözleri sevemezsem
ben ne diye şiir okurum o elleri

şiir dediğin küçük bilekleridir
o nazlı elleri taşıyan küçük bilekleri
şiir değilse
ben de şiir yazamam.

ben ilk defa şiir okudum
şiir saçlarını omzuma dökmüşken
her teli şiir olmuşken
okudum.


evet kendim yazmıştım; hayatımı değiştiren, şu aralar fazlasıyla özlemini çektiğim biricik insana. yakında görüşeceğiisss.

görüştükten sonra gelen edit : gitmeden önce de karaladım bir şeyler. çok sevindi çok mutlu oldu. yeter bana. *) ;

ben,
yine yazmaya çalıştım sana
satır satır
dökülsün istedim dilimden yine iki üç kafiyeli
birkaç tane ahenkli sözler
gülsün istedim gözlerinin taa en içi
ve avuçların istedim olsun avuçlarımın içi.

biraz elim ayağım titresin
sesim,
sesim gidip gidip gelsin
belki ara ara değer gözlerin gözlerime
o an uyuşur bebekleri gözlerimin
lütfen kızma bana
onlar artık benim değil, bende bile değil.

belki o an bir yıldız kayar
veya çok uzak ülkelerde koybolmuş bir çocuk
köşe başında annesine rastlar
ve o an
bileklerine düşer mutluluğum
ben unuttum mutluluğu, bileklerin olsun mutluluğum.

hayat rastgetirdiği an seni bana
“ilk defa aşık olacaksın” dedi
gecesinde yağmur yağmur ağlayarak
“sana değil” dedi “size benim mutluluğum”
damladığım her toprakta
adımlarınız olsun formülü mutluluğun.

kırarım ben, dökerim
bilmem ki ben bunları, dolaşır ellerim
sen
sen belki seversin beni
çünkü
ben ilk defa özür diledim
ve ben ilk defa
birinin beni affetmesini, affedilmeyi diledim

aa karşımda istanbul varmış
istanbul’un omzu omzuma değiyor
eğer beğendiyse şu çarpık çürük kelimeleri
belki elleri de ellerimin içerisine gülüyor
ve
o an istanbul bir şehir olmaktan çıkıp
bir beden oluyor benliğimde
istanbul diyorum
“belki seversin beni”

derme çatma bir baraka
veya
çoktan unutulmuş bir dağ eviyim ben
sen istanbulsun, belki yaraşamam dibinden
ama sen öyle bir istanbulsun ki
gözlerinde kız kulesini unuttum
kirpiklerinde engin denizini.

dilim döndü ancak birkaç kelime
belki hoşuna gitmedi
susmamı istedin, susarım ama son, azıcık daha dinle
“seni seviyorum ey istanbul” bil istedim
öyle büyük, görkemli olduğundan değil
havasından nefesi karışmış
benim istanbul dediğimin.
memişlere şiir yazayım
bacakların arasına sızayım
yalovadan yeni geldim
çabuk gel abazayım

üstüne yattığın bazayım
kaldır eteği azayım
yalovadan yeni geldim
çabuk gel abazayım :)

(bkz:tatanka)
(bkz:muharrem ince gibi şiir yazmak)

https://mobile.twitter.com/krmylmz11/status/1008444379126693889
ağlamak
bazı acılarda yetmez
bazı ölümlere

örtüsüdür bazı acıların
örter, örtülmez
savunur bir süre

ağlayanlar sevinmeli
sevin ağlıyabiliyorsan
acılar art arda dinmeli

durur bir nöbetçi gibi
durur bir bekçi gibi
zamana gülmeli gülmeli

sevin ağlıyabiliyorsan
unutmanın kardeşidir ağlamak
uyur uyanır yatağında duyguların
düşüncenin kucağında hep çocuktur
ağlamak.

(bkz:özdemir asaf)
  • /
  • 8

içerik kuralları - iletişim