gitmek

hem çekici hem korkutucu eylem. kaçtığınız şeye göre sorunları çözme gücü değişir. kendinizi geride bırakıp gidemezsiniz mesela.
mümkün mü artık gitmek? onca yollardan sonra?
gidememek değil de gidince dönememek korkutuyor. belki geride bir şey kalmadığından, belki ya gururumu yenemezsem düşüncesiyle, belki de ya kal demezse kuruntusuyla... kısacası dönememekten korkan zaten gidememiştir diyorum.
güzel iş. yapmak lazım.
insanın aklından bir kere geçtikten sonra bir hastalık gibi tüm zihne kendini fark ettirmeden sinsice yayılır. bir şehirden bir insandan bir evden bir aileden her şeyden gidebilirsiniz. hatta günü geldiğinde kendi benliğinizden bile koparcasına gidersiniz. ve gittiğinizi giderken değil. gittikten sonra fark edersiniz. yeri geldiğinde tereddüt etmeden yapılması gerekir. belki fark etmeden yine kendinizi aynı yere dönmüş bulursunuz.

ayrıca can yücel şiiri.

 spoiler!
bu günlerde herkes gitmek istiyor 
küçük bir sahil kasabasina 
bir baska ülkeye, daglara, uzaklara... 

hayatindan memnun olan yok. 
kiminle konussam ayni sey... 
herseyi, herkesi birakip gitme istegi. 

öyle "yanina almak istedigi üç sey" falan yok. 
bir kendisi 
bu yeter zaten. 
herseyi, herkesi götürdün demektir.. 
keske kendini birakip gidebilse insan. 
ama olmuyor. 

hani kendimizden raziyiz diyelim, öteki de olmuyor. 
yani herseyi yüzüstü birakmak göze alinmiyor. 

böyle gidiyoruz iste. 
bir yanimiz "kalk gidelim", 
öbür yanimiz "otur" diyor. 

"otur" diyen kazaniyor. 
o yan kalabalik zira... 
is, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile, 
güvende olma dugusu... 
en kötüsü aliskanlik 
aliskanligin verdigi rahatlik, 
monotonlugun dogurdugu bikkinligi yeniyor. 
kaliyoruz... 
kus olup uçmak isterken, agaç olup kök saliyoruz. 

evlenmeler... 
bir çocuk daha dogurmalar... 
borçlara girmeler... 
isi büyütmeler... 
bir köpek bile bizi uçmaktan alikoyabiliyor. 

misal ben... 
kapidaki rex'i birakip gidemiyorum. 
degil busehirden gitmek, 
iki sokak öteye tasinamiyorum. 
alip götürsem gelmez ki... 
bütün sokagim köpegim oldugunun farkinda 
herkes onu o herkesi seviyor. 
hangi birimizle gitsin? 

"sirtinda yumurta küfesi olmak" diye bir deyim vardir; 
evet, sirtimizda yumurta küfesi var hepimizin 
kendi imalatimiz küfeler. 

ama egreti de yasanmaz ki bu dünyada. 
ölüm var zira. 
ölüme inat tutunmak lazim. 

barik ufak kaçislar yapabilsek. 
var tabi yapanlar, ama az 
sadece kaymak tabakasi 
hepmiz kaçabilsek... 
bütçe, zama, keyif... denk olsa. 
gün içinde mesela... 
küçücük gitmeler yapabilsek. 

ne mümkün 
sabah 9, aksam 18 
sonra baska mecburiyetler 
sikisip kaldik. 
sirf yeme, içme, barinmanin bedeli 
bu kadar agir olmamali. 

hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz. 
bir ömür karsiligi, bir ömür yani. 
ne saçma... 
bahar midir bizi bu hale getiren? 
galiba. 

ben her bahar asik olmam ama 
her bahar gitmek isterim. 
gittigim olmadi hiç. 
ama olsun... istemek de güzel
her şeyin zıddıyla kaim olmasından mütevellit aklıma şu dizeleri getirmiştir

hayatın kuralı bu yeğen...
ne kadar uzağa gidersen git
başladığın yere dönersin sonunda.
ne kadar değişirsen değiş
nerede mutlu olduysan
hep oraya çevirirsin kafanı.
ne kadar terbiye etsen de
susturamazsin içindeki canavarı
nereye gidersen git yeğenim
şunu unutma;
herkes gün olur evine döner.
(bkz:ramiz karaeski)

gidene mi zor kalana mı zor sorusunun avantajlı olan kısmıdır. çoğunlukla kaçıştır çaresiz bir unutma çabasıdır
artık gitmek gerek der şair.
bu yaşadığımız zamanki ,güzel ülkemizin halini görünce yapmak istediğim eylem hemde çok uzaklara
  • /
  • 2

içerik kuralları - iletişim