günün şiiri

ne hasta bekler sabahı
ne taze ölüyü mezar
ne de şeytan bir günahı
benim seni beklediğim kadar

necip fazıl kısakürek

...
sen, sen olmasaydın;
ben, ben olmasaydım
ya da sen sendeki sen, ben bendeki ben olsaydık da
öyle bir araya gelip biz olsaydık;
belki daha çok guvenseydik,
daha çok inansaydık;
kirilmasaydik, kirmasaydik;
korkmasaydık, savunmasaydık...
dile kolay yaşarken zor
söylemesi kolay, düşünmesi kolay
ışte aslında çok basitti de
çok da zordu demek ki...
ben zaten hep 'aslında çalışsa nerelere gelir' dedikleri o çocuktum
bazen çalıştım, bazen çalışmadım
o çalışsam geleceğim yerlerin ucundan son anda yakaladım
o çocuk da olsam hiç sevmedim o cümleyi
olmayan olasılıklar olasılık olsa da anlamsız yani
nihayetinde ya var, ya yok
nasipten öte de köy yok...
ben ona sıkıntılı güz günlerinde
yedi renkli yaz yağmurları dilemiştim
kırmak istememiştim duygu filizlerini
büyük bir ustalıkla susturup içimdeki uğultuyu
rüzgarımı olanca yumuşaklığıyla salmıştım üzerine
incinmesin diye tek
acıyı bile ters yüz eden
incelikli bir gülümsemeyle yüzümde

ben ona gittikçe soğuyan zamanlarda
sıcacık bir sığınak olayım istemiştim
insanlar içinde üşüdükçe
güvenle gelebileceği

kuşların kanatları neden vardır?
bir insan neden ağlar yarı yaşına gelince?
bulutlar gökyüzünün yükü müdür, süsü müdür?
tutsağı mıdır rüzgarın, sevgilisi midir?
konuşayım istemiştim bir yüreğin dilince
yanıtı olmayan sorularda boğmak istememiştim

ben ona sabah olamasam da
dingin bir ikindi olayım istemişimdir
herşeyin usul usul durulduğu saatlerde gelsin
yüzünde uçuk bir gülümsemeyle
yaslasın yorgunluğunu gövdemin yaşlı çınarına
serip üzerine yapraklarımın ağırlıksız yorganını
dinlendireyim istemiştim
üşütmek istememiştim.

ben ona ne istemişsem bu yalnızlık aylarında
gecikmiş... ince... güzel ve uzak...
biraz da kendime istemiştim
sevgi adına

şükrü erbaş
senin yayındayken avuçlarımda,
suda sabun gibi eriyor zaman..
ve sanki yağ gibi kayıp gidiyor
bir balık ellerimin arasından.


al, yeşil sedefler akıyor ağdan,
bana ramoluyor suların sırrı.
sade bir şeyler var parmaklarında:
pul pul, pırıl pırıl ve senden ayrı.
zeki ömer defne

içerik kuralları - iletişim