güzellik

istisnasız herkesin duyarlı olduğu olgudur. standartları zamana ve kültürel özelliklere göre değişmekle birlikte simetrik yüz ve pürüzsüz cilt insanlarda güzellik için aranan temel özelliklerdendir.

öte yandan tüm canlıların yavrusu güzel görünür ki bu hayatta kalmalarına katkı sağlar. çocukların güzelliğe ayrı bir ilgisi vardır vs. tüm bunlar düşünülünce üzerine konuşmaya değer bir konudur güzellik.
güzellik ondur dokuzu dondur der annem.
tanımını bilmiyorum öyle çok tanım yapılabilir ki.
yüzü çok güzel birisi konuşur konuşmaz güzelliği sönebiliyor bende, ancak birisine güzel demem için kişinin üst başının temiz olması ve konuşmasının güzel olmasına dikkat ediyorum galiba(istanbul türkçesinden bahsetmiyorum, saygılı ve üslubuna özen göstererek konuşması gerek). yüzü hakkında yorum yapamıyorum çünkü kimi insanda beyaz ten güzel duruyor kimisinde çekik göz. kimisi esmer çok güzel, kimisine kısa boy çok yakışıyor, kimisi makyajla. sanırım kişileri tanıdığımda yakıştırıyorum güzel sıfatını onlara. bu yüzden tanım olarak ''kişiden kişiye, zamandan mekana farklı şekillerde tanımlanabilen özellik'' diyebilirim. çocuklar içinse tamamiyle çevresindeki kişiler ve yetiştirilme tarzı ile ilgisi olduğunu düşünüyorum.
yüz güzelliği geçicidir zamanla gider. önemli olan iç güzelliği.
nikolay zabolotski'nin bir şiirinin temasıdır.
"oynarken arasında öteki çocukların
bir kurbağacıktan farkı yoktu onun.
gömlekçiğini külotunun-
içine sokuşturmuş, ve sarımtrak kıvrımları saçlarının-
dağılmış yüzüne, büyücek bir ağız, dişler eğri,
keskin ve çirkin yüzünün çizgileri.
babalarının yeni aldığı bisikletlerle-
biniyor onunla aynı yaşta iki oğlan.
uzaklar bugün yemeğe yetişmek telâşından
ve unutmuşlar kızı, sürerken bisikletlerini bahçede.
ve o, koşarken onların arkasından
farkında değil hiçbir şeyin; başkalarının mutluluğu-
tıpkı kendi mutluluğu gibi sarmış onu ve ruhundan taşmada.
gülüyor kız, yüzü pırıl pırıl aydınlanmada
yüreği yaşama sevinciyle dolu.
ne bir kıskançlık gölgesi, ne kötücül düşünceler
tanıyor henüz benliği.
dünyada her şey öyle sınırsızca yeni ki
ve öylesine canlı ki başkaları için ölü olan şeyler!
bakarken ona istemiyorum düşünmek bile:
gün gelecek, gözyaşları içinde
ve dehşetle görecek ki, arasında öteki kızların-
o hepsinin en çirkinidir.
ve inanmak istiyorum ki yürek oyuncak değildir
ve kırılmaz ansızın...
ve inanmak istiyorum ki, gücü bu tertemiz ateşin
daha da alevlenerek derinliklerinde ruhunun
katlansın tek başına acılarına onun
ve en ağır taşı da eritebilsin.
varsın çirkin olsun yüzünün çizgileri
varsın yürek titretecek bir şey olmasın onlarda.
içinin taptaze sevimliliği
her hareketinde şimdiden belli daha.
peki, nedir güzellik dediğimiz şey öyleyse
ve neden insanlar onun önünde eğilir
bir kap mıdır o, boşluktan başka bir şey taşımayan içinde
yoksa o kapta yanan ateş midir?"
insanların genlerce kodlanan en büyük dürtüsel zaafıdır.
sanatın odak noktası olandır. güzellik tanımına ve anlayışına göre, sanat akımları da değişiklik gösterir. sanat ve güzellik, uyumla birlikte gelir ve güzel olarak gördüklerimiz uyumlu olanlardır. örneğin güzel bir yüz kendi içinde uyumludur ve belli bir estetik barındırır.

göreli olandan başkasını algılayamayan insan için mutlak bir güzellik yoktur, olsa bile insan ona ulaşamaz ancak ulaşmaya çabalayabilir. çoğunlukla bu mutlak güzellik tanrıdır ve böyle düşünenler sanatlarında tanrıya ulaşmaya çalışırlar, sanatları tanrısaldır. kimileri içinse ulaşmaya çabalanacak bir güzellik yoktur, kimileri bunu umursamaz bile. ancak iyi sanat dediğimiz çoğunlukla uyum barındıran ve anlatılmak istenilenin güzelce anlatıldığı eserlerdir.

içerik kuralları - iletişim