Sağlıklıyken birdenbire tak diye kalp krizi gibi bir şeyle gitme olasılığı beni korkutuyor. Çünkü o an o son nefesleri almaya çalışmanın nasıl zor bir şey olduğunu tahmin edebiliyor ve biraz biliyorum. Hesap anından çok korkuyorum. O günahlarla tek tek yüzleşmek rezil rüsva olmak dolayısıyla şehitliği çok istiyorum ki biraz daha vip bir geçiş yapabileyim (*). Lakin, geçen Kazakistan'daki olaylarda kurşunun insanların bedenlerine nasıl girdiğini nasıl delikler oluşturduğunu görünce biraz ürpermedim değil. Vücut burda kalacak ama yine de ne bilim nedense cesedimin öyle bir haldeyken yıkanması fikri biraz ürpertmiyor değil. Gerçi zaten toprak altında çürüyecek ama nefis onu da istemiyor.

Hasta yatağımda, sevdiklerim yanımda torunlarım durmadan sesli Kur'an okuyup ellerimi tutuyorlar. Kimse benim adıma çok fazla üzülmüyor hepsi çok daha iyi bir yere gideceğime iman etmiş. " Ne mutlu sizlere ki, hizmetinizi ve vazifenizi bitirdiniz. Zahmetiniz bitti; rahata ve rahmete gidiyorsunuz. Hizmet, meşakkat bitti; ücret almaya gidiyorsunuz" diye düşünüyor. Son nefeste beraber şehadeti getiriyoruz. Azrail (as)'ı çok güzel bir şekilde gördüğümden yüzümde bir gülümseme ile son nefesimi veriyor ve gidiyorum. Evet bu aralar bu ölüm şeklini hayal ediyorum ama bu sefer de şehitlik olayını aynı zamanda nasıl halledebiliriz ki bilmiyorum. Nasip..