hayata bağlayan hoş detaylar

çoğu zaman gözden kaçabilen ancak fark edildiğinde insanı mutlu eden şeylerdir.

havalar ısınmaya başlayınca kaldırım kenarlarında açan minik mavi mine çiçekleri, sabah güneşiyle ışıldayan çiy taneleri, annesiyle oynayan yavru kedi, güneş batmaya yakın gökyüzünü dolduran ebabil kuşları, otobüse giren bir böceği yakalayıp dışarı saldığın zaman ellerinden uçuşu, küçük bir çocuğun gülümseyişi...
bir top a4 kağıdı mesela. açıp bir sayfa almak ve en sevdiğin dolma kalemle bir şeyler karalamak. kupa. sevdiğin kupaya yavaş yavaş french pressten dökülen filtre kahve. mükemmel bir şarkı denk geliyor kulağına onlarca karışık şarkının içinde. tıpçı olarak hayatta tutacak olaya gelirsek fosforlu var oğlum renk katıyor hayatına. sonra bitirmek var bir komiteyi stajı. ulan sağlığın var be onlarca acı koridoru gördükten sonra şükür sebebin olan. mutlu olmak için sebep çok mutsuzluğa bu bedende yer yok.
mini mini hayaller kurmak.
parkta yürüyüş yapıyorum, anneanneleri babaannelerinin kucağında çimenlerin arasından çıkmış çiçeklere dünyanın en ilginç şeyi gibi hayretle bakan bebişler.
bu gece komşu dedikodusu yapıyorum biraz ama, idare edin. bizim banyoda üst ve alt katın banyosunda gelen sesler duyuluyor. ben de geçen gün duşa girmiştim ki üst kattan bir çocuk ağlama sesi duydum. çocuk baya hüngür hüngür ağlıyor yani. sona bir kadın sesi geldi "oğlum hadi, güveniyorum sana yapabilirsin." yani böyle ilginç bir muhabbete denk gelince ben de merak ettim dinlemeye devam ettim "oğlum bak pepe bile yapıyor sen de yapabilirsin" (ıkınma ve ağlama sesleri devam ediyor) sonra üst kattaki teyze pepenin o efsanevi şarkısını söylemeye başladı:
"çişimiz tuvalette, kakamız tuvalette
artık kimse yapmıycak altındaki beze
bezleri attık külotlar giydik
artık hepimiz de tuvaleti öğrendik"

çocuğa tuvalet eğitimi veriyormuş ben de diyorum ne yapıyorlar bu çocuğa bu kadar ağlıyor. bütün anneler süper yaratıklar değil mi ya^^
yemekten sonra gelen çay
sevdiğin kişinin de senden hoşlandığını öğrenmen. kesinlikle hayatı sevdirir, zamanı tutamazsınız o derece hızla akar hayat. hani kuşa böceğe çiçeğe dikkatle bakılan şairane bir mood var ya hah işte öyle hissedersiniz. yaşayanlar için zaten kelimeler yetersiz kalır, yaşamayan yazarlarımız için de en yakın zamanda o hissi yaşaması dileğiyle.
yağmurdan sonraki toprak kokusudur benim için.hele fırtınalı bir yağmurdan sonra yavaş yavaş da güneş açıyorsa daha da umut doluyor insan.bana hep yeniden doğuşu,yeni bir başlangıcı anımsatıyor niyeyse bu koku.hiçbir şeyin bitmediğini,en kötü şeyden sonra bile ayağa kalkmak,çabalamak adeta küllerinden doğmak için hala bir fırsat olduğunu söylüyor bu koku bana.daha yapılacak çok iş olduğunu fısıldıyor kulağıma.belki de ben çok anlam yüklüyorum ama bana bir umut verdiği kesin
sevildiğini hissetmek.
  • /
  • 3

içerik kuralları - iletişim