hayata bağlayan hoş detaylar

her ayın 15i komagene'de %50 bedava çiğköfte olması
periodontoloji stajındayım. periodontitis hastalarını 2. seansa çağırıyoruz prognozu gözlemek için falan. bir hastam var babam yaşında, pastacılık yapmış zamanında. şimdi ise kendi evinde pastalar, kurabiyeler yapıp satıyormuş. nasıl tonton hemen de alıştı bana, muhabbet ediyor. 2. seansa gelirken bir kutu kurabiye getirmiş bana. aman allahım nasıl güzeller ama. çikolatalı, karamelli ve daha neler neler. ve sanki bu çok önemsiz bir şeymiş gibi, masaya koyuyor kurabiye getirdim sana diye. ne diyeceğimi şaşırdım. tedaviyi bitirdik, sarılasım geldi sarılamadım. staj arkadaşlarım hafif imrenmedi değil.* çok duygulandım. arkadaşlarıma ve kuzen grubuma fotoğrafını attım kurabiyelerin. hepsinin dediği şey, ayy ne güzel insanlar var bu hayatta. evet var. onlar işte hayata bağlayan hoş insanlar.
bulamadığım detaylardır.
hala okunmamış güzel kitapların keşfedilmemiş müziklerin, cevaplanamamış soruların, gezilmemiş yerlerin, yapılmamış salaklıkların olduğunu bilmek. hayata bağlayan şeylerden en önemlisi yaşıyor olmak sanırım.

 spoiler!
"yüzme bilmeden daha
deniz görmeden
hiç güneşte yanmadan
şimdi ölmek istemem
bir kalbi sarmadan"
baharda çiçekler açmaya başladığı zamanda deniz kenarı bir şehirde nefes almak. muhteşem bir koku, tarifi yok.
migrosta 60 lira üzeri alışverişte 26 liralık sırt çantası 10 lira oluyordu. çok matah bi şey değil fakat öğrencilik hâli, insan ucuz şeyleri kovalar oluyor. neyse arkadaşımla kasada beklemeye başladık. muhit zengin olduğu için illaki çıkardı 60 lira üstü alışveriş yapacak biri. çıktı da.. rica ettim kampanyadan faydalanabilir miyim sizin aracılığınızla dedim. adam tabiî dedi, kartla ödedi. elden 10 lira verecektim. baktı bana artık nasıl sefilsem* öğrenci misiniz dedi. başımı salladım masumca. almadı parayı onca ısrarıma rağmen. hediyem olsun dedi ve gitti. arkasından bakakaldım, allahım ben çok iyi bir insan mıyım ki böyle güzel insanları karşıma çıkarıyorsun. hım?

her gün, günlük hoş detay dozumu alıyorum hayattan..
ayna karşısında geçirilen vakitlere protesto amaçlı sabah kalkar kalkmaz sadece saçlarımı taradım, gözlerim yarı kapalı. herkes uyuyordu, sessizce çıktım evden yine gözlerim yarı kapalı. ayakta yapılan konforsuz bir minibüs yolculuğunun ardından kendimi oldukça şanslı hissettim bu güzel havada yürüyüş yapabildiğim için. ve bu güzel yağmurlu ankara havasında bir dersliğe tıkılıp ders dinleyeceğim için de oldukça şanssız.. olsun belki bir mucize olur; birkaç saatliğine şu, monotonlukta master degree yapmış hayatımda bir 'ekşın' olurdu. oldu da..

suratımdaki aptal gülümsemenin yaratıcısı biri çıktı karşıma, apansız. öyle beklemiyordum ki, öyle alışmışım ki hiçbir şey olmamasına.. ki zaten öyle uzak, öyle ulaşılmazdı ki benim için..

her zamanki gibi saatlerce ders dinleyecektim dersanede, kimilerine göre kötü yazımla -muhtemelen sonra okuyamayacağım- notlar alacaktım kitabın sağına soluna. ve güneş görmeden biten günü muhteşem izole hayatımla tekrar kucaklayacak, evimin yolunu tutacaktım. şanslı olursam minibüste yer olacak ve oturacaktım falan filan.

-(iç ses) nasıl yani, sen.. aman tanrım.. ne işin var burada??!.. yoo, rüya görüyorum ki.. hadi götür beni buradan. ah sakin olur musun kalbim?
-evet, kahvaltı yapmamıştım.. tamam olur, gidelim. çantamı alayım.
-(iç ses) berbat durumdayım. ellerim neden titriyor?
+yağmuru seven kadın.
-(iç ses) bu sefer öldüm, sanırım.

boynumda kokusu, kitabımın arasında el yazısı, kokusu. ve kokusu. sakinliği, kibarlığı, olgunluğu. sesinde vahşilik. tüm dünyamı saran koku.

ben böyle mükemmel insanlar ile karşılaşmak için ne yapıyorum? vallahi her gece dua etmiyorum ya.. yemin ederim. ruhumda mıknatıs var. nerede hoşluk ve farklılık var, çekiyor. bu anlattığım bir detay olmayabilir. hayat akışımı değiştiren şeyi detaya indirgeyemem.

ılık bir çay kokusu, soyutlanmış bir zihin ile beraber, kulağımda yankılanan bir ses. daha önce hiç duymadığım bir müzik gibi. bambaşka. çocuklar gibi mutlu eden, sessizliğimin kıyılarından geçen detaylar.

rüzgârlar başka esiyor, yağmur bir başka yağacak bugün. halbuki yanaklarım da sıcacık. hâlâ inanamıyorum.*
  • /
  • 4

içerik kuralları - iletişim