hayatın insana öğrettikleri

“başkalarının hatalarından ders alın. insan bütün hataları kendisi yapacak kadar uzun yaşamıyor.” eleanor roosevelt.
sözünden esinlenerek,hayatta edindiğimiz tecrübeleri birbirimizle paylaşalım istedim sevgili tibbiyeli sözlük yazarları.

benim hayata dair bir çıkarımım, insanlardan fazla bir şey beklememek üzerine. önceleri insanların kötü yönlerini görünce soğurdum,kabullenemezdim sevdiğim kişilerin kötü olabileceklerini. ama simdi kabulleniyorum ve biliyorum ki ben de bir insanım,herkes bir insan ve insan dediğimiz varlık hata yapar. ve insan bir kez hata yaptı diye kötü bir insan olmaz.beş kez hata yaptı diye de kötü bir insan olmaz. dolayısıyla, artık insanlara karşı daha hoşgörülü ve onların yapacaklari yanlislara karsi temkinliyim.
hayattan bir diger aldığım ders ise,elalemin ne dediğini umursamamak. bunu acı tecrübeler sonucu kazandım. elalem arkamdan konuştukça konuştu. arkamdan konusulanlar benim kulağıma geldi,üzüldüm. ama sonra takmamaya başladım. artık bakış açım şu ki:hayatta bir ben varım bir de allah. ben ne yaptığımı biliyorum o da biliyor. dolayısıyla insanların ne düşündüğünün bir onemi yok.zaten insanların hiçbiri bizimle mezara gelmiyor,sozleri de gelmiyor,bırakın konussunlar.
ve bir de,anladım ki yaşanan her şeyin bir sebebi var. kötü görünen şeylerin sonu iyi,iyi görünen şeylerin sonu kötü olabiliyor. ve acılar olgunlastiriyor insanı. o yüzden bazen yasananlar aci da olsa sonunda ömür boyu surecek bir hayat tecrübesi kazandırıyor insana.
kendinden başka kimseye güvenmemek. bazen çok insanı paranoyakça silmenize neden olur ama çoğu kez korkunç şeylerden korur.
kurda sormuşlar neden ensen kalın diye , kendi işimi kendim görürüm demiş.
hayır demeyi bilmek.
ayrıntı vermek istemediğin bir durumu "işim var" diyerek kesip atabilmek.
sana zararı dokunan insanlarla ilişkini asgari düzeye indirebilmeyi bilmek.
hayattan bilmenin önemini öğrendim, çoğu zaman da bir şeyleri yapa-bilmenin önemini.
birden fazladır.

* her şeyin bir nedeni vardır. bunlara davranışlar da dahildir.
* eğer bir şey içinize sinmiyorsa, tanımlayamadığınız bir huzursuzluk olsa bile o işi bırakın.
* beklentisiz olmak mutlu olmanın en kolay yoludur.
beklentiye girme. insanlar hic bekledigin gibi degil. senin onlara gosterdigin degeri kimse sana gostermiyor. uzulen hep sen oluyorsun.

insanlara dert anlatirken bi kez daha dusun. sen anlatmaya baslayinca "aa benim de soyle soyle olmustu" diye hemen ibreyi kendilerine ceviriyorlar. bu kez sen onlari dinlemek zorunda kaliyorsun.
"hayat hiçbirimize gül bahçesi vaadetmedi."
hayat bize hiçbir zaman bir şeyler borçlu olmadı, biz bir şeylerin karşılığını beklesek de beklemesek de. beklemek bize hiçbir şey kazandırmadığı gibi bir şeyler de kaybettirir. bilirsin ya alacaklısındır, ama verdiğin borcu bir türlü geri alamıyorsundur.
"alacaklı olanlar hep mutsuz ölür"

o yüzden hüzünlü anların da mutlu anların da hayatının bir parçası, hepsini sahiplen ve onlarla barış. bu inişler ve çıkışlar senin çizgilerin, bütün o aptalca şeyleri yapan kişi de sensin. hepsinden önemlisi kendinle barış.
bencil olmasan da hep kendini öncele, fedakarlık yapsan da uzun vadede kendi özsaygına vereceği zararı hesapla .. hayat matematiktir, güzel şeyler nadiren olur,beklentini düşür.. kendinden başka kimseye mutlak güven duyma! hayattaki en sevdiğin insan ol, insan kendini sevmezse ölür demişler. looser olduğunu düşünmeyi bırak artık..daha çok tavsiye formunda olmuş okuyunca farkettim swh
eşeğe altın semer vursalar yine eşektir

insanlık değerinden yoksun kişi, kılık kıyafetle, ünvan, sandalye esas olarak da ona ulvi değerler atfetme ile değer kazanmaz. o yine bayağı ve düşüktür.
"insanlar değişir ve birbirlerine söylemeyi unuturlar"
  • /
  • 2

içerik kuralları - iletişim