house m.d.

dizide kaç defa em er ay(mrg) kelimesine maruz kalmışsam artık derste de em er ay diyince bir anlık sessizlik olmuştu. hoca oğlum nerelisin sen diyince anca sessizlik bozulmuştu.
çok güzel dizi, kurgusu vakaları fazla tıbbi terim kullanılmasına rağmen tıbbiyeli olmayanlar için de çok ilgi çekici. merak unsuru daima ön planda. ancak eleştirel gözle bakılınca her bölümde ya hastane ile ilgili ya house ile ilgili etik bir problem mutlaka var. oyuncular hakkında olumsuz eleştiri bulamıyorum, çok iyi oynuyorlar.ancak ilk takımı çok benimsediğimden midir nedir sonradan onların yerine gelen taub, amber,kutner,park'a pek ısınamamıştım.(olivia wilde-thirteen- cameron'dan daha gizemli geldiği için onu sevmiştim)
ayrıca her bölümün sonunda kullanılan müzikler de bölümün güzel hatırlanmasına katkıda bulunur.
yıllar önce izlediğim hem öğretici hem eğlenceli dizi. tıbbiyeye yeni başlayanlara tavsiye ederim, pek çok hastalığa kulak aşinalığınız olur en azından. özlemişim be, bir bölüm atayım bakalım yine.
(bkz: it's never lupus)
thirteen geldi aklıma yine. dur biraz fotolarına bakıp iç çekeyim.
bugün rüyamda gördüm ve bana geniş spektrumlu antibiyotik kullanmamı söyledi. bilinç altıma nasıl işlemişse artık.
hakkında sherlock holmes esintili olduğu iddiası bulunan harika dizi. bunu biraz incelersek mantıklı olduğunu da görürüz. ana karakterimiz olan house, sherlock holmes' un, wilson ise watson' ın yansıması olarak görülebilir.
sherlock ile house benzerliği oldukça bariz, öncelikle ikisi de madde kullanıyor ve esas hedefleri bulmacayı çözmek. bu yolda çoğunlukla yapmayacakları şey yok, hayatlarını riske atmak dahil. ayrıca ikisi de sosyal ilişkilerinde başarısız (kime göre neye göre) görülüyor.
wilson ile watson' ın ise soy isimlerinin son üç harfinin aynı olması hariç yancı olma gibi bir benzerlikleri var. ikisi de sherlock ve house' a kıyasla normal, yavaş yaşamı simgeler. ayrıca düşünüş biçimleri de benzerdir, ikisi de hızlı düşünür (bkz:thinking fast and slow) (bkz:daniel kahneman). ikisi de esas oğlanlar tarafından arada bir kırılır sonra gönülleri alınır. rolleri de aynıdır, ikisi de esas oğlanların çözüme ulaşmada yardımcılarıdırlar. house' un, watson' un polikliniğinde yaşadığı aydınlanma anlarını düşünün.
burada temel fark sherlock yalnız da çalışabilirken, house' un illaki bir gruba veya insana ihtiyaç duymasıdır.
tüm bu benzerlikler bir yana, sorulması gereken bir diğer soru; neden sherlock holmes bir tıp-doktorluk temasında canlandırılmıştır, bu tesadüf müdür? olmalı. bu, tesadüf değildir. arthur conan doyle, bilindiği üzere sherlock holmes' un yazarıdır ve bir tıp doktorudur. sherlock holmes' un esinlenildiği joseph bell ise hocasıdır. hocasını sherlock olarak yazan doyle, kendisini de watson olarak yansıtmış olsa gerek. yani tıp kaynaklı sherlock holmes serisinin bir tıp dizisi olarak yansıtılması hiç garip değildir.
sonuç olarak diyebiliriz ki benzerlik ve ilham kaynağı açısından sherlock-house-joseph bell bir üçlüdür, watson-wilson-a. conan doyle diğer bir üçlüdür.
bolumlerin birinde house'un nihayet bir lupus vakasi yakaladigi harika dizidir.
hatta ilk 3 bile degil en guzel dizi diyebilirim
oyleki 2-3 yilda bir bir kere bitirip eski gunleri yad ederim.
ve basima bie sey gelmeyecekse odette annable'i olivia wilde'a tercih ettigimi belirterek uzaklasiyorum.
boyle bir tatlilik olabilir mi abi ya (bkz:swh)
türkiyede olsa nasıl biri olacağını düşünmekten kendimi alamadığım dizi karakteri.
pre-tıp dönemimde izleyip çok etkilendiğim dizi. şimdi ara sıra youtube kliplerine bakıyorum ve daha farklı bir tat alıyorum, artık daha çok anlıyorum. swh
bu nedenle preklinik bittikten sonra tekrar izlemeye niyetlendiğim dizidir kendileri. benim için tekrar izlemek büyük bir olay, house m.d. büyük bir dizi.

bu arada yukarıda sherlock holmes ile benzerliğinden bahsedilmiş ( #56814 ) buna örnek olarak gregory house'un evinin numarasını verebiliriz: 221b


içerik kuralları - iletişim