hükümetin sağlık politikası ve doktora bakışı

acaba bize gıcıklık olsun diye mi böyle bi politika benimsiyorlar diye düşünüyorum bi kaç örnek vermek gerekirse
1)onca uyarıya rağmen tıp kontenjanlarının artması yada azalmaması
2)sayıları her geçen gün artan tıp fakültesi sayısı
3)artan sayılara yetişemeyen hoca ve ekipman sayısı
4)hemen her üniversite hastanesinin her bölümünde eksik asistan sayısına rağmen kadro açılmaması
5)uzman sayısı yetersiz iken artmayan asistan kontenjanı sayısı(bunu şuna bağlıyorum pratisyenin isteyebileceği test ve kullandığı ekipmanın uzmandan çok daha pahalı olması dolayısıyla acilde semptom tedavi etmeyi hasta tedavi etmeye tercih etmeleri
6)70.dhy de açılan kadrolar gösteriyorki normalde genel kura ile alınan yerlere bile zamanla ilk tercihte gelmeyebilecek hatta daha da ileride işsiz doktor ve kpss sınavı kavramlarını öğreneceğiz
7)çok sayıda tsm kadrosu açılması buna rağmen merkez acillerde bile kadro açılmaması(tsm den görevlendirmek devlete daha ucuza maloluyor diye düşünüyorum)
8)tebligat yayınlanma tarihi(öyle bir günde ve saatte yayınlandıki hem kurban bayramı 15 güne sayıldı hem ayın 15 inden önce istesekte başlayamayacağımiz için tam maaş alamayacağız)
9)unutmadan doktor ve kadını ilgilendiren konularda(bkz: kürtaj)(bkz: sezaryan) bile direktif verebilmesi
şu an benim gördüğüm tek bir sağlık politikası var o da aile hekimleri sayısını arttırmak. başka bir amacımız yokmuş da tek sorunumuz bir aile hekimi başına düşen hasta sayısının fazla olmasıymış gibi bunu azaltmaya çalışıyor bakanlığımız.

açın asistan için kontenjanları insanlar rahat rahat bölümünü öğrensin, ayda 12 13 nöbet tutarak başlamasın asistanlığa, nöbet ertesi off u olsun, tercih edeceği sevdiği bölüme rahat rahat gitsin-çok yoğun olmasa ilk orayı yazardım da- gibi cümleler kurmasın. bilimsel araştırmalara ayırabilecekleri vakitleri kalsın, sadece kağıt işleri yaparak uzman olmasın bu insanlar. sağlık bakanlığımız bunları görmüyor mu görüyor. ama amaç ülkede bilim ilerlesin sağlam doktor yetişsin değil maalesef. halk memnun olsun, her köyde ilaç yazdırabilecekleri doktor olsun, sonra da gelsin oylar....

her meslekte olduğu gibi bizde de aynı maalesef. çalış, köle!!
ülkeyi-'bulut sistemi" hakkındaydi sanirim- "fazla kurcalama kafayı yersin,kullanıp gecicen" diyen biri yönetiyor arkadaşlar siz neyin kafasindasiniz
türkiyede şuan bile fazlasıyla uzman sayısı var malesef.kadro sayısını arttırırsan işte o zaman işsiz doktorlar görebilirsin.
aile hekimliği sistemi ise şu haliyle yeterince efektif bir sonuç vermiyor.2000 kişiye düşecek bir aile hekimi sayısı ideale yakın bir rahatlama sağlayacaktır.
acil kadrosu açılmamasını ise acilde pratisyenin değil acil asistanlarının çalışmasını istemelerinden dolayı olduğunu biliyorum.bazı acil kadroları seneler geçse de dolmuyor ve bu bölgelere de mecburen tsmden doktor çekiliyor.
yeni açılan tıp fakülteleri ise tam bir fiyasko.türkiyede üniversite sınavından taban puan alıp ukraynada şurada burada gezip doktor olanlar var bir de daha fena
sağlık sisteminin içinden biri olarak kendimce yapılabilecek bazı iyileştirmeler söylemek istedim:

1. acillerde biliyorsunuz ki hastaların çoğu `yeşil alan` hastası. hatta ve hatta bu hastaların çoğu karın ağrısı, bulantı, kusma gibi gibi şikayetleri olup, bu şikayetler için iş çıkışında hastaneye giden kesim. peki bu iş çıkışını azaltmak için neler yapılabilir?
a) çalıştığı yere işyeri hekimi alma zorunluluğu getirilir, işyerinde poliklinik yapılır.
b) aile sağlığı merkezlerinin çalışma süreleri uzatılabilir. örneğin hekim hafta içi saat 17.00-21.00 arası nöbet tutacak ve bunun için iyi bir ek maaş verilecek. işinden çıkan insanı muayene etme, raporlu ilacı varsa yazma, çocuk takibi, gebe takibi vb. işlerini yapacak. ertesi günü çalışmayacak. (lakin bu iş için her asm'de en az 5 birim şart)
bu işler için yeterli altyapı sağlandığında acillerdeki yükün kesinlikle azalacağını düşünmekteyim.
2. `almanya`daki gibi aile hekimine gitmeden uzmana gitmeme olayı getirilmeli. böylece uzman gerekli hallerde hastasına bakacak, yükü azalacak, daha kaliteli bir sağlık hizmeti sunulacaktır.
3. tıp fakültelerinin kontenjanları azaltılmalı, eğitim için yeterli araç-gereç sağlanmalı (40 öğrenci bir kadavraya bakmamalı), gereksiz yere küçük şehirlerde açılan fakülteler kapatılmalı. neden biliyor musunuz? mesela karabük üniversitesinin tıp fakültesi var, eyvallah. aşağılama gibi bir amacım yok, lakin oradan çıkan bir tıp öğrencisi, ankara tıp veya ege tıp gibi köklü üniversitelerden çıkmış bir tıp öğrencisi gibi olmayacaktır. orada anatomi konusunda daha yeni yardımcı doçent olmuş biri varken, ankara tıpta - sayısını bilmemekle beraber tahminimce - 8-9 tane sadece profesörü vardır. yani akademik açıdan daha üstte olan bir insandan eğitim almaktadır. bu nedenle ki yeni açılan her üniversitede tıp fakültesi olmamalı, tıp eğitimi köklü, altyapısını tamamlamış üniversitelerde olmalı.
4. herhangi bir bölümde kliniği olan her üniversite/eğitim araştırma hastanesine o bölüm için her tusta en az 1 asistan alınmalı, hatta ve hatta akademik çalışmaların da yapılacağı düşünülürse bu sayı en az 3 olmalı. yoksa türkiyede ne kliniği idare edecek asistan kalacak, ne de araştırma yapabilen asistan kalacak.
5. her doktora bir akademik çalışma zamanı ve klinikte çalışma zamanı ayrı olarak planlanmalı.

şimdilik aklıma gelenler bunlar. bir gün inşallah bunların olduğunu görürüz.

içerik kuralları - iletişim