içinizi dökme defteri

  • /
  • 7
bi türlü ortasını bulamıyorum ruh hâlimin. ya hep ya hiç prensibi gibi. bi gün aşırı derecede karamsar nefes alamayan biri oluyorum, başka bi gün her şeyi iyi hâliyle gören gereksiz fazla yaşam dolu biriyim ve bu sebepsiz değişken hâllerim beni üzüyor sözlük
karadeniz kızı merakı olup bana yazan bozkırlı dönem arkadaşım.. ve benim unutamadığım bozkırlı arkadaş.! gizleden bir coğrafik çekim var herhalde.
defterin müdavimi ilan ediyorum kendimi. canım defter, ben geldim. yalnızlığı iliklerime kadar hissediyorum. ailemin işleri sağolsun artık aramıyorum bile şuan meşgulüm lafını duyunca direk düşüyorum çünkü. sürekli okul değiştirdiğim için samimi arkadaşım yok. birçok arkadaşım var kilometreler ötesinde bir telefon kadar yakın. ama samimiyet sınırlı. geçirdiğimiz yıl sayısı ortada zaten. okulda desen kurtlar sofrası. yakın dediklerimle sadece okul sınırları içerisinde konuşuyoruz öyle bir yakınlık. ben arkadaş seçmeyi beceremiyorum. yakın temastan zerre hoşlanmayan bir insan olarak sarılmayı bile özledim. bir de insanlara yapmacık geliyormuşum. çok iyi olduğum için. ben bunun yüzünden lisede 2 yıl kötü kız ilan edildim.mezuniyette diledikleri özrü asla unutmuyorum. insanlar herkesi kendileri gibi zannediyor. çok iyi bir insan değilim. ama abartıldığı kadar kötü de değilim. bu yaşadıklarımı da hak etmiyorum,çok kötü insanlar var. çok çok kötü. bi de beni 5 yıl süründüren exime yazıyorum bunu umarım yaşadıklarımın aynısını yaşarsın, sayende çevremde kimse kalmadı, hala utanmadan ne yazıyorsun ya sevmek böyle mi olur
yıllar sonra farkına vardım ve kabul ettim artık. insanlar beni sebebini anlamasam da itici buluyor,sevmiyor,öylesine zaman geçiriyor. bazı şeyleri tolare etmemek, aktivist olmak ..bunlar dışlanmayı birlikte getiriyor herhalde..hoş kimseye bulaşmadığında da sınıfın ucubesi oluyorsun. şu okuldan kurtulup iyi bir yere geçsem yeterdi ..yüzüne yüzüne gülen ,milletin yüzüne gülüp arkasından küfreden,insanları ağlatan aşağılayan,her şeyi garipseyen köyünden çıkıp gelmiş dönem arkadaşlarım.. nefretimsiniz ..! sizin yüzünden okula derse gelmek istemiyorum , karşınızdakini hapseden o bakışlarınıza,önyargılarınıza başkaldırmak ve huzurlu bir öğrencilik geçirmek bazen o kadar zor ki .. devamsızlıktan kalmayıp sınıfı geçersem yatay geçiş yapmak ,ucube olmayacağım bir yere gitmek istiyorum.
her şeyin aynı olmasını sadece bu kararımı kabul etmenizi istiyorum. beni bunun için yalnız bırakmanızı değil. ben sizi sevip saygı duyarken, sizden de çok değil azıcık saygı istiyorum. insanlara kulaklarınızı tıkamanızı, benim mutluluğunu düşünmenizi...
*hani meşhur bir söz var ya;
"hep denedin, hep yenildin. olsun. gene dene, gene yenil. daha iyi yenil." diye. işte samuel beckett beni görseydi muhtemelen " o kadar da zorlama " derdi.
sorsalar bana bu hayatta neye sahipsin diye cevabım hazır. " çok güzel yenilgilerim var, çok güzel kaybedişlerim."
giden dönmez belki ama nefes alıyorsan hala bir umut var demektir.

en güzel kaybedişlerin adamını dinlediniz. esen kalın.

ayrıca https://tibbiyelisozluk.com/yazarlarin-nick-hikayeleri.html?entry_id=58911 bu entry'mde belirttiğim hayalim elbet gerçekleşecek inanıyorum.
yerini yadırgayan çiçeğin bahçemizde coşmasını bekledik.yani diyor ki zorla güzellik olmaz. bunu herkes bilir de insanın gönlüne sözü geçmez. ama zaman var ya mübarek zaman. her şeye olmasa da çoğu şeye ilaç.anılar hatıralar silindikçe flulaştıkça canı yanmıyor insanın, geçiyormuş.anladım artık ben de. üzülmüyorum.unutmak iyi ki var..
ateşe verilip yakılan nesnelerdeki bilgiler, tekrardan eski haline getirilerek, günümüzde bilgi değeri taşıyabilir mi? rönesans'ta yakılan onca kitap, yakarak ya da çöpe attığımız kartpostallar, fotoğraflar, mazide kalmış unutulmuş kadim şiirler, malayani gözüken günümüze ulaşamayan, yargılanan, tutuklanan felsefeler... hepsini geri getirebilsek günümüzün veri bilimcileri sayesinde geleceğimizi daha hızlı inşa edebilir miyiz?

"yaşamak elindeyken bugüne bugün,
ne diye bırakır, yarını düşünürsün?
geçmiş, gelecek, kuru sevda bütün bunlar;
kadrini bilmeye bak avucundaki ömrün. "

diyen ömer hayyam'la; "geçmişi fazla konuşmayı sevmem, önceliğim bugün ve yarındır." minvalinde kelam eden oktay sinanoğlu'nun dediği bugün ve yarın aslında nedir?

dünya iq derecesinin her yıl çok düşük miktarda da olsa artma göstermesine rağmen ideal düzen neden sadece hala felsefenin süslü metinleridir?

artık ruhum ufkumdan kopsun ya da artık yeni ufuklar inşa etmesin çünkü heisenberg belirsizlik ilkesine göre de ruhum aynı anda iki ufukta varolamaz...

başlangıç filmindeki gibi rüyanın katmanlarına inebiliyoruz ama aynı anda iki rüyada olamıyoruz; ya ruhun katmanları yoksa?

tanrıyla hem görüşüp hem de yaşayabilir miyiz "ibadetler" dışında?

anlamdırdığımız yaşam sadece belirttiğimiz elektromanyetik sprektum ve belli başlı ses frekansları arasında... ya anlamlandıramadıklarımız?
bir daha asla işlerimi son güne bırakmayacağım. asla asla asla. hayır anladık tamam son gün kıçını kırıp her türlü halledebiliyorsun da ne gerek var? ne gerek var bu kadar sıkışmaya ya? fırsatın varken rahat rahat halletsene işte taş kafa.
"bana geri getirir eski günleri
...paslanmış demir bir kapı açılır
küf tutmuş kilitler gıcırdarken
ta karanlıklar içinde birden
bir türkü gibi yükselirsin sen
fısıldarım sana yıllarca içimde biriken
söyleyemediğim ateşten kelimeleri
şuuraltım patlamış bir bomba gibi
saçar ortalığa zamanın
ağaran saçın toz toprağını
bana ne paris'ten
newyork'tan londra'dan
moskova'dan pekin'den
senin yanında
bütün türedi uygarlıklar umurumda mı
sen bir uygarlık oldun bir ömür boyu
geceme gündüzüme
gözlerin
lale devrinden bir pencere
ellerin
baki'den nefi'den şeyh galib'den
kucağıma dökülen
altın leylak"

...

"bütün şiirlerde söylediğim sensin
suna dedimse sen leyla dedimse sensin
seni saklamak için görüntülerinden faydalandım salome'nin belkıs'ın
boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin
kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
ey gönüllerin en yumuşağı en derini
sevgili
en sevgili
ey sevgili
uzatma dünya sürgünümü benim"

...

"arayıp sormasan da
unuttum seni sanma
dünya bir yana
sen bir yana
aşık ettin beni kendine
sonra da terkettin gizlice
aradım seni her yerde
hiç kimselere soramadım
bekledim dön diye
dönmedin bile bile
bile bile sevdiğimi
korkundan gelmedin
arayıp sormasan da
unuttum seni sanma sakın
dünya bir yana
sen bir yana
ele güne karşı yapayalnız böyle de olmaz ki
nasıl da gittin insafsız böyle bırakılmaz ki
unuturum sanmıştın güzelim
gözüm yollarda kaldı
haberin gelir bana duyarım nasıl olsa
bilirim kimlerlesin ne yaptın neler ettin
aklım fikrim hep sende sevsen de sevmesen de
seni hiç aldatmadım aldatmayı hiç sevmem
ele güne…"

...

"uykulu gözlerle döndüm rüyamdan
sana sarı laleler aldım, çiçek pazarından
sen olmasan buralara gelemezdim ben
sevemezdim bu şehri, anlamazdım dilinden"

...

"ölümsüz bir tanrım olsun boş bakarken etrafıma..
en kötüsü şarkı olsun katil olsun şair olsun!
bu yoklukta nerden geldi? varlığımla dalga geçtim
saklanmayı bilmiyorken arlanmayı öğrenmedim!

bulantıyla yükselttiğim kafam, sonrasında zaman,
ortasında canan müptezeldir bütün sancılara..
bu depremde nerden geldi aldırmadım artçılara
enkaz altındayım canım belki başka baharlara.. "
  • /
  • 7

içerik kuralları - iletişim