insanların ölüm gerçeğiyle yüzleşmemesi

anlam veremediğim umursamazlıklardan bir tanesi.100 bilemedin 110 yıl sonra şu an yaşayan tüm insanoğlunun %99.99'u yaşamayacak.çoğumuz(müslümanlar)2 metre boyunda 80-90 cm genişliğinde mezara vücudumuzun sağ tarafına ve başımız kıbleye doğru yatırılarak defnedileceğiz.1-2 ay içinde tamamen çürüyüp doğaya karışacağız.işin dokunan kısmı geride kalan hayat devam edecek.konuşamayan yatağımız,elbiselerimiz,geçtiğimiz yollar öyle kalacaklar ve asla bizi beklemeyecekler hatta başkalarınca kullanılacaklar.

yani koskoca evrende materyal olarak hiçbir değerimiz yok aslında koca bir 0'ız.buna rağmen kendini değerli hissetme duygusu ve kişisel arzularımız bitmiyor.resmen azrail bir yerlerden "senin gibi milyarlarcasının canını aldım sen kimsin amk" diyor.

işin yine kötü kısmı hayat çok ama çok kısa.heraldi hiçbir insan tamam her şeyi yaşadım artık öleyim demiyordur.intihar edenler var evet ama onlar da umutlarını kaybettikleri için ölümü bir seçenek olarak değil zorunluluk olarak hissediyorlar.şu ölüm bilincini kazansak eminim dünya daha yaşanır bir hale gelir,günümüzün en büyük sorunlarından biri de bilinçaltımızda bir yerlerde bulunan "sonsuz yaşayacağım" algısıdır
kur'an okuduğunda insan yuzlesebiliyor ve o korkuyu atlatiyor..şahsen bende öyle oldu
“hiç ölmeyeceğini zanneden biri gibi çalış, yarın ölecek biri gibi de tedbirli ol.” (câmiu’s-sagîr, ıı/12, hadis no:1201) hadisi çok güzel açıklar.
ölümle yüzleşilmesi takdirde hatalarımız da azalır, doğrularımız artar. böylece ölüm korkusu da azalır. çünkü biz ölümden değil cehennemden korkuyoruz.
çok sevdiği biri ölmeyen kişidir. çok sevdiğin insanları kaybedince ölümle baş başa kalırsın, ya başkaları da ölürse diye düşünürsün hatta hiç tatmadığın ölümü özlediğin zamanlar bile olur.

içerik kuralları - iletişim