Tıbbiyeli Radyo Yayında!

intörnlüğün ilk günü

tam bir karmaşa ve keşmekeşin hakim olduğu, kimsenin memnun olmadığı gündür.
geçen sene bugün acil nöbeti. ilk hastalardan biri, küçük bir kesi yarası.
(bkz: abim siz dikersiniz ya)
şapşal intern bakışmaları.
aklına soru takılanlara yardımcı olunur. her şeyden önce sizler son seneye kadar geldiniz bu işi bitirecek zeka ve altyapınız var. şimdi ise her hekimin yaşadığı o zorlu süreci yaşayacaksınız. tavsiye olarak personelle aranızı iyi tutun,girişken olun ama her işe niyetlenmeyin zira hepsi size kalır. internin dostu yine interndir iki saat fazla tus çalışmak için lütfen birbirinize iş yüklemeyin,ve bu yılın sonunda iyi bir hekim olun,sadece ezbere sendrom sayabilen tusiyerler değil..
bizim intörn rotasyonu dahiliyeyle başlamıştı. hemen ilk haftadan nöbet koymuşlar. servis nöbeti allahtan. neyse akşam oldu geçtim asistan odasına bekliyorum. gelen giden kimse yok. resim filan çekiyorum 'uff nöbet tutmak çok zor' havasındayım. o sırada odanın telefonu çaldı.
- alo
+ alo
- kiminle görüşüyorum?
+ ben int. dr. hiperkrat
- hah dr. bey ( bi de hoşuma gidiyo ki böyle demeleri) özel serviste 317'deki hastanın göğüs ağrısı başladı da bir baksanız?
+ tamam geliyorum
yalnız öyle bi dedim ki geliyorumu, sanırsın kardiyoloji uzmanı geliyor. sonradan kafama dank etti. 'lan özel servis neresiydi?',' ekg çekmek de lazım buna nasıl çekicez?'
hemen google amcaya danıştım baktım ektremite renklerini ezberledim. 317 nolu oda 3. kattadır diye yola koyulduk. bu sefer düz mantığım beni yanıltmadı da hastayı bulabildim.
girdim içeri. hasta iyice ajite olmuş, yakınlarında bir telaş bir telaş bende de yavaştan angina pektoris oluşmaya başladı. napıcam derken boynumdaki steteskop yetişti imdadıma. bir iki dinliyorum işte. hiçbişi duymasan da hastalar acayip tatmin oluyo bu aletten. bir profesyonel edasıyla 'ekgnizi de bir görelim' diyip getirdim makinayı. daha önceden ezberlediğim şekliyle yerleştirecem bana kalsa. ama o da ne, allahım o nasıl bir kördüğüm. aç açabilirsen...
en nihayetinde makinanın nasıl çalıştığını da o an keşfedip çektim ekgyi ama hiçbirşeye benzemiyor. aldım götürdüm kardiyolojiye. asistan şöyle bir baktı kağıda "akut bir olay görünmüyor ama sen yine de troponin gör" dedi. döndüm servise hemşireye troponin görelim dedim. ben de odama geri döndüm. ilk değer normal geldi ikincisini de istedim. sabah oldu evin yolunu tuttum.
daha sonradan nöbet imzası için o günkü nöbetçi asistanı bulduk.
- arkadaşlar gece kendi başına troponin isteyen intörn kim?
+ benim abi
- olum niye haber vermiyosun vizitte rezil oldum senin yüzünden
+ şey kardiyolojiye danıştım abi ben o hastayı troponin gör dediler
- kaç geldi troponin?
+ normaldi abi
neyse ki çok problem olmadı da imzamızı alıp çıktık. meğer nöbetçi asistanların beklediği yer başkaymış.
doktor gibi hissederek başladığım ama gün geçtikçe ameleliği farkettiğim heba olmuş 365 günümdür.
kadın doğumla başlamıştım.asistanlar beni bağrına basmıştı.ben stresten bir şey yiyemiyordum,çay ve bisküvi getirmişti asistan gece 2 de. canım asistan abi.onu hala çok severim.
şu an nöbet tutanlara selam olsun o zaman buradan,varsa sıkıntı yazın bir şeyler yaparız buradan.
başlanılan bölüme göre sabrın şekilleneceği gündür.

şöyle ki,
genel cerrahiden ve 5 kişilik bir intern grubu ile başlamışsanız; asistanlardan bir tanesi tez bitirmek üzere olduğu için hocalar tarafından izinli, bir tanesi yıllık izinde, birisi mazeret izninde ve dolayısı ile o ay ameliyathane servis poliklinikten sorumlu 2 asistan bulunuyorsa yani her gün 2 kişi servis asistanı gibi çalışmanız, zorda kaldıkça polikliniktekini aramanız gerektiği size söylendiyse; gün içinde hocalarla vizit atmam lazım, dikiş almam lazım pansuman yapmam bir de tüm servisin drenlerini sıfırlamam lazım, ama hoca konsulte etmemi de istedi ayrıca son odadaki hastada gaz gaita çıkışı hala olmamış grafiye göndermem lazım e ben sistemi bilmiyorum daha nasıl açılıyor bu şifre neydi ? ay radyoloji dahilisi kaçtı. sorumlu hemsire kim sen kimsin ben kimim nerdeyim soruları beyninizde yanıp sönüyorsa muhtemelen ilk günden sabır taşını çatlattınız demektir.

kısacası gün bitmeden pratik anlamda hiçbir bilgisi olmayan intern kişisinin gri zonu pas geçip aynı anda iki üç işi halledebilme yeteneğine sahip olduğu gündür.
etrafına sürekli sorular sorduğu, yardım istediği, hemsireden personele her gördüğü çalışandan medet umduğu, ay sen yenisin galiba tepkilerine maruz kaldığı gündür.
yine de güzel gündü hatırladıkça gülümsetiyor.
intörn lazımdır ağabey??
  • /
  • 2

içerik kuralları - iletişim