istenmeyen bir hayatı yaşamak

geçen akşam yaka kartımı kaybettim diye evin altını üstüne getirirken bi hafıza kartı buldum. ne var bunun içinde lan, derken bi de baktım ki ne var ne yok arşivlemişim. 3 senelik eski sevgilimle bütün fotoğraflar, hatta mesajlar, ekran görüntüleri, daha da eski liseden kalma fotoğraflar. artık asla bir daha görüşüp konuşmayacağım dost bildiklerimle mutlu pozlarım. bakıyorum da hayatımın bir dönemi güzelmiş gerçekten ama 4-5 seneye tekabül eden bombok bi hayat yaşıyorum.
bunu da kaydettiğim notlardan birini okuyunca sanki bilmiyormuşum gibi afallayarak bi kez daha anladım.
nereden gördüm de yazdım hiçbir fikrim yok ama şu cümleyi yazmışım:
"istemediğin bir hayatı yaşarken iyi kalpli biri olmuşsun"
bunu kendim için not ettiğimi hatırladım. istemediğim ve değiştiremediğim bir hayatın içinde var olabilmenin tek şartının kendimden bir şeyler vermek olduğunu fark etmişim. kendimden bir şeyler vermek ve insanlarca "aa ne kadar iyi kalpli insan" olmak. sene 2014.
kısaca istenmeyen bir hayatın içinde olmak sivri yanlarını törpüleyen, seni uysallaştıran, sadece senin olan çok az şeyin kaldığı, hiçbir şeyin garantisi olmayan, az nefesle zar zor yaşadığın bi fanus içinde kaos korkusundan zorunlu iyilik haline sürüklendiğin bi süreç.
radikal çözümünün nadiren olabildiğini gözlemlediğim durum. genellikle palyatif çözümlerle ızdırap erteleniyor.
öyle ya da böyle, hepimiz istemediğimiz hayatları yaşıyoruz bir şekilde... hayatın bize biçtiği rolde kalan dakikalarımızı doldurmaya çalışıyoruz sessizce. ve hayat o kadar kısa ki bir şeyleri değiştirmek için mücadele etmeye layık mı bilemiyorum.

içerik kuralları - iletişim