kadıköy

istanbulda yasamadigim icin sadece iki kere gidebilme firsati buldugum guzide ilce. belediyesi bile guzel, hele o moda sahilinin oralarda kaldirimlarda gordugum siirlere mest olmustum. barlar sokagi, envai cesit dukkanlari, eski binalari ve tombul kedileri. evet yol boyunca gordugum butuun kediler suskoydu, laik teyzeler guzel beslemis hayvanlari. kaybolmasinjn bile zevkli olabilecegi bi yer, keske daha cok vaktim olsaydi diye dusunmeden edemiyor insan.


ezginin günlüğünün en sevdiğim şarkıları arasında olan parçasıdır. her ne kadar kadıköy'de daha önce bulunmasam da..*
fatih'ten her döndüğümde toprağını öpmek istediğim güzide ilçe
tarihi tramvaya binip moda'ya çıkmayanın gezdim gördüm dememesi gereken semtimiz. şahsıma 45 dk uzaklıktadır. giderseniz moda çikolatacısına uğrayın ve kestaneli çikolata alınız. yalnız tane tane alınız zira kilosu 170 tl. *
istanbul'a ne zaman gelsem ben burda yaşarım dedirten yer. tek başıma oturmak hala haz veriyormuş.
çalışkan büyüklerin ve tembel küçüklerin bulunmayı sevdiği ilçe. özellikle moda'daki adeta hayalleri süsleyen evlerde gözlemimce genelde akademik unvanlara sahip insanlar, büyük iş adamları oturur.
eminönü vapurundan indiğin iskelede başlar kadıköy serüveni.karşında tüm heybetiyle haydarpaşa, kulağında martılar çığlık çığlığa. haldun taner in önünden geçerken eğiliverir başın girişe, yeni sezonda hangi oyunlar varmış bakarsın. rengarenk balonlarla karşılar seni sahil. ufuk önünde alabildiğine uzanırken gördüğün küçük adalara isim vermece oynarsın. taş kayalara oturup gün batımında bi şiir okursun arkasından. sahilin bitimiyle sevimli küçük evler arasında tramvayın nostaljisiyle sarmalanmış sokakların tadını çıkarırsın. eğer vaktin varsa barış manço’nun evine uğrar, adam olacak çocuk adam olmuş mu sorarsın.
anadolu yakasının başkentidir.
  • /
  • 2

içerik kuralları - iletişim