kapitalizm

ekonomik ve siyasi anlamda geniş bir anlam içermesine rağmen en değerli anlamını sosyal hayatta kazanan kavram

sosyal anlamda, her insana bencillik aşırı değer duygusu ve bireysellik pompalayan bir ideoloji.

bencil ve birey hale gelen insanı ve toplumu, ekonomik ve siyasal olarak sömürüye hazır hale getirmek kapitalizmin amaçlarındandır.

günümüzde kapitalizm ile `demokrasi` kavramı sosyal hayatta yaklaşık olarak aynı anlama gelmektedir.
bunun en iyi örneğini en demokratik ülkelerin en kapitalist ülke olmalarından(abd,birleşik krallık) ve en az demokratik ülkelerin (k.kore küba) en az kapitalist ülke olduklarından dahi çıkarabiliriz
gönüllü köleliktir. bir gün efendi olmak için seve seve hizmetkar olursunuz. bireysellik, özgürlük bu sistemin pek süslü kavramlarıdır. gerçek şu ki nereye giderseniz gidin tüketicisinizdir ve ancak elinizdeki paranın satın alabileceği sınırlı bir özgürlüğe sahipsinizdir.
modern kölelik falan. komunist kızlar eklesin.
hiçbir zaman ferrari sahibi olamayacakları ferrari hayaliyle kandıran sistemdir.fakirlere lazım olan şey tam olarak da budur umut.hayallerde yaşıyor bazı ibneler evet fakir kardeşim ferrari gördüğünde oha lan arabaya bak amua goyam diyen bir tipsin senin neyine komunizm kapitalizm.senden milyonlarca var bu ülkede ve senin tek misyonun seçim zamanı gidip oy atmak ve 2-3 gün kazandık lan yine diye kutlama yapmak agsghs
ülkemizde kapitalizm değil de nepotizm geçerli bence.
kapitalizm dediğin amerika'dır.
dünyanın en iyi sistemidir. sermayenin olmazsa olmazı yaşamın halkimizin yasam teminatı olan güzide sistem.
insanı, günümüz insanını çalıştırmak için en güzel yöntemdir. kişiye para kazanabilme, istediği kadar kazanabilme özgürlüğü verir..
yorulan çenelere sahip züğürtleri doğurur.. bu züğürtler öyle bir siyasi parti seçerler ki , islamcı kapitalisttir.. bunlardan sosyallik beklerler, yardım etmeyenleri yadırgarlar.
günümüzün en çok kabul görmüş ekonomik sistemidir.

(bkz:ekonomik teori)
(bkz:oyun teorisi)
kendi sonunu getirecek olan insanlığın yüz karası bir sistemdir.
herkesin vebaymışçasına lanetlediği, tırım tırım kaçtığı (güya) ama kapitalistin tillahı olduğunu kabul etmediği -izm, paranın gücünü kullanma sanatı.

kapitalist düzen adaletsiz değildir, ideal bir toplumda kapitalist sistem kendi arz-talep dengelerini oluşturabilmeli ve buna bağlı olarak bir serbest piyasa ekonomisi yaratabilmelidir. kapitalizmin aksine sosyalist düzen bana göre daha adaletsizdir (sosyalizmin ne olduğunu da bir ara yazarım üşenmezsem).

ben milyonlar yatırıp fabrika kurayım, yurt dışından ithal ettiğin serumu burada üretip daha ucuza mâl edeyim mesela. hastaneye gittiğinde tutturduğun o seruma devlet baban 10tl kessin maaşından (yine tamamen sallıyorum). ithal olsaydı 20tl kesecekti hani. sen serum fabrikasında çalışmıyor olacaktın zaten ben paramı fabrika kurmaya harcamasaydım, orasına hiç girmiyorum bile. hani o sermayesini benim verdiğim fabrika olmasaydı sen hem işsizdin, hem aldığın hizmet daha pahalıydı. hatta belki de olmayacaktı, günümüzdeki kanser ilaçları gibi karaborsa olacaktı belki dandirik bir serum bile.

e ben paramı "risk alarak" bu şekilde kullanmayı seçiyorum, bırak da aslan payını ben alayım bir zahmet. yabancı firmayla rekabet edemeyip batabilirdim ben değil mi? batsaydım bana destek olur muydunuz peki? dürüst olun. sen işçi olarak başka bir fabrikada iş bulursun, ama ben sermayedar olarak param yoksa başka bir işe girişemem değil mi canlarım.

şöyle sorayım mesela: bitcoin ilk çıktığında 10 dolara 100 coin alsam, 1 coin 10 dolardan 10.000 dolara yükseldiğinde bana "benim hakkımı ver ulan, ben borsa sitesinin yazılımını yaptım" diyebilir misiniz? btcturk, benim kazancıma ortak olabilir mi? ya da euro 3 iken aldığım eurolarımın üstünde hanginiz hak iddia edebilirsiniz? hiçbiriniz hak iddia edemezsiniz.

kapitalist düzende de sen patrona emeğini satıyorsun. aylık 160 saat çalışmanın karşılığında 2000 lira almak üzere işe girmeden sözleşme imzalıyorsun. patron zarar ederse "banane kardeşim, satışların kötüyse beni niye alakadar ediyor, ben parama bakarım" derken; satışlar patlayıp kâr coştuğunda patronun ticari başarısına ortak olmaya çalışıyorsun. işte bak bu ikiyüzlülük.

olması gereken ne peki? güçlü bir adalet tesis edildikten sonra kurulacak olan serbest piyasa. sen serum fabrikasında çalışıyorsan 3-5 tane daha serum fabrikası olacak mesela (sayıya takılmayın. atıyorum). burada aldığın paradan memnun değil misin, başka firmayla görüş orada çalış. 2000 liraya çalışıyorsan ve fazlasını istiyorsan de ki "kardeşim ben 3000 istiyorum, yoksa sana emeğimi satmam". en doğal hakkın bu. asgari ücrete 'he' deyip her söylenene kafanı sallarsan olmaz bu iş zaten canımın içi. kapitalist düzende serbest piyasa olmalı, rekabet olmalı, alternatif olmalı mutlaka. olmalı ki sen istediğini seçebilesin.

bak bir örnek daha vereyim sana. avea-turkcell-vodafone diye 3 tane operatör var değil mi ülkede. sen müşteri olarak güçlü konumdasın be abicim. para sende. turkcell senden 30 lira mı istiyor, fazla mı buldun, vodafone'a git 25 liraya al. kim sana hesap sorabilir ki bunun için? hiç kimse. özgürsün. çalışırken de aynı şekilde sen güçlüsün. fabrika tek başına çalışmayacak sonuçta. emeğe, işçiye, iş gücüne ihtiyaç var. "ben 5000 altına çalışmam aga, işine gelirse" de, çarp kapıyı çık. dik dur, eğilme, bırak karşındaki eğilecektir zaten. adam sermayesini fabrikaya yatırmış ulan, zarar etmek ister mi hiç. elbet seni işe alacak. yeni gelinin evlenmeden önce beşi bir yerde, altın zincir, 5 bilezik, 3 burma, 2 trabzon, vakko'dan gelinlik, gucci'den zıbınlık bilmemne istemesi gibi. iste istediğini işte be abicim.

ama sen bunu yapmayıp, en baştan kaybediyorsun. ne verirsen kabulümdür diyorsun, her işi yaparım ağbi diyorsun, adam da seni sömürüyor. açıp baktın mı mesela hukuki haklarına? kaç saat çalıştıktan sonra mesai ücreti alman gerekiyor biliyon mu, hayır. e canım, kusura bakma ama çakal taksiciye denk gelmiş bol paralı japon turist gibi kendini bırakırsan patrona, patron da seni söğüşler. işte bu yüzden güçlü adaleti en başta yazdım.

para eşittir güç. paran varsa güçlüsün. daha işe başlamadan gücünü patrona teslim edersen söz hakkın yok paşam. oy vermeyip de hükümeti eleştiren godalaklar gibi davranmayın.

ha şu noktayı tekrar eleştireyim, fabrika batarken "ben parama bakarım, banane lan" diyen adamın fabrika kâr ederken "o kâr aslında benim emeğimle oldu, ben çalışmasam olmazdı, benim orada hakkım var, patron hakkımı yiyor" demesi iki yüzlülüktür. hatta biraz damarınıza basayım, haysiyetsizliktir. hatta hatta "mahalle yanarken saçlarını tarayan ejderha olmak"tır. kapitalistsiniz, daha fazla para için yırtınıyorsunuz, ama kapitalizm boktur deme yüzsüzlüğünü de yapabiliyorsunuz ya hani, midemi bulandırıyorsunuz.

pff çok bile yazmışım. üşeniyorum daha anlatmaya. ana fikri anladınız, anlamayanlar için dev hizmet: devletin elini cebime atmasına karşıyım. ev benim evim, şirket benim şirketim. ne demek "özel girişim olamaz, üretimi sadece devlet yapar", yek yeaa...

içerik kuralları - iletişim