kaybetmek

başlı başına hüzün barındıran sözcüktür
varlığında kıymetini bilmediğinin kanıtıymışçasına acıtan (pasif/aktif) eylem.
bazen bile isteye kaybediyor insan, eften püften mazeretlerle. hayat o kadar kısa ki olumsuzluklarla doldurarak o zamanı kaybediyoruz. olumsuz şeyleri konuşmak bile zaman israfı gibi geliyor, bardağın boş tarafına bakmak. sadece olumlu şeyleri konuşmak da kendini kandirmak belki, bu da değil olması gereken ama belki de kontrollü bi şekilde hapsetmeliyiz. 'bu sevimsiz konunun konuşulması için bir defa hakkı var'/ 'bu küslüğün sürebileceği süre maksimum 2 saat olabilir' gibi kurallar belki insanların daha az kayıp yaşamasını sağlayabilir. olumsuzluklarin bizi ele geçirmesine izin verdiğimiz her saniye olumluluklari kaybediyoruz. dunyada önüne geçilemeyecek tek kayip ölümken, belki bunu uygulasak 'keske' demekten kurtulmuş olucaz. keşke daha uzun sohbet etseydim, keske arkamı dönüp oturacağıma uzuuun uzun gözlerinin içine baksaydım, kırgınlığım o anda geçmezdi belki ama gerek yok ki geçmiş olmasını beklemeye. ha sevmediğin bir kimse için 'kaybetmek' kelimesini kullanamazsın zaten. seviyorsan da kırgınlık kızgınlık gibi durumların önünde perde olmasına izin vermemelisin. ınsan aç gözlü; milyon sene (sağlıklı, mutlu) yaşasa yetmez milyon sene daha ister. milyon senemiz yokken , kac nefesimiz kalmis belirsizken neden bin nefesi çöpe atıyoruz, az mi? yazık değil mi? ne ki böyle önemli olan ?
kaybetmek belki de o olumsuzluk perdesini kaybetmektir, aslında kazanmak anlamına gelecekken perdenin arkasında bişey kalmadığı zaman gerçekleştiği için acı verir.
  • /
  • 2

içerik kuralları - iletişim