kazık yemek

bir süre sonra bünye bağışıklık kazanır, hatta artık gerçekten kırılmadığınızı ve kızmadığınızı fark ettiğinizde vay be dersiniz:bu çok kaotik bir duygu anlatması güç. hem artık eskisi kadar canım yanmıyor demek büyüdüm dersiniz, gerçekten beklentileriniz asgari düzeye inmiştir. ama bu artık güven(e)mediğinizin bir göstergesidir yani aslında sizin için dost kalmamıştır, duvarlarınız sizi koruduğu kadar yalnızlığa hapsetmiştir.
kime sorsan mutlaka birilerinden en az bir kez kazık yemiştir. günümüzdeki insanların birbirine güvenmemesinin,ilişkilerinin zayıflamasının da temel nedenidir.ama maalesef her ne kadar şikayet edilse de bu durumla ilgili değişecek bir şey olmayacağı kesindir.atan yine atacak,yiyen de artık kalbi taşlaşmış bir şekilde ve kabuğuna çekilerek yaşamaya devam edecektir.
aliexpress'ten aldığı ürünlerle ticaret yapan yerlerden alışveriş yapmak. en barizi budur gözümde. adam benim 1 €' ya kargo ücreti ödemeden aldığım kulaklığı 15 liraya satıyor. hey yavrum hey..
fazla yediğinde anhedoni gibi bir yan etkisi olan durum.
aslında kazık diye tabir edilen sert-uzun ve sivri bir katı cismin(tercihen ahşap malzeme),anal yol vasıtası ile bünyeye alınması neticesinde hissedilen ağrıyı ifade eder.

toplum, gerçek anlamı bu derece galiz ve terbiye sınırlarını zorlayan bir tabiri mecazi anlamda da olsa rahatlıkla her ortamda kullanabiliyor.bizim küfür ile savaş derneği üyeleri ise seyrediyor.

bunun bide yağlı kazık cinsi var,burdada zıt anlam söz konusu.şöyle ki yağlı kazık bünyeye girdiğinde daha az acı vermesine rağmen kişinin 'canınını daha çok acıtan' öğe anlamında kullanılıyor.bilale anlatır gibi anlatayım:katajel kullanmadan rektal tuşe atmak ile katajelle rektal tuşe atmak arasında fark kadar.

ne bileyim işte can sıkıntısından yazacak bi bok bulamadım,farkındalık oluşmasını da beklemiyorum.
günde ortalama 5 kez falan kazık yemeden uyuyamıyorum sözlük. neyse iyilik yapıp denize atmalı zaten
yediğim çikolatadan bile fazladır yediğim kazıklar.

daha da bir şey yazamayacağım.
siz kazık yemek diyorsunuz, ben varlık içinde yokluk derim buna . asıl kazık nedir biliyor musunuz sevgili yazarlar, 1940lı yıllarda, bin beş yüz rakımda bir orman köyünde,6 çocuklu ailenin en küçük çocuğu olarak doğup okumak için vermen gereken savaştır. okumaya can atan küçük bir yüreğin , her gün yürüme sırtında odunla okula gelip gitmesidir. bi yandan ailenin geçimi için çalışmaktır. elimizde ayfon ,kız arkadaşımızdan ayrılıyoruz veya arkadaşımız bize yalan söylüyor kazık yedim tiplerine giriyoruz hep beraber. ne diyelim çağımızın kazık bireyleri olarak bizim de hakkımız bu . allah affetsin.
(ebkz: #32864) kızma abi özür dileriz.
  • /
  • 2

içerik kuralları - iletişim