komik öğrenci hatıraları

dönem 4 genel cerrahi stajı
hoca döndü bize ve sordu 'genel cerrahide ne zaman rektal tuşe yapılmaz arkadaşlar ?' hastalık saymaya çalıştık tabi. hoca da 'hayır sadece iki durumda yapılmaz ya doktorun parmağı yoktur ya da hastanın anüsü' dedi, tabi anüs değil de türkçe versiyonunu söylemişti, hepimiz kalakalmıştık.
bende de bol olan anılardır. bir kısmı hakikaten komik. bir kısmı da yaşanınca komik anlatınca o kadar da komik olmayan anılar.

ders pediatri. birtakım konjenital anomaliler işlenmekte. slaytta resimler var. derken umbilikal bölgede bir anomali. şimdi hangi resindi hatırlamiyorum. belki de ekstrofik mesane epispadiasın son aşaması gibi bişeydi.
uçarı bir arkadaş var her şeye garip cevaplar veriyor genelde. hocanın evet bu ne olabilir demesine kalmadan atladı
"hocam mikropenis"
şimdi o andaki ambiyans, alakasız bir anomali bizim elemanın nereden aklına geldi bilmiyorum ama o ani "hojjam miqqropenis" deyişi aklıma her geldiğinde kıkırdarım. o anda da kahkaha öksürüğe dönüşmüş ve hakikaten öksürdüğüme herkesi inandırmak için birkaç kere daha öksürmüştüm.

aynı eleman rektörlük kapısının karşısındaki kapıya asılıp barfiks çeken garip bir tıbbiyeliydi.
klinik kariyerimdeki ilk hastamdan anamnez alırken "amcaaaa!! alkol kullanıyor musun? kullanır mıydın?!" -kulakları duymuyordu.- diye sorduğumda "varsa getir beraber içelim." demesi.

85 yaşındaydı. safra kesesinde taş vardı. ben çok sevmiştim kendilerini.
başlığa yazanların hala tip okuyor oldugu komikligi
meşhur farmakolog i. bağcivan hoca ile 5. sınıfta klinik farmakoloji stajında aramda geçen diyalogdur.

i.b : eveet arkadaşlar şimdi antihipertansifleri sınıflandıralım bakalım. neymiş, vazodilatatörleer, nöööron blokörleri, raas inhibitörleri .... şimdi vazodilatatör gruba örnek verelim evet buyrun.

baybars: sildenafil..

ib: (sinsice gülerek) sildenafil (viagra) antihipertansif mi!. aklın nerde oğlum senin.

baybars: ehehehe?!!? (çuvalladım gülüşü)

daha sonra olayı anlattığım bir gastroenteroloji profu hocamız (kendisiyle muhabbetimiz vardı) ''aklın nerde oğlum??'' sorusuna ''başımda'' diye cevap verseydin diyerek beni yarmıştır.

saygılar ihsan hocam. seni seviyoruz.
klinikte bir hastamız var, gün içinde hepatik ensefalopatiye girip çıkıyor. biz de yer zaman oryantasyonunu kontrol amaçlı sürekli "neredesiniz m... bey? neresi burası?" diye soruyoruz. amcam yine girmiş ensefalopatiye ama bu sefer sorunun bug ını bulmuş. yatağın yanına gidip soran asistana cevap verir: "hıh hıh hıh (gülüyor) senin yanındayım."
1.sınıf biyokimya dersi nurten dikmen hocamızın dersine geç kalmıştık koştur koştur girdik sınıfa 3 kişi. baktık kürsü boş iyi dedik hoca daha gelmemiş. ama sınıfta bi düzen bi intizam bi sessizlik. herkes bize bakıyor. söylenerek yerimize çıkarken bi baktık nurten hoca sıranın birine oturmuş meğerse. romatizması vardı sürekli sıralara yanımıza otururdu. öylece kalakaldık. hoca bişeyler söyledi bize ama o anki şokla ve sınıfın gülüşme sesleriyle anlayamadık bile ve aynen geldiğimiz gibi geri çıktık sınıftan. meğerse hoca bi daha geç kalmayın yerinize geçin demiş. 2 kez rezil olduk yani. çıkışta arkadaşın lafı olayı bitirdi zaten "reklamın kötüsü olmaz" :(
birkaç gün ders almak için geldiğimiz bölümün tuvaletini nasıl sonsuza dek öğrencilerin kullanımına kapattığımın öyküsünü oluşturan gülmeli ağlamalı olaylar.

eylül ekim ayları, solmuş çiçekleri söküp toprağı yenilemek için hastanenin bahçesinde bazı düzenlemeler yapılmış. topraklar yenilenmiş. hatta o kadar yenilenmiş ki bir gün önce adımını atsan baştan aşağı toz olacağın, düşsen kafanı kaşını yaracağın kayalaşmış toprağı öyle bir yenilemişler ki bizim eski asfaltımsı toprak, resimlerdeki kahverengine bürünmüş, bir güzel sulanmış, çapalanmış, ekilecek yeni tohumları yeşertmek için kucak açmış bekliyordu.

biz, tüm bunlardan habersiz, mola bitmeden iki dakika içinde karşıdaki marketten su alıp geleceğiz. dört kişiyiz herkes almış alacağını çıkmış marketten, derse yetişebilmek için bastı gaza gidiyor ama ben ağır vasıta kaldım, millete yetişebilmek için kestirme olsun diye topraktan koşarak geçeyim dedim. ne de olsa ekili biçili bir yer değil. kaç kez üzerinden koşup geçtiğim yer. neyse koştuk ettik sınıfa girdik hoca içeride olunca da hemen geçip oturduk sonra baktım ayakkabı hep çamur olmuş ama çamur da değil bildiğin balçık usulu vıcık vıcık yapışmış, ayakkabı yarım kilo çamur taşıyor. iyi dedim, temizleriz ama sınıfta temizlesek her yer batacak ne yapsam etsem derken tuvalete gideyim orda güzelce altını üstünü temizlerim diyip servisteki tek tuvalet olan hemşire tuvaletine girdim. girdim ama yerler yeni yıkanmış gibi hep su. ben de o çamurlu ayaklarla oraya girince aklınıza gelebilecek tüm iğrençliklerle dolu manzara yaşandı ve adım attığım her yer vıcık vıcık kahverengi izlere bulandı. elimden geldiğince temizledim ama orayı eski haline getirmem artık asla mümkün değildi. ben de eyyeter ama bee diyip çıktım. serviste gezdiğim tüm yerler ve sınıfta benim sandalyemin etrafı hep temsili bok oldu işte. bunu gören, birlikte markete gittiğimiz arkadaşlarım olayı biliyor onlar ayrı gülüyor zaten. benim sinirlerim bozuluyor ben ayrı gülüyorum derken atlattık stajı.

bu arada hemşire tuvaleti öğrencilerin kullanımına kapatıldı zaten onu söylemeye gerek duymuyorum. asıl mevzu, stajı alan ilk grup biz olduğumuz için bizden sonra giden her gruba hemşireler tuvaleti kapatma sebebi olarak bu olayı ayakkabısıyla bok dağıtan arkadaş olarak yansıtmış. diğer gruplarla da bir araya gelince konu açılıyor ve bana bu olayı bak ne olmuş diyip gülerek anlatıyorlardı hep, bir yandan da hangi gerizekalı acaba onun yüzünden tuvalete gidemez olduk diye arkamdan yüzüme karşı sövmelerini pokerface ile dinlemek zorunda kalıyordum. bir sene boyunca her ay stajı bitiren diğer gruptan biri gelip bu olayı bana anlatıyordu. can dostum dediğim insanlar da yanımdaysa "e bunu yapan bizimki işte" diyip beni gösteriyorlardı. ben her ne kadar durumu açıklasam da hadi oradan kıvırma itiraf et diyip daha eğleniyorlardı. bir yerden sonra ben de pes edip ortamı terk ediyordum.

ama gerçekten bok değildi çamurdu o valla bak...
fakültede bi hocamız sağolsun derslerine hep geç gelmesine rağmen her dersini de 8.30 a koyar.dersine geç kalanı da baya bi azarlar.ayrıca dersleri de çok uzun sürer, ara vermeden en az 2 saat tutardı ders anlattığından falan değil sürekli gözüne kestirdiği kişilere laf atar dururdu ama asla ders işlemezdi okuyup gelin derdi neyse işte böyle bir hoca.şu sıralar yapılan uzaktan eğitimde online dersine rastladım.hoca videoda, açmış pdf sayfasını ve aynen şöyle diyo -arkadaşlar okumaya başlayın bitirince ilerle deyin ben de ilerleyeyim anlamadığınız bi şey varsa bana sorabilirsiniz(ssdfghjh)(bkz:nebekliyordumki)
stajda anlattığım hastanın tanısına akut konstipasyon demem..tabi genel cerrahinin bozuntaya vermemesi emmmmmaa arkadan huhhahhavv seslerinin kulaklarıma masaj yapmış olması.
  • /
  • 5

içerik kuralları - iletişim