konserde kalabalığın dışında duran insan

kalabalıktan haz etmeyen keyif ehli insan.

uzaktan müzik sesi gelirken rahat bir yer bulup oturur, yavaş yavaş içerken bir taraftan sohbet eder. konser sonunda kalabalığa kalmadan kendini dışarı atar. her yönüyle imrenilesi insandır bu.
yüksek müzikten rahatsız olan kişi olabilir. kalabalıktan, ter kokusundan, içecek kokusundan rahatsız olan kişi olabilir. o ortamda keyifli zaman geçirmek için bulunan kişidir
ülkemizdeki patlayan bombalarla travmatize olmuş olan insan olabilir. konsere bile gitse uzakta kalmak rahatlatıyordur onu.
(bkz:evet ben)
“gerçekten beni benden iyi tarif etmişsiniz” dedirten başlık. her yönüyle en rahatıdır. bir kez deneyin, sonra siz de bu takıma katılacaksınız zaten.
yıllar yıllar önce dönem 1 öğrencisiyken efes blues festivaline gitmiştim.(temel bilimliler bilmez bak bunu) kalabalığın içine girmeden uzaktan bistro masasına yaslanmış çıkan sanatçıları dinliyordum. bildiğim klasik blues şarkılar çıkınca bira altlığıyla tempo tutarak söylüyordum işte vaziyet bu. yanımda getirdiğim(sürüdüğüm) kızlı erkekli dönem arkadaşları da önde kalabalığın içinde inceden birbirine yazılma durumlarında falan anlarsınız ya* bir yandan dinleyip bir yandan tebessümle onları izliyordum. sonra bistroda yine bildiklerimden çalarken tempo tutuyordum birden yarım metre yakınımdan bir kadın:" elinizdekiyle ritm tutmazsanız size bira ısmarlayacağım."dedi. kendisini konuşana kadar hiç fark etmemiştim, ne zamandır oradaydı bilmiyorum. derler ya; "kendini müziğin ritmine kaptırmak" hah işte öyle bir moddaydım demek ki. 30larının başlarında, kısa kızıl saçlı, fit görünümlü bir hanımefendi gözlerini loş ışıkta hafif kısmış bana bakıyordu.( görseniz pilates eğitmeni sanarsınız,şimdi gözünüzde canlandı artık biliyorum) tebessüm ederek başımla onayladım ama sadece bistroda tuttuğum ritmin titreşiminden rahatsız olduğu için espri ile ile karışık beni uyandığını düşünüyordum. bira altlığı ile ritm tutmayı kestim. beş dakika sonra elinde şeffaf yarım litrelik (50cc) pet bardaklarla (blues festteyiz oğlum amerikan işi işte biralar anla) ben geldiiiim diyerek bardaklardan birini bana uzattı. şaşırmış bir şekilde refleks olarak biramı aldım. ben aldıktan sonra gülümseyerek elindeki birasını havaya kaldırdı "cheers!!" sonra ortamla ilgili, bluesla ilgili biraz konuştuk eğleniyorum diyebilirdim fakat insan içten içe bazen yaptığı bir eylem için tedirgin olur ama heyecanına dizgin vuramaz ya o hesap devam ediyoruz konuşmaya. her cümleye komik olmasa da ikimiz de gülüyoruz işte anla. adı mı? hiç sormadım o da sormadı zira böyle durumlarda adı sabah uyanıldığında öğrenilirdi.*( şaka oğlum be ne sanacaklar bizi ahahashf shfhedds ama yine de sormamıştım) biraz sohbet muhabbet baktım işler fena ilerliyor bizim kalabalıktaki pazar sevişgenlerine dönüp arkadaşlar çağırıyor, bayadır yanlarında değilim satış yaptım sanarlar diyerek cevap vermesini beklemeden arkadaşların yanlarına uzayıp kalabalıkta kayboldum. *

hikayeyi anlatırken tanımı unuttuk; afrika steplerinde sıradan bir günde toy bir antilop olarak dolaşıyorsanız büyük yırtıcılar için her zaman açık hedefsinizdir. bu yüzden sürünüzden ayrılmamaya dikkat etmelisiniz.

not: denk gelir de arkadaşlar okursa diye hikayenin sonu biraz * değiştirilmiş olabilir, çok takılmamak lazım ana temayı kaçırmayın siz.*

edit: ben bunu tıbbiyeli itiraf başlığına mı taşısam acaba *
kalabalığı sevmeyen kişidir veyahut ülkede yaşanan bombalı saldırılardan korkup yapabilir ..
şahsen benimdir. gerçi ben okulda da böyleyim . her ortamda aynı..
sigara dumanından tanımadığı insanlarla çok yakın durmaktan rahatsız olan insandır

içerik kuralları - iletişim