minimal öykü denemeleri

...bugün neye tanık oldum biliyor musunuz mahur bey? benim vesikalık bir fotoğrafım vardı, bilmem hatırlar mısınız? hatırlarsınız elbet mahur bey, zaten bana ait olan tek şey o fotoğraftı, yoksa siz nereden tanıyacaksınız beni? neyse mahur bey, uzun lafın kısası, bugün beyoğlu'na çıktım ben. çıkmasına çıktım da bir de ne göreyim. hani o cadde var ya mahur bey, insanın her yüzünü gördüğünüz o cadde, işte o caddedeki bütün direklerde benim vesikalık resmimin büyükçe bir kopyası! üzerine de "kayıp" diye yazmışlar büyük harflerle. altta bir irtibat numarası, en altta da: "insanlık namına gören olursa bizimle muhakkak irtibata geçsin". mahur bey sorarım size, böyle korkunç bir şeyi kim neden yapar? tahayyül edebiliyor musunuz? birisi benim o vesikalığımı nasıl temin ettiyse etmiş ve her bir direğe yapıştırıvermiş. sonra bir de güya insanlıktan bahsetmiş. hangi insanlık mahur bey? bu düpedüz hırsızlığa girmez mi? üstelik ben kayıp mıyım mahur bey? sorarım size! kaybolan ben miyim yoksa benim hayatım mı? ah şu insanlar! gördünüz mü mahur bey, "kayıpları" bile birbirine karıştırıyorlar artık!...
the clock's hands fold, i feel pulsing in my chest all the agony of one more day, in this world of darkness. through my nostrils, runs the smell of my own death printed on the grey sunday sky.

i kill myself, take my life...

in my last mourning i realize, i've always been the nothing i feared becoming...

/thy light

içerik kuralları - iletişim