muhabbet kuşunu eğitemeyen adam – Tıbbiyeli Sözlük
Evet, bu benim.



Yaklaşık bir sene evvel ne güzel ümitlerle almıştık. Sevip, büyütecektik ve bizimle konuşacaktı. İsmini kardeşlerimle birlikte "hoşbeş" koyduk. Sebebi küçük kardeşimin en sevdiği abur cuburun o olmasıydı. Besledik, suyunu eksik etmedik, yıkadık ama onun tek cevabi omuzumuza pislemesi ve elimizi ısırması oldu. Peki Neden hoşbeş?



Simdi bir de kardeşimin ısrarıyla yeni bir eş aldık. Meğersem hoşbeş dişi olduğundan konuşması ya da ele alışması zormus. Zulmetmişiz kızcağıza bunca zaman. Elimizi geldiği gibi kafese soktuk, ciyaklarken öptük filan. Gece 1 30 da yanımızda gözlerinden uyku akarken sohbet ettik, tabi umursamadı bizi. Neyse, Erkek ele daha rahat alışıyormuş ama hoşbeş yaşca artik büyük olduğundan yas itibariyle ona yakin birini aldık. Bu yüzden onun da konuşması ve elimize konması zor ihtimal. Küçükken almak lazimmis.



Bunları niye yazdım? muhabbet Kuşunuz varsa size nasıl eğitilmesi gerektiğinin cevabını veremem. Nasıl egitmemeniz gerektiği bende. Siz siz olun muhabbet kuşunuza çok güvenmeyin, sıkmayın rahatına bırakın. sabırlı olun ama sabrınızın karşılığını alamayabilirsiniz. Yine de sinir olup kediye köpeğe vereceğim desem de atılmıyor, gönlünüzle bağ kuruyor namussuz.



Şaka maka sevimlidir kerata. Dur biraz daha tutup sıkayim.
Hayıır benim bu.

Hep köpek severdim daha çok. 5 sene önce heves ettim bi muhabbet kuşu aldım. Gökmavisi gövdesi, kanatları gümüşiydi. Bulut olsun adı dedim ama hiç bulut diye seslenmedim açıkçası o benim için hep “oğloçoom”du.

Muhabbet kuşu hiç beslemediğim için o vakte kadar erkek kuşların daha çabuk alıştığını ya da en önemlisi kuşu en fazla iki aylıkken sahiplenmek gerektiğini bilmiyordum.

Kuşun bebek olması kafasında çıkan yatay siyah şeritli çizgilerden, büyük gözbebeklerinden, pembe tırnaklarından anlaşılıyormuş. Ben bilmiyordum tabi oğluşum muhtemelen 3 yaşındaydı eve getirdiğimizde. İnternette gördüğüm her şeyi denedim açıkçası ama tek yakınlığımız 2 sene boyunca kafesinin başında şarkı söylediğimde oynamaya başlamasıydı. Bir de kafesine yem dolu avcumu sokunca yaklaşık yarım saat sonra inadı kırılıp avcumdan yem yiyordu.



Sonra bi gün babam insana alışık bi dişi kuş getirdi eve. Malesef ki erkek kuşa göre daha yabani olan dişi kuşu ele alıştırmak için önceki sahipleri kanatlarını uçlardan kesmişler. Böyle olunca kuş dengesini sağlayamıyor uçamayınca da insan eline muhtaç kalıyor. Tekrar uçabilmesi için kesilen kanatları tek tek çekip tüylerin uzayıp olması gereken boyuna ulaşması gerek. Babam defalarca gel çekelim tüylerini dedi ama ben kesinlikle istemedim. Tekrar böyle bi acı çekmesine gerek yok. Nitekim dişi kuş (ona da mayonez olsun dedik ama hep fiyuk dedik) kondisyon kazandı ve uçabiliyor artık.



Fiyukumuzun tepemizden inmemesiyle oğluşum da 2 sene sonra kafama elime konmaya başlamıştı. Gerçekten sevinçten oturup ağladığım bir gündür.

Kuşların kafeslerini hiç kapatmadık biz, 1 kere bile oldukları odanın dışına bile çıkmıyorlardı. Oğluşum bize alıştıkça odaları turlayıp tekrar kafesine dönmeyi öğrendi kendi kendine. Mesele tamamen hayvanın güvenini kazanmak. Bunun için de ele alıp sıkmamak alçak sesle konuşmak ve elden yemek yedirmek gerekiyor. Ama sanırım en kolaylaştırıcısı yanına alışık bi kuş alıp ilgilenmeyi asla bırakmamak.



İnsanlık namına not: asla kuşları alıştırmak için kanatlarını kesmeyin. Hayvanlar sizin oyuncağınız olmak ya da sizi eğlendirmek için var değiller!