"Ruh yorgunuyum, gönül yorgunuyum, hayat yorgunuyum; öğrenmek, bilmek, anlamak, anlamamış gibi yapmak, düşünmek, hissetmek, tanımak, tanık olmak, katlanmak, anlayış göstermek, görmezden gelmek, üzerinde durmamak, idare etmek, üzülmemiş görünmek, alışmak, alışamamak, sabretmek, katlanmak, beklemek yorgunuyum.



Tam da artık bu memlekette hiçbir şey şaşırtmaz beni sanırken, her seferinde yeniden şaşırmak yorgunuyum.” demiş insan.
"Şimdi biz neyiz biliyor musun?

Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz.

Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada bir şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilemeyen çocuklar gibi.

Artık hiçbir duygusunu anlamayan çocuklar gibi."

(bkz:yalnız bir opera)
Şiirleri yeni yeni büyülerken "eskidendi çok eskiden" şarkısının sözlerinin ona ait olduğunu öğrendiğimde iyiden iyiye okumaya başladım şiirlerini. Genel üslubu çok keyifliydi ama kırk oda kitabındaki hikayelerle oynarken bu üslubun ayan beyan ortaya çıkması kitabı gerçekten bir solukta okumama sebep oldu. Ama şu şiiri pek az kişi bilir bilen büyülenir:ayna mithos ve öteki

göze alırsanız eğer 
kırılır 
dağılır aynadan 
sandığınız resimler 
sözcükler kalır geriye 
cam kırıklarına saklanmış 
az ışıklı odalarda sözcükler 
Ayna: anlam ve görüntü için sırlanmış kiler 
bulur çıkarırsınız bir yerlerden 
daha bulurken kararırsınız 
çok önce öğrenmiştiniz: Bedel 
özlenir ve kalır geriye 
gerekenler 

Sonra bir gün 
Sizin için bir gün 
Tehlikesiz, eski bir harita gibi 
uyuttuğunuz aynaların tozunu silerken 
elinize batar 
bir zamanlar yaranızı kanatmış sözcükler 
olaylar silinmiş, adlar unutulmuş, belirsiz bir geometride 
yerini bir türlü bulamaz kişiler, ilişkiler 
yalnızca bir duygu 
dipdiri bir acı çok eski tarihli bir çağrışıma eşlik eder 
bu nedir ki, yıllar sonra, telâşsız bir gün, ömrümüzün durulmuş 
bir mevsiminde, içinizin kazınmış yerlerinden 
ölümcül bir ağrı ansızın geri teper 

Eğilip bakrsınız aynaya 
Siz çoktan gitmişsiniz 
Yerinizde sözcükler 
Böyle zamanlarda sözcükler 
Bütün bir hayatın yerine ikâme eder 

Sözcükler.Tutmamış ömürlerin teyel yerleri 
camlatılmış kelebekler, kurutulmuş akrepler gibi 
başkalarına kaldınız 
bir zamanlar sanmıştınız ki hayat 
kitaplardan ve sözcüklerden geçer 
kendinizi eskiten oyunlara daldınız 
örneğin uzun tutulmuş bir önsöz yüzünden 
kitaba geç kaldınız 
Ki 'hayatınız' su içinde birkaç roman eder 
Sözcükler.Büyülenmiş, içi doldurulmuş, bekletilmiş, kullanılmış, 
anlamı çoğaltılmış, yani sizin 
yerinizi bekler, diye 
öğrendiğiniz 
Bütün sözcükler yaşamı çaldı sizden 
Aynadaki sandığınız şimdi bütün hayatınızı temellük eder 

Bilirsiniz 
aynalarla konuşur çok odalı evlerde büyüyenler 
düşün yerine ayna 
anların, durumların, duyguların yerine 
sözcükler 
masalın en iyi yanı yeniden söylenebilmesidir 
söylendikçe büyülenirler 
birleşir nehirler, dağlar yer değiştirir, tılsım ve tehlike 
çığ ve lâv, kılıç ve ipek, coğrafya ve tarih yeniden keşfedilir 
ışığın kırılma yerlerinden geçerken 
sırlanır yüzlerin kuytu yerleri 
gümüş bir alaşımdır ilk imge: sınır ve melankoli 
yani bütünlük ve binbir gece 
ışıksız aynanın yalnız 
olduğunu böyle öğrenirler 
bir gün bir ışık sızar bir kapı aralığından 
giz ve ihanet ödeşir 
düş erir.masal biter.büyü tutmaz sözcükler 
Görülmüştürler. 
erken parçalanır çok odalı evlerde büyüyenler 

Ya da böyle sağlamlaşırlar belki 
her parçası kuzey yıldızıyken dağılmış aynanın 
yola düşüp, yoldan çıkıp 
hiçbir şeyi unutmadan, her şeyi yeniden öğrenirler 
aynayı, mithosu ve ötekini 
yeniden düşünmeye 
erken gecikenler 

ayna, mithos ve öteki 
özgeçmişin vazgeçilmez elementleri 
Ayna.Anayurdu ayna hepimizin.İçinden çıkıp kavuştuk dile 
ve eyleme geçtik, ve kendimizi sınadık 
ağır taşlar koyduk kişiliğimizin köşelerine 
yani kendi kanunlarımızı varlığımızın yerçekimine 
bilmeden ve böylelikle bütün yolcuları yasakladık kendimize 
kırılmıştı sözcükler, parçalanmıştı ayna 
anladık imgemizin yalnızca bir kovuk olduğunu 
ve bunu öğrenmenin göçünde 
dağıldık kuzey yıldızlarına 
Şimdi uzak yollardan ve uzun maceralardan sonra yeniden 
dönüyoruz 
ülkemize, kimliğimize; imgemizi orada bıraktık 
imge oyunlarını da 
bırakarak yaşlandık birçok şeyi 
Bırakmayı kabullendiğimiz günden beri. 
ağır yalnızlıklardan geçtik, ödeştik kendimizle 
bir uçtan bir uca savrulurken onca şey harcadık hiç 
düşünmeden 
oysa hâlâ ayrıntılar ve ayrımlar arasındaki 
yollar kapalı bize 

olgunlaşmakla göze aldığınız birşeydir bu, ya da düpedüz 
yaşanmakla, umudun bazı çeşitlerinden boşanmakla, gelecek 
için bunca zaman taşıdığınız birçok yükü atmakla 
adına ne derseniz deyin, göze aldığınız birşeydir bu 
yani başlar bir gün 
sizin için bir gün 
geç kalmış yüksek sesli soruların dönemi 
sürçmeye başlar Dil sandığınız tekerlemeler 
gündeme gelir yeniden 
değişik çağlardan ödünç alınmış bilmeceler 
gizini çözersiniz 
kendiniz için kurduğunuz bütün Serüvenin 
yaşlanmayan ve gerçekleşmeyen portrenizin 
tozu alınmamış her şey yalnızca geçmişi yineler 

sfenksi kendini sorulamış bunca yıl 
tek kişilik korosu yanıtlamış 
paradoksları kullanmayı hayatı anlamanın yolu sanmış 
okuduklarından artıp, okuduklarına kalmış 
göze aldığınız birşeydir bu 
aynada portre, mithosda serüven, ötekinde giz 
saklı dururken 
yolculuklar taşımaz sizi hiçbir yere 
Bunu çok önceleri öğrenmeliydiniz 

oysa oturduğunuzda soruların başına, kaç saatiniz vardı? 
ölecek ve yetecek 
kaç saatiniz? 
Zaman'ın saydam sırrı portreyi aynadan ayırmaktaydı 
Başlangıçtı. 
kazılarda eksilmiş bir kabartma gibiyidi imgeniz 
sözcükler örselenmiş, aynalar pantimento 
çıkmaz sokaklardı adresiniz.sığındığınız kalelerde birer birer 
eksildiniz.Çekip gidiniz buralardan.Her yaşın uçurtmaları vardır 
birinin ipini çekiniz 
şimdi gözlerinizin ermediği bir yerden yeni bir ufkun başladığını göreceksiniz 

çok yaşar, çabuk ölür, ilk tuttuğu sipere tüm bir hayatın kalesini 
inşa edenler 
ayna silinir, mithos biter, gider öteki 
kitaplar yalnızca ölümü erteler 
yaşam çıplak.siz giyinik.Utanırsınız 
kuşandığınız kavramlar kullanılmaz silâhlar gibi sizi terkeder 
Öteki: çoktan eskimiş bir metafor, Dostoyevski'yi 
ve onu izleyen sonrakileri anımsamak neye yarar şimdi? 
Geçmiş bizi bırakıp gitti 
O kadar çok şey öğrendik ki, 
kendimiz için bile bir klişeyiz artık 
En çok buna katlanamıyoruz 
Farkındayız.Ve çürüyoruz. 
Hepimiz artık gençliğin bizi terkeden kuşağındayız 
Eğer göze alıyorsanız bu kadarı da size yeter 
yedi renk, taze su, parlak ışık 
her zaman yeniden okunacak bir kitap bulunur 
öğrenilecek yeni sözcükler 
durduğunuz yerde, her yere aynı mesafeden bakıyorsunuz 
buraya geldiyseniz eğer, daha ne istiyorsunuz?
"zamanın

ve

aynanın önüne bırakılmış

kısa bir mektup bu

Belki çok sonra anlayacaksın içindekileri

Ama şimdi okuyorsun"
Benim bir dersim hikayesi kitabıyla tanıdığım yazar. Yıllar önce okumuştum Ne kitaptan ne de kendisinden hoşlanmamıştım o zamanlar. Yıllar sonra belki ben önyargılı davranışımdır diye yüksek topuklar kitabını okudum. Okurken içim sıkıldı gerçekten bu kadar eleştiri, hiçbir güzel yanı görememe sadece olumsuz yönlere değinmesi bana karamsar ve gerçek dışı geldi. Kısacası sevemediğim yazar